Ne yazalım, neyi yazalım?
Bazen çok şey yazmak yerine şu sütunlara bir inatçı keçinin kocaman fotoğrafını basmak daha mantıklı geliyor.
Ya da izahınızın tercümesi olan bir hareki özetleyen başka bir fotoğraf!
Bazen ne yazsanız boş&[#]8230;
Neyi, ne kadar yazarsanız yazın, bazen boş.
İstersiniz ki, yazdıklarınız işe yarasın.
Kente katkı sağlasın.
Tartışmaya katkı sağlasın.
Siyasetçiye katkı sağlasın.
Bürokrata katkı sağlasın.
Toplumsal çıkarları olsun.
Hizmet adına bir tuğla olsun.
Yol gösterici olsun.
Düşünceleri yeşertsin.
İnsanları yüreklendirsin.
Eksikleri göstersin.
Ruh versin.
Heyecan versin.
Paylaşım duygusu versin.
Çeki düzen versin.
[*] [*] [*] [*]
İşte o zaman bir yazı tam anlamıyla amacına ulaşır.
Yazdıklarımızın, önerilerimizin, çabalarımızın, yayınlarımızın pek çok alanda amacına ulaştığını görüyoruz.
Ancak yeterli değil.
Olayların, konuların, sorunların konuşulmasını, tartışılmasını sağlamaktan bir adım öteye geçilsin istiyoruz.
Yani sonuç alınsın.
Sonuca gidelim.
Hep birlikte gidelim.
Konuşmak yetmesin.
Ama olmuyor.
[*] [*] [*] [*]
Siyasetten bürokrasiye pek çok alanda bu kentin önüne duvar ören çok isim var.
Sığ siyaset, tembel bürokrasi ve toplumsal menfaat gözetilmeden yapılan çıkar pazarlıkları, her şeyin önünü kesiyor.
Böyle bir durumda yazsanız ne olacak?
Yaz yaz, nereye kadar?
Kimsenin burnundan kıl aldırmadığı bir kentte, ne yazsanız boş.
[*] [*] [*] [*]
Her kurumda, her platformda, her siyasi partide bir günü kurtarma anlayışıdır gidiyor.
Günü kurtarıyorlar kurtarmasına da, bu kentin içine ediyorlar.
Zonguldak&[#]8217;ın son 40-50 yıllık gazete arşivlerine baktığımız da, yönetsel anlamdaki zeka seviyesini çok daha net görebilirsiniz.
Bu kentin son 40-50 senesini yakından bilen, ama bir yerlere talip olmamış olanlar da geri gidişi anlatabilir.
[*] [*] [*] [*]
Bartın sınırından Alaplı sınırına kadar olan bölgede yaşanan kısır döngüyü ve hastalığı anlamak mümkün değil.
İşte böyle bir atmosferde soruyoruz kendimize:
Ne yazalım, neyi yazalım?
Hangi güzel şeyden bahsedelim?
Bunca itiş-kakış, bunca kokuşmuşluk, bunca yalan-dolan, samimiyetsizlik ve bunca vurdumduymazlık içinde hangi güzel haberi manşetten verelim?
Büyük bir huzurla neyin güzel haberini manşetten verelim?
Neyin güzel haberini bu sütunlarda anlatalım?
[*] [*] [*] [*]
Türkiye, Avrupa&[#]8217;nın çok gerisinde&[#]8230;
Zonguldak ise, Türkiye&[#]8217;nin çok gerisinde&[#]8230;
Yok arkadaş.
İnsan olan insan bu kentte yöneticilik yaparken biraz utanır.
Devletin, yasaların, sivil otoritelerin, siyasetin verdiği sorumlulukları yerine getiremediği için utanır.
Cücük kadar işleri okşaya okşaya büyüterek anlatmaktan utanır.
Gerçekten utanır.
Utanmak da bir erdemdir.
Hiçbir şey olmamış gibi davranamaz.
Her şey yerli yerindeymiş gibi rahat olamaz.
[*] [*] [*] [*]
Sokağa bakalım.
Sokak da bir alem!
Toplumun, kurumların, siyasetin vicdani ve ahlaki değerlerini ayaklar altında alarak bu kentte her alanda &[#]8220;baş&[#]8221; olanlar el üstünde.
İşte böyle bir atmosferde neyi yazsanız boş&[#]8230;
Ne kadar yazarsanız yazın boş.
Pusula olarak sorunların çözümüne katkı adına zaman zaman farklı konularda destek olmaya çalışıyoruz.
Başarılı olduğumuz konular da var.
Bazen kendimize soruyoruz.
Birbirimize soruyoruz.
Daha fazla ne yapabiliriz?
Yayınlarımızla ve yorumlarımızla destek ve paydaş olmaya hazırız.
Ancak yeterli değil.
[*] [*] [*] [*]
Bu kentte sorunların çokluğundan korkmuyoruz.
Sorumsuz davranan sorumluların bu rahatlığından korkuyoruz!
Heba olmuş bu kentin sonraki yıllarını heba etmelerinden korkuyoruz.
Bu kadar sorunun içinde böylesi bir rahatlık yok.
Böyle bir durumda yaz yaz nereye kadar?
Hani derler ya, &[#]8220;Oduna söylesek anlardı&[#]8221; diye.
Öyle yöneticiler, öyle siyasetçiler, öyle toplum önderleri var ki, oduna hakaret olur.
Hal böyle olunca, gel de keyifle yaz!