Ne oldu bu memleketin toprağına


havasına?


Dört bir tarafı bereketli ve yeşil


ormanlarına.


Çayırlarına, yamaçlarına.


Memlekette öküz mü kalmadı ne.


Ne oldu kınalı kuzulara, cengaver


davarlara, sarı öküzlere.


Memlekette bu kadar sığır varken ne oldu


dağlardaki kırsaldaki sığırlara!


Burası hangi Anadolu.


Burası kimin Anadolusu.


Kimin cep dolusu!


Ne oldu memleketin damızlık azgın


danalarına.


İş tutmuyorlar mı, yoksa bir kılıf mı


kullanıyorlar!





Bu sorular bitmez.


Ama bu soruları soran memlekette kaç


kişi.


Öküzden daha öküz, koyundan daha


koyun olmak ne acı.


Allah´ın zoruna gitmesin ama verdiği aklın


hangi işlere yaradığını eminim görüyordur.


Koskoca Türk coğrafyasının içine


düşürüldüğü duruma bak.


Şu dağlara, köylere, kırsala, çiftliklere bak.


Utanılacak bir durumdayız.


Utandığımızı haykıracak cesaretimiz yok.


Memleket bu ya.


Burası nasıl bir Anadolu.





Sorular elbette çok.


Habere bakarsanız daha iyi


anlayacaksınız beni.


"Et Balık Kurumu´nun (EBK) açtığı canlı


hayvan ithalatı ihalesinde Ankara için en


düşük teklifi 1 milyon 299 bin Euro ile Hacılar


firması verdi. Şirket, EBK´dan onay alırsa


teklif ettiği bu fiyattan 500 ton hayvan


getirecek. Firmanın verdiği teklif, bugünkü


Euro kuru ile canlı hayvanın kilosu için 5,1


liraya tekabül ediyor. Türkiye´de halihazırda


canlı hayvanın kilo fiyatı bu rakamın 3 katına


karşılık gelen 15 lira arasında seyrediyor.


Canlı hayvan ihalesinde sadece


Ankara´nın 500 tonluk kısmı için teklif geldi.


Teklifin sahibi 1 milyon 299 bin lira ile Hacılar


firması oldu. İhale için son kararı EBK


Yönetim Kurulu verecek. Teklif gelmeyen


Adana ve Adapazarı için ise önümüzdeki


günlerde yeni ihaleye çıkılacak."





Bitmedi


Devam edelim.


Ancak ihaleye ilişkin asıl çarpıcı bilgiler,


ihaleye giremeyen firmaların sahiplerinden


geldi. Şartname almasına karşın ihaleye


katılmayan Avusturya menşeli Köseoğlu


firmasının Sahibi Mustafa Köseoğlu, 40 yıldır


bu işin içinde olduklarını kaydettikten sonra,


hayvanların 10 gün içinde tesliminin mümkün


olmadığını kaydetti. İhaleyi ´´göstermelik´´


olarak nitelendiren Köseoğlu, ´´Bir günde


ancak 300 hayvanı yükleyebilirsiniz. 10


günde de 3 bin hayvan gelir. 4 bin 25 ton


hayvanın bu kadar sürede yüklenip


getirilmesi mümkün değil. İhale göstermelik.


Ya hayvanlar geldi bir yerde bekliyor, ya da


hazır´´ diye konuştu.





Kaç gündür izliyoruz.


Geçmiş ve bugünkü hükümetlerin tarım ve


hayvancılık politikalarında Türkiye´yi hangi


öküzlere muhtaç ettiğini çıkıp anlatan yok.


Bunun kavgasını yapan yok.


Zonguldak ve Batı Karadeniz Bölgesi


sığırcılık konusunda büyük avantajlara sahip.


Ancak bizim millet hastane kapılarında


güvenlikçi olup yüzlerce, binlerce adama


çobanlık etmek için yarışırken, köyünde 10


tane sığıra bakmayı zul sayar.


Çünkü ülkenin tarım ve hayvancılık


politikası bu işleri utanılacak bir iş gibi


görüyor. Brezilyalı kızların popolarının


önemini anlatan yaygın medyanın şimdi


Brezilya, ABD, Litvanya ve Macar öküzlerinin


bu ülkeye nasıl gelebildiğini sorgulaması


lazım. Değerli köşelerini şarap reklamlarına


ayıran büyük, büyük yazarların bu öküz


mevzuna yıllardır neden değinmediklerini de


sormak lazım.





Mülkiye Müfettişi eski Çaycuma


Kaymakamı Musa Işın yıllarca Çaycuma


kırsalında hayvancılığın gelişmesi için çaba


sarf etti.


Hayvancılık yapmaya yanaşmayanların


yeşil kartlarını iptal edeceğini açıkladı.


Kısmen bunu yaptı da.


Zonguldak yıllardır bu avantajlarını


görebilse bugün köylerde ahırlar çoğalacak


ve hayvancılık gelişecekti.


Ama olmadı.


Musa Işın tembelliğimizi yüzümüze vurup


gitti.


İnşallah Vali olarak gelir ve bu konuya bir


el atar.





Son söz.

Milyon, milyon avrolar kırsalda, kentte köylünün hayvancılık yapması için harcansaydı keşke.

O zaman köylü köyünde istihdam edilmis olabilirdi.

Et fiyatları disiplin altına alınabilir, fakir de et yiyebilir, Türkiye öküz ithal eden değil, öküz ihraç eden bir ülke olabilirdi.

Öküz altında buzağa çok!

Öküzlere lafımız yok.


Asıl öküzlük bizde!



Hormonlu büfeler


Zonguldak´ın dört bin yanında hormonlu


büfelerin sayısı artıyor.


Konuyu dün gündeme taşıdık.


Gelen tepkiler devam etmemizi


buyuruyor.


Devam edeceğim.


Halkın yürüme ve halk olma hakkını


gasp edenlere göz yumanların bu işlere


nasıl çeki düzen vereceklerini merak


ediyorum.