Tahsin Erdem medyası, Zonguldak’taki trafik karmaşasını, Fevkani Köprü’yü yıktığı için önceki Belediye Başkanı Dr. Ömer Selim Alan’a bağlıyor!
Dr. Ömer Selim Alan, yeniden Zonguldak Belediye Başkanı seçilse, çevre yolu üstüne çok modern, kullanışlı iki üst geçit yapılacaktı. Üstelik bu üst geçit derenin üstünden karşıya kadar ulaşacaktı. Böylece şehir içi trafik hiç aksamayacaktı.
Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem, sadece ağlıyor!
‘Para yok’ diyor!
Oysa AK Parti İl Başkanı Mustafa Çağlayan, Tahsin Erdem’i Karayolları ve DSİ Bölge Müdürleri ile bir araya getirdi!
Orada üst geçidin nereye ve nasıl yapılacağı konuşulacaktı!
Mustafa Çağlayan’a, “Sen kimsin Mustafa? Hangi sıfatla buradasın?” diyerek kibrine yenildi!
Oysa Karayolları ve DSİ bütçelerini birleştirip Zonguldak’a çok şık bir üst geçit yapacaklardı.
Tahsin Erdem’in oradaki tavrını görünce, “Biz buraya bir şey yapmayız” dediler ve gittiler!
Çevre yolunda can kayıpları yaşanınca Zonguldak Valisi Osman Hacıbektaşoğlu devreye girmek zorunda kaldı!
Karayolları, çevre yolu üzerine bir üst geçit koydu!
Bu arada, üst geçidin asansörü imalat aşamasında!
Üst geçidin asansörü olacak!
Tahsin Erdem, üst geçidin bakımını üstlenmiyor!
Gerekirse Özel İdare bu işi üstlenecek!
Ancak Tahsin Erdem, Zonguldak tarihine en başarısız, en korkak, en vizyonsuz Belediye Başkanı olarak geçecek!
DSİ ve Karayolları Bölge Müdürlerinin katıldığı toplantıda Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem’in, AK Parti Zonguldak İl Başkanı Mustafa Çağlayan’a yaptığı saygısızlığı görmenizi isterim!
Bir Belediye Başkanı’nın nasıl çirkinleştiğini görmeniz lazım!
O kibrini!
O kendini beğenmişliğini!
O eyvallah çekişini!
Zonguldak böyle bir Belediye Başkanı ile yönetilmeye layık değil!
Daha doğrusu Tahsin Erdem, Zonguldak’a layık bir Belediye Başkanı değil!
Biz Tahsin Erdem’in karakterini, Emirhan Erdem’i tanıyınca daha iyi anladık!
Rahmetli anacığım, “Işam, öğ tekerek neren gidese, arka tekerek oran gide” derdi!
Öğ tekerek Tahsin Erdem, arka tekerek Emirhan!
Yer değiştirseniz sonuç yine değişmiyor!
Zonguldak’a yazık oluyor!

Yatmasa ayağa kalkacak!

Telefonumuz çaldı!
Çaycuma Organize Sanayi Bölgesi’nde faaliyet gösteren bir fabrikada çalıştığını söyleyen kadın yönetici enteresan bilgiler verdi!
“Ali Rıza Bey, bizim fabrika batıyor!
İşçi çıkartılıyor!
Patron her şey yolundaymış gibi tablo çiziyor!
Ama EYT’den emekli olanları bile geri almıyor!
Çalışan sayımız üçte bire kadar düştü!
Yakında fabrika kapanır!
Biz işsiz kalırız.” dedi.
Allah yardımcıları olsun!
Bu ekonomik koşullarda ayakta kalmak zor!
Ama bu patron ayakta çok durmuyor!
Sürekli yatıyor!
Enerjisini işine verse, ayakta kalması daha kolay olacak!
Büyük düşündüğünü söylüyor ama hep küçük düşünüyor!

Vizyonsuzlar!

Bir siyasi partinin yönetiminde yer alan kadın ile erkek, yeni yıla birlikte girebilmek için görevlerinden istifa etmiyorlar!
Yılbaşı akşamı partinin bir etkinliği olur da yine görüşürüz diye partiyi düşürdükleri duruma bak!
İlçe Başkanı, bu evli kadın ile erkeği neden görevden almıyor, neden partiden ihraç etmiyor?
Anlaşılır gibi değil!
Üstelik partinin icra kurulunda yer alan bu ikilinin başına, birbirlerinden aldıkları kaçak elektrik yüzünden çok büyük bir iş gelecek!
Biz başlarına iş gelmeden istifa etsinler istiyoruz!
Yoksa bize ne, parti yönetiminde yer alan evli esnafın, dubleks garsoniyerine kimi getirdiği!
Ama partiden evli bir kadın, parti yöneticisi tarafından garsoniyere giderse ve duyulursa sıkıntı olur!
Bir de terasta Tuborg mu içilir?
Vizyonsuzlar!
Bir de led ışık takıp aydınlatsaydınız terası!

Kıssadan Hisse: Zenginlik

Neyzen Tevfik soğuk bir kış günü aç sefil ortada kalır. Sığınır bir caminin şadırvanına ve bekler ki birisi onu görsün ve yardım etsin.
Fakat hava soğuk, gelen giden yok. Çaresiz kalkar yerinden ve per perişan, kalacağı yere doğru yürümeye başlar.
O dönemin en varlıklı ailelerinden birinin gencecik oğlu askerden yeni gelmiştir.
Onu görür ve halini anlar.
Genç adam o günün en büyük parasını cebinden çıkartır, takdim edecektir ama bir sorun vardır. Karşısındaki koskoca Neyzen Tevfik’tir.
Allah'ın deli ve veli bir kulu!
Koca Neyzen'in sağı solu belli olmaz ki, bir bakarsın devlet başkanlarına kafa tutar, bir bakarsın zamanın en zengin adamlarını yerin dibine sokar.
Delikanlı parayı buruşturup Neyzen'in ayaklarının dibine doğru hafifçe atar..
Sonra omzuna dokunup;
- “Efendim paranızı düşürmüşsünüz." der.
Neyzen gözleri zaten hasta, zar zor açıyor göz kapaklarını ve çocuğa bakıyor. Anlıyor tabii ki inceliği, zerafeti;
-Ah be çocuk, ah be evladım... O düşen sizin pırlanta kalbinizdir. Nezaket, insanlık ne güzel şey...
Hisse:
Demek ki almanın da, vermenin de bir adabı varmış. Almanın değil vermenin zenginlik olduğunu bilenlere ve karşılıksız sevenlere gelsin selâm…