1979-1984 yılları arasında Zonguldak Valisi olarak görev yapan Galip Demirel, yaşama veda etti.

Bugün Ankara’da toprağa verilecek olan Demirel, anılarının yer aldığı kitabında Zonguldak günlerine geniş yer vermişti.

O anılar Pusula Gazetesi’nde yazı dizisi olarak yayımlanmış ve bugünle mukayese adına önemli mesajlar vermişti.

Yaklaşık 11 ay önceki yazıda şunları demiştim:

“Anıları okurken, bir Vali’nin kent için neden çok önemli olabileceğini görüyorsunuz.

Aslında görülen o ki, bir Valinin Valiliği o kentin sorunlarını sahiplenmesiyle orantılı…

O kentin barış ve huzur içinde yaşaması için verdiği uğraş ile orantılı…

Sorunların çözümünde attığı adımlarla orantılı...

Devletin adaletini, şefkat ve sevgisini ne kadar adaletli paylaştığı ile orantılı…

Kanunsuz işlere karşı verdiği mücadele ile orantılı…

Yaşananlar karşısında gösterdiği hoşgörü ile orantılı…

Kent adına önemli olaylarda çözüm adına, yazılı olmayan, ‘ilginç’ yöntemlerle orantılı…

Yani bir Vali, kent için ne kadar çok güzel iş yaparsa, o kadar Vali.

Galip Demirel’in anılarında bu konudaki hassasiyetini örnekleriyle görüyoruz.”

[*] [*] [*]

Galip Demirel’in Zonguldak’a ilişkin çok önemli anıları vardı.

Kaldı ki, 12 Eylül darbe döneminin Valisi olduğunu düşünürsek, bu hatıralar ayrı bir önem taşıyor.

İşte Galip Demirel’in anlatımlarından biri…
“Bu düşünceler ve mülahazalar ışığında, 775 Sayılı Gecekonduyu Önleme Kanunu'nun bize verdiği yetkiyi kullanarak, binanın yıkılmasına hükmettik.
Elbette ki riskli bir müdahale idi…
Aslında çok riskli bir karardı.
Mahkemeye başvurmak sureti ile aksine bir karar da alınabilirdi.
Ancak herkesin gözüne batan bu binanın yıkılmasını halk benden bekliyordu ve ben bu riski göze almak mecburiyetindeydim.
Zonguldak'a döner dönmez İl İdare Kurulu’na yıkım karan aldırdım ve Köyişleri Müdürlüğü’ne talimat vererek, kaçak binanın yıkılması­nı istedim.
Bu arada, bina sahibi aklına gelen bütün makamlara telgraf çekmek sureti ile binanın yıkımının durdurulmasını istiyordu.
Ümidi kesilince, son olarak Valiliğe çektiği telgrafta, binanın yıkılmamasını köye okul binası olarak hibe edebileceğini belirten bir dilekçe gönderdi.
Arkadaşlar sevindiler, ‘İyi fikir’ diye, ama ben kabul etmedim. Zira o binanın yıkılmamasını kabul etseydim, adamın biraz ilerde yapacağı ikinci binayı yıkamayacaktım.
Zira, ‘Önceki bina­yı siz yıkın, ben de bunu yıkayım’ diyebilecekti.
Hatırladığıma göre binayı yı­kabilmek için 59 adet dinamit kullanmışlardı.
Bunun dışında gene İnkum'da kumsal üzerine yapılan kaçak binaları da aynı yolla ortadan kaldırdık.”

[*] [*] [*]

Galip Demirel’in aslında her anısı olay…

Her anlattığı bir ders…

Galip Demirel’in anlattıklarına bakınca, aslında Valilerin kentler için neler yapabileceklerini daha net görüyoruz.

İşte bir ilginç örnek daha…

[*] [*] [*]

“Ereğli ilçemizde yeni bir Hükümet Konağı yapıldı, eski Hükümet Konağı ahşap ve harap durumdaydı.
Bunun yıkılması için ilgililere talimat verdi­ğimde, ‘Efendim, eski binayı yıkamıyoruz, çünkü Anıtlar Kurulu’nun kararı var’ denildi.

Amasra’da karşılaştığımız olay, burada tekrar ediliyordu.

Konuyu İlçe Kaymakamı ve Karadeniz Kuzey Saha Bölge Komutanıyla görüştüm, bir çare bulunmasını rica ettim ve, ‘Allah korusun, gece veya sıkışık bir zamanda bir yangın çıkarsa şehri tehdit eder’ dedim.

Aradan bir süre geçti bir Pazar günü sabah erkenden kaymakam telefon etti:

‘Efendim, bu gece eski Hükümet Konağı’nda yangın çıktı. İtfaiye hemen müdahale edemedi, bina neredeyse tamamen yandı, bereket versin yangın etrafa sıçramadan aldığımız tedbirlerle söndürüldü.’

