İktidar partisi başta olmak üzere Saadet&[#]8217;in de aralarında bulunduğu bazı partiler yeni bir anayasadan söz ediyorlar.


Referandum öncesi dile getirilen bu sözler referandum sonrası bir kez daha gündeme getirildi.


Referandumda onaylanan değişikliklerin tartışması bitmeden yeni bir anayasa değişikliğinin tartışması başladı.


26 maddenin ne acelesi vardı?


Yangından mal mı kaçırıyorsunuz?


Bu değişiklikler toptan yapılsaydı ya.


Şimdi yeni bir değişiklik paketi daha hazırlanacak ve bu paketin bazı maddeleri meclisten geçmeyecek, ondan sonra hadi bir daha referanduma.


Ülkenin işsizlik, açlık, yoksulluk, ekonomik sıkıntılar gibi önemli meseleleri çözüm beklerken iki-üç ay da onun süreciyle uğraşırız, ne güzel olur.


Anayasayı taksitler halinde değiştirmeye devam edeceğiz gibi görünüyor.


Her hükümet döneminde bir paket değişiklik.


Mübarek anayasa yamalı bohça gibi oldu.


Sayın Başbakanımız referandum sonuçları belli olduktan sonra yaptığı açıklamada Anayasa Komisyonu Başkanı Burhan Kuzu&[#]8217;ya Anayasa&[#]8217;nın kalan maddelerinde değişiklik yapılması konusunda hazırlıklara başlamak üzere için talimat verdi.


Eski anayasa yeni anayasa derken bu tartışma hiç bitmeyecek sanki.


Kendimize çok güzel bir meşgale bulduk.


Madem anayasayı bir kez daha değiştireceğiz, bu sefer içine idam cezasını da koyalım tam olsun.


Bana göre Anayasada yapılacak en önemli değişiklik budur.


Bakın memlekette her gün olay oluyor, insanlar öldürülüyor, ocaklar sönüyor, yürekler yanıyor.


Bazı insanlar gözünü kırpmadan cinayet işliyor.


İki-üç, hatta dört-beş kişiyi öldürüp katliam yapanlar oluyor.


Darp, yaralama, mala zarar verme, cinsel taciz, tehdit, şantaj, rüşvet, hakaret, yağma, gasp ve tecavüz olaylarında artış var.


Çete olayları da öyle.


Üç beş kişi bir araya gelip suç örgütü kuruyor, haraç topluyor, adam öldürüyor.


Tefecilik aldı başını gidiyor.


Ortalık ayaklı bankadan geçilmiyor.


Dolandırıcılık olayları da cabası.


O kadar çok dolandırıcılık oluyor ki insanın çarpılmamak için çok uyanık ve dikkatli olması gerekiyor.


Bunlara bozuk gıda imalatı ve satışını da eklemek lazım.


Ayrıca trafik suçlarına da dikkatinizi çekmek isterim.


Trafik kazası yaparak insan öldürenlere verilen cezalar da yeterli değil.


Bundan yararlanıp bilerek insanın üzerine araba süren itler var.


Bütün bunların en önemli sebebi cezaların caydırıcı olmaması.


Diğer suçlar bir yana cinayet işleyen bile nasıl olsa en fazla 10 yıl yatar çıkarım diye düşünüyor.


5 senede bir olmasa da 10 senede bir af çıkıyor ya bu aflar insanları adeta suça teşvik ediyor.


İçeriden çıkanların birçoğu da zaten kısa süre sonra yeniden içeriye giriyor.


Özellikle insanın canına kast edenlerin bir müddet sonra ellerini kollarını sallayarak dışarıya çıkmaları toplumda huzursuzluk yaratıyor.


Bakın daha geçtiğimiz gün Eskişehir&[#]8217;de 11 yaşındaki küçük kızı boğarak öldüren ve sonra da ormana gömen sabıkalı canavarın iki yıl önce cezaevinden çıktığı ortaya çıktı.


Diyeceğim şu ki cezalar işlenen suçlarla orantılı değil.


Böyle olduğu için suç ve suçlu sayısında artış var.


Bunu önlemek için ceza yasası yeniden gözden geçirilmeli ve cezalar artırılarak caydırıcı hale getirilmeli.


