Öldü anne ve mutfaklar kilitlendi.
Kilerler boşaltıldı farelerce...
Anne gitti ve evler döndü yazlık otellere...
Anne gitti ve sular buruştu testilerde...
Artık çamaşırlar yıkansa da hep kirlidir.
Herkes salonda toplansa da kimse evde değildir.
Bir vakitler anne açarken kapıyı...
Şimdi kimse yok, kapayacak kapıyı...
Anne gitti ve açıklandı ki...
Yarasalar da incir buğusu gibi birşeydi.
Ve o kadınlar nereye gittiler?
Anne olan, sevgili olan o kadınlar...
Çocuklarının üzerine titreyen...
Kirpiklerinde hep aynı...
Sevgi ve merhamet ışığı...
O kadınlar gökyüzüne mi çekildiler?
Eleğimsağmalara mı göçtüler?
Sezai Karakoç
* * * *
İş insanı, değerli büyüğüm Çanakcılar Yapı Malzemeleri Yönetim Kurulu Başkanı Sezai Çanakcı’nın annesi Hacı Halise Çanakcı’yı kaybettik.
Dört aydır Zonguldak Atatürk Devlet Hastanesi Palyatif Servisi'nde kalıyordu.
Bir hafta önce aradı, Sezai Ağabey...
Oyuncağını kaybedip sonra hiç ummadığı anda bulmuş bir çocuk gibiydi...
“Biliyor musun, annem sesime tepki verdi” dedi.
Başını hafifçe oynatmış, göz göze gelmişler.
Hiç reaksiyon vermeyen annesi elini tutmuş...
Gözyaşları içinde hıçkıra hıçkıra anlatıyordu.
Öyle mutluydu ki...
"Her şeyi bilen" Sezai Çanakcı’ya ne diyebilirdim ki?
Ölüme yakın her insan gibi iyilik belirtisi göstermişti, Halise Anne...
Kendisiyle bir bebek gibi ilgilenen oğluna en güzel haliyle görünmek istedi.
Ve öyle kalmak istedi, Sezai Çanakcı’nın hafızasında...
Anne ve babasını kaybetmiş biri olarak, anne eksiğinin ne olduğunu biliyorum.
Bize, en iyi öğretmenin "hayat" olduğunu öğreten
Sezai Çanakcı’ya; hayat "anne yokluğunu" öğretecek.
Güle güle Halise Anne...
Mekanın cennet olsun.
Çanakcı Ailesinin başı sağolsun.
İki kadından biriydi...
Sezai Çanakcı’nın annesi Halise Çanakcı, Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Sağlık, Uygulama ve Araştırma Hastanesi’nde yatıyordu. Sezai Ağabey, annesine refakat ediyordu.
Çanakcılar Seramik’in bahçesinde, Mehmet Çanakcı ve eşi Fatma Çanakcı ile sohbet ediyoruz.
Oğulları Çanakcılar Seramik Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Çanakcı geldi.
Annesinin rahatsızlığından duyduğu sıkıntıyı dile getirip, “Yarın sabah Ankara’ya gidiyoruz” dedi.
Fatma Çanakcı, eltisi Halise Çanakcı’yı kastederek, “Ablam hastanede yatarken, ben Ankara’ya gitmem. Ölsem gitmem” dedi.
Gözlerinden yaş geldi.
Ağlaya ağlaya anlattı...
“Halise Ablam, bana eltilik yapmadı. Yeri geldi annelik, yeri geldi ablalık yaptı. Yıllarca aynı mutfakta yemek pişirdik. Bir kez bile laf söylemedi. O hastanedeyken, ben Ankaralara gidemem.”
Çanakcılar Seramik Onursal Başkanı Mehmet Çanakcı, “Ali Rızacığım... Hani Çanakcılar Seramik’in başarısını soruyorsun ya... Çanakcılar’ın başarısı, bu iki kadında... Onlar anlaşamasa, bu başarı hikayesi yazılmazdı” dedi.
Çanakcılar Şirketler Grubu’nun başarısındaki en büyük pay sahibi iki kadından biri ayrıldı aramızdan...
60 yaşından sonra araba kullanan, şiir yazan, eşine şiir yazdıran bir kadındı Halise Çanakcı...
Kendi elleriyle açtığı böreği ve üzerine koyduğu köy tavuğunun lezzetini unutmayacağız.
“Şöyle elinle yi...” demişti...
Benim bir Devrekli olduğumu unutarak.
Anneme-babama selam söyle Halise Anne...
Hüseyin Şeker’e…
Erdal Şeker’e…