Ben kendisine, ‘Müda­hale için ihmaliniz olmadı değil mi?’ dedim. Gülerek, ‘Hayır efendim, yangı­nın söndürülmesi için canla başla çalıştık’ dedi.”
[*] [*] [*]
Pusula Yayın Grubu olarak, tebessüm ettiren ve düşündüren eski Valimiz Galip Demirel'e Allah'tan rahmet, ailesine ve dostlarına sabır diliyoruz...

Turpcu’ya düşen görev…

CHP Parti Meclisi, Pazar günü yaptığı toplantıda aday belirleme yönetmeliğindeki değişiklik önerisini kabul etmiş, bu değişiklik sonrası erken seçimde "önseçim" yapıp-yapmaması gerektiğini YSK'ya sormaya karar vermişti. YSK'nın kabul ettiği karara göre CHP, erken seçimde adaylarını önseçim yapmadan belirleyecek.

CHP kurmayları açıklamalarında 7 Haziran’da seçilen isimlerin kazanımlarının korunması görüşünde.

Bu durumda listede bir değişiklik beklenmiyor.

CHP, büyük ihtimal aynı listeyle seçime gidecek.

Bu konu belki çok tartışılıyor.

Belki daha fazla tartışılacak.

Daha fazla tartışılmalı.

Çünkü ortada bir tablo var.

Hayaller ile gerçekler farklı.

CHP geçen seçim önemli bir avantaj sağlamasına karşın ne yazık ki, kontenjan aday meselesi yüzünden değerlendiremedi.

Kontenjanı da doğru isimle kullanamadı.

Örgütün büyük kesimi bu şekilde düşünüyor.

Ve bu düşünce sandığa yansıdı.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve kurmaylar, bu konuda bir risk almalı.

7 Haziran’daki hatadan dönülemezse, değişen bir şey olmaz.

Şerafettin Turpcu ilk sırada…

Sonrasıyla ilgili mutlaka bir değişiklik yapılmalı.

Bunun birkaç yolu var.

En kestirmesi, kontenjanı aradan çıkarmak…

Adı üzerinde kontenjan…

Yani piyango!

Bu bile büyük dinamik yaratır.

Harun Akın’ı çizgiye çektiğiniz zaman AK Parti ve MHP’nin istemediği işi yapmış olursunuz.

Veya mutlaka kontenjan aday yazılacaksa, artı değer katabilecek başka isimler var.

İl Başkanı Ertuğrul Koltuk ve örgütler, aylardır bir şeyler anlatmaya çalışıyor.

Dikkate alınmadı.

Milletvekili Şerafettin Turpcu, belirleyici ve Genel Merkezde sözü dinlenen birisi olarak bu konuda tavrını ortaya koymalı.

Çünkü, Turpcu paçasından çeken ismin kim olduğunu artık tanıyor.

Topaloğlu diyor ki…

Ali Topaloğlu, HDP’nin Zonguldak birinci sıra milletvekili adayıydı.

Kentte sevilen ve kent adına duyarlı bir isim olması nedeniyle sorun yaşamadı.

Seçim sonrası yaşanan terör olayları ve siyasi manevralar sonrasında arkadaşımız Öznur Güneş’in sorularını yanıtladı.

Diyor ki Topaloğlu:

“Ben Zonguldak’ta 30 senedir yaşıyorum, onların sorunları için kavga eden birisiyim.

Benim için ailem, sonrasında Zonguldak halkı, sonrasında ülke gelir.

Zonguldak halkının bu tepkilerini dikkate alarak, üzerinde bir değerlendirme yaparak aday olup-olmayacağımı açıklayacağım. Biz eleştirileri HDP’ye de yapıyoruz, HDP bunu çok daha baştan yapmalıydı.

Bu işin patlak verdiği andan itibaren yapmalıydı.

Yapıldı, ama yeterli olmadı.

Selahattin Demirtaş’ın söyledikleri çok önemli, PKK her şeye rağmen hiçbir gerekçenin ardına sığınmadan silahları bırakmalı. Türkiye tehdit olmaktan çıkmalıdır, Türkiye’nin kardeşliğine, barışına ciddi zararlar vermektedir.

Ülkede iç savaşın eşiğine gelmiş konumdayız.

20 yaşında gençlerimiz toprağa düşüyor.

Hepsi bizim evladımızdır.

Hiç kimsenin bu ülkede ölmesini istemiyoruz.

Konuşalım, birlikte bir şeyler üretelim, ama önce kan akmasını durduralım.

Çocuklarımız daha da köşe başlarında öldürülmesin.

Burada bütün siyasi partilere görev düşüyor.

Ama en çok HDP’ye görev düşüyor.

Dilerim, PKK bu çağrıyı dikkate alır.”

Özetle;
Böyle düşünenlerin de olduğunu bilmek güzel.