İdam cezası da mutlaka geri getirilmeli.


Amerika&[#]8217;daki gibi olmalı.


İnsanlar bazı suçları işlediklerinde canlarından olacaklarını bilmeli.



Memleketimden gazetecilik manzaraları (XXII)



Havalarından yanlarına varılmayan anlı şanlı mevkutelerimiz resmi ilana verdikleri önemin birazını haberciliğe verseler daha az hatayla çıkacaklar.


Bunu daha önce de birkaç kez söyledim.


Kendim söylüyorum kendim dinliyorum.


Türkçe tam bir facia.


Kimse dilini düzeltmek için çaba sarf etmiyor.


Bazı okurlar herhalde bu haberleri yazan gazetecilerin Türkçe öğretmenlerini anıyor, kulaklarını bir güzel çınlatıyordur.


Bazı haberlerin bozuk Türkçe ve devrik cümlelerden dolayı ne demek istediği anlaşılmıyor.


Bunları okuyanlara Allah kolaylık versin.


Bazı gazetelerin okurlarına bozuk Türkçe&[#]8217;nin, imla hatasının yanı sıra yanlış bilgi vermeye devam ettikleri de görülüyor.


Bir gazete bayramda Çakırömerağa köyünde meydana gelen cinayette üç kişinin öldüğünü yazmış.


Halbuki olayda iki kişi hayatını kaybederken, bir kişi de ağır yaralanmıştı.


Ağır yaralanan 10 yaşındaki bir çocuktu.


Olaydan sonra hastaneye kaldırılarak yoğun bakımda tedavi altına alınan çocuk bu gazete tarafından öldürülmüş.


Aynı gün bir başka gazete bu çocuğun yaşam mücadelesi verdiğini belirten bir haber yayınladı.


Bu haber çocuğu öldüren gazeteyi tekzip etti. Yani yalanladı.


Gazeteler Fadime Öz olayında olduğu gibi bazı kişileri hastanede tedavi görürken öldürmeye alıştı zaten.


Bu hiç iyi bir alışkanlık değil.


Bir gazete parti başkanının birinden aldığı referandum değerlendirmesine &[#]8220;özel haber&[#]8221; demiş.


Aynı parti başkanının aynı gün bir başka gazetede de referandum değerlendirmesi vardı.


Hiç özel haber görmesek inanacağız.


Bir gazete eski haberlerden yeni haber üretmeye devam ediyor.


Biliyorsunuz bizde alışmış kudurmuştan beterdir diye bir laf vardır.


Alışkanlık işte ne yaparsınız.


Sigara gibi bırakamıyorlar.


Eski habere takla attırıyorlar, evirip çeviriyorlar, oluyor yeni haber.


Hiç utanma sıkılma yok.


Gazete çıksın da nasıl çıkarsa çıksın.


Nasıl olsa öyle de resmi ilan alınıyor, böyle de.


Ben böyle yazınca, bunların eksiklerini, hatalarını yüzlerine vurunca çok kızıyorlar, ifrit oluyorlar.


Bana kızacaklarına kendilerine kızsalar daha iyi ederler.


Gazeteciliği adam gibi yapmaları halinde ancak başarılı olabilirler ve bu mesleğe katkıda bulunabilirler.



Sıra santral referandumunda



Anayasa değişiklikleri için yapılan halk oylaması geride kaldı.


Değişiklikler yüzde 58&[#]8217;lik bir evet oranıyla onaylandı.


Vatandaşın tercihi böyle oldu.


Hükümet baskısı, yapılan propagandanın başarısı, vaatler, yapılan yardımlar vesaire.


Öyle oldu, böyle oldu.


Hayırcılar demokrasinin gereği sonucu kabullenmek ve hazmetmek zorundalar.


Sonuçta demokratik bir uygulama yapıldı.


Aynı şekilde kurulmak istenen her yerde sert tartışmalara ve olaylara neden olan nükleer, termik, mobil ve hidroelektrik santraller için de halkın görüşüne başvurulmalı.


Bir referandum da bunun için yapılmalı.


Santral tartışmalarının yoğun olduğu Bartın&[#]8217;da bu denenebilir.