Saim Orhan&[#]8217;ın Ayna&[#]8217;sı geçen hafta bizi İskandinavya ülkelerinden Norveç&[#]8217;e götürdü.
Samanyolu televizyonunda yayınlanan bu program bizim gibi dünya turu atmaya imkanı olmayanları bir güzel gezdiriyor.
Sağ olsun Saim Orhan sayesinde bilgimiz, görgümüz artırıyor, gözümüz gönlümüz açılıyor.
Bu program bize çok ülke gösterdi.
Şimdi bunların arasına Norveç de katıldı.
Bu geziler sırasında kendi şehrimizle yabancı ülkelerin şehirlerini karşılaştırma imkanı buluyoruz.
Bir kere özellikle Avrupa ülkelerinde kentleşme mükemmel.
Yapılar düzenli, planlı, projeli, çarpıklık yok.
Belli ki imara büyük önem veriyorlar. Demek ki kaçak-köçek iş yapmıyorlar.
Öyle hatır için veya belediye meclis üyesinin konumu nedeniyle imar düzenlemesi yapmak, yeşil alanları yapılaşmaya açmak yok.
İmarın dışında, insanların hayatını kolaylaştırmak ve kentleri daha yaşanabilir hale getirmek için ilginç ve güzel uygulamalar yapıldığını görüyoruz.
Norveç&[#]8217;te dikkatimizi çeken uygulama bisikletler için yola asansör düzeneği yapılmasıydı.
Belediye tarafından yapılan uygulama bizim için çok lüks.
Yokuş yukarı çıkarken zorlanan bisiklet sürücüleri cüzi bir miktar para ödeyerek aldıkları kartları cihaza okutuyorlar ve bir ayaklarını pedala bir ayaklarını asansörü yürüten düzeneğe basarak hareket ediyorlar.
Bu şekilde yukarı kadar pedal çevirmeden çıkabiliyorlar.
Muhtarlar Derneği eski Başkanı, son yerel seçimlerin belediye meclis üyesi adayı Rıza Çakın anlattı:
Aynısı İsveç ve İsviçre gibi ülkelerde de varmış.
Rıza Çakın ile Belediye Meclis Üyesi Hasan Fırıncı&[#]8217;nın işyerinde karşılaştık, sohbet ettik.
İsveç ve İsviçre&[#]8217;yi de duyunca kim bilir belki de daha birçok Avrupa ülkesinde vardır dedik.
Adamların insana verdikleri değeri, hayatı kolaylaştırmak için yaptıklarını görüyorsunuz değil mi.
Bazı ülkeler dünyanın neresinde olursa olsun bir vatandaşı hasta olsa, kaza geçirse ambulans uçak veya ambulans helikopteri hemen o ülkeye gönderirler.
Bunu gazete veya TV haberlerinde görünce imrenirdik.
Biliyorsunuz AK Parti döneminin sağlık alanındaki en güzel işlerinden biri olan bu uygulama artık bizde de var.
Sadece Bartın&[#]8217;a defalarca ambulans helikopter geldi ve çok sayıda hastayı alıp Ankara&[#]8217;ya götürdü.
Norveç&[#]8217;teki bisiklet asansörü uygulaması da buna benziyor.
Ayna&[#]8217;yı izlerken bu ülkede bisiklet kullanımının çok yaygın olduğunu da öğreniyoruz.
Zaten teşvik de ediyorlar. Kentin belli noktalarında belli bir süre kullanmak için bisiklet alma yerleri var. Buralarda çok sayıda bisiklet var.
Kartınızı sisteme gösteriyorsunuz, bisikleti üç saatliğine alıp kullanabiliyorsunuz.
Bisiklet kullanımını artırmayı, araç yoğunluğunu azaltmak için yapıyorlar.
Kente araçla girişleri de bu yüzden paralı hale getirmişler.
Uygulama başarılı da olmuş.
Trafik yoğunluğunda eskisine göre azalma varmış.
Bartın&[#]8217;da denenemez mi?
Yapınca olur. Bisiklet asansörü, bisiklet kiralama ve imar konuları yazımızın belediyeyi ilgilendiren bölümleri.
Gelelim hükümeti ilgilendiren bölüme:
Norveç&[#]8217;te ailelere çocuk başına 4 bin 250 Euro para yardımı yapıyorlarmış.
Ayrıca aylık yardımlar da cabası. Anne çalışan bir anneyse ona da 8 ay izin veriyorlar hem de maaşını tam olarak almak kaydı şartıyla.
12 ay izin kullanmak istiyorsa maaşının yüzde 80&[#]8217;ini alabiliyormuş.
Türkiye&[#]8217;de de bu doğrultuda iyileştirmeler yapılabilir, yapılırsa iyi olur diye düşünüyoruz.
Bisiklet asansörü, bisiklet kiralama noktaları, araçların kente girişlerinin paralı hale getirilmesi bizde de olur mu?
Bunun için kaç fırın ekmek daha yemememiz gerekir, o günleri görür müyüz dersiniz.
Biz nelerle uğraşıyoruz adamlar nelerle uğraşıyor.
Daha su sorununu çözemedik.
Bunları nasıl yaparız, bilmiyoruz.
Turgay Oğuz örneği ve atletizmin önemi
Atletizmi severim, düzenlenen şampiyonaları büyük bir ilgi ve merakla izlerim.
Sırıkla atlaması, üç adım atlaması, sırt üstü atlaması, çekiç atması, gülle atması, hele hele koşuların hepsi (engellisi, bayraklısı, 100 metresi, 1500 metresi, 10 bin metresi, maratonu) bana büyük keyif verir.
Hep atlet olmak istemişimdir. Küçüklüğümden beri bunu hayal ederdim.
Yarışı nefes nefese koşan ve rakiplerini geçerek ipi göğüsleyen atletin yerinde sanki ben varmışım gibi heyecan duyarım.
Özellikle Afrikalıların bu alanda kazandıkları başarılara imrenerek bakarım.
Bartın&[#]8217;da benim ve başka hiç kimsenin yapamadığını Turgay Oğuz yapıyor.
Maraton koşan Turgay Oğuz&[#]8217;u ülke çapında hangi şehirde yarış varsa orada görmek mümkün.
Bugüne kadar katıldığı yarışların çoğunda ilk üçe girmek gibi bir alışkanlığı bulunuyor.
Evinde bir oda dolusu kupa ve madalya var.
Kentimizin önde gelen işadamlarından Uğur Pelenkoğlu, Ticaret ve Sanayi Odamızın değerli Başkanı İsmail Toksöz, sürücü kursu sahibi Sezai Bilgin, Yazlar firmasının sahibi Özcan Yaz gibi isimler bildiğim kadarıyla şu ana kadar Turgay Oğuz&[#]8217;a sponsorluk yaptılar.
Turgay Oğuz, her yarış öncesi ve sonrası basına haber olduğunda sponsorlarına teşekkür etmeyi ihmal etmez.
Şimdi bu sponsorlara bir de biz teşekkür ediyoruz.
Turgay Oğuz iyi ki var ve bu sponsorlar iyi ki ona destek verip koşmasını sağlıyorlar.
57 yaşındaki değerli sporcumuz ilerlemiş yaşına rağmen koşuyor ve yarışlara katıldığı şehirlerde kentimizin adını duyuruyor.
Diyor ki; sporda (özellikle futbolda) başarı atletizme bağlı. Atletizme önem vermezseniz başarılı olamazsınız.
Doğru söylüyor.
Atletizm demek koşmak demek. Koşamazsanız futbol oynayamazsınız.
Bartın&[#]8217;da futbol alanındaki başarısızlığın altında yatan faktörlerden biri de bu olmalı ve bu konunun üzerinde önemle durulmalı.
Futbolcular en fazla 30&[#]8217;a, bilemediniz 35&[#]8217;e kadar oynuyorlar.
40&[#]8217;a kadar oynayanlar da var ama çok az.
Halbuki temellerinde atletizm olsa, ciğerleri de geniş olacak ve koşabilecekler.
Koştukları sürece de futbol oynayabilecekler.
Bu sözlerin sahibi, başarılı sporcumuz Turgay Oğuz için birileri çıkıp &[#]8216;üç kişiyle koşuyor, madalya aldım diye hava atıyor&[#]8217; diyormuş.
Laf ola beri gele. Yazarsın internete, hangi şehirde hangi maratonda kaç kişi koşmuş görürsün.
Bartın gibi küçük şehirlerde Turgay Oğuz gibi işinde başarılı kişilere ne yazık ki böyle davranmak gibi garip bir huy, alışkanlık var.
Böyle yerlerde fazla öne çıkan, sivrilen kişiler bazı kişilerin gözüne batar, sevilmezler, istenmezler.
Bunun altında kıskançlık yatar.
Yani temelinde bu vardır.
Turgay Oğuz&[#]8217;da kıskanılıyor.
Onu basında elinde kupalar, boynunda madalyalarla görmek bazılarının hoşuna gitmiyor.
Onlar gazete sayfalarında hep ben olayım, basın ve medya hep benden bahsetsin, hep benim başarılarım konuşulsun, kupalarla, madalyalarla hep biz görünelim istiyorlar.
Kendilerinden fazla başarısı olanları çekemiyorlar.
Turgay Oğuz&[#]8217;un başarı haberlerini hazmedemiyorlar.
Varsınlar etmesinler.
Sen bakma onlara Turgay ağabey.
Sen koşmana bak.
Allah sana sağlık sıhhat verdikçe koş.
Koş ki senin daha çok haberini yapalım.
Senin daha fazla kupalarla, madalyalarla fotoğrafını çekelim.
Bırak ne derlerse desinler.
Aynı kıskançlıklarla ben de çok karşılaştım.
Bana boyları yetmedi.
Sana da ciğerleri yetmez.