Tamamını okuyanlar vardır.

Sadece haber olarak izleyenler vardır.

Ama inanıyorum ki, Türkiye’de milyonlarca, Zonguldak’ta binlerce insan okumadı.

Bilmiyor.

TBMM’de grubu bulunan tüm partilerin temsilcileri, darbe girişimi sonrası önemli bir ilke imza atarak, demokrasi için mutabık kaldılar.

O mutabakata imza attılar.

Pek çok kişi ve kitle, inandıkları siyasi liderlerin Başbakan ile yan yana olmasından rahatsız olsa da, bu fotoğraf, ülke genelinde büyük memnuniyet yarattı.

Çok büyük çoğunluğumuz darbeye karşı olmakla birlikte darbe karşısında böylesine kenetlenebilmiş olmayı görmekten keyif aldık.

Heyecanlandık.

Umutlandık.

Rahatsız olanların başka sıkıntıları varsa, bilemeyiz.

Ama bu birlikteliğe her geçen gün daha fazla ihtiyaç var.

Halk olarak bizlere düşen görev de, siyasi liderlere, yönetimlere, o mutabakat metninde yazılanlara sadık kalmalarını hatırlatmak.

[*] [*] [*] [*]

“TBMM, bu aziz ve kahraman milletin temsilcisi olarak bombaların ve kurşunların altında görevini ifa etmiştir.

Bir kez daha milletine layık bir meclis olduğunu göstermiştir.

TBMM, Kurtuluş Savaşı’nı yapan, demokratik parlamenter sistemi geliştirmiş, bir milleti yokluk ve yoksulluktan muasır medeniyet seviyesine çıkarmış bir meclistir.

Meclisimiz; tek yürek, tek vücut olarak darbeye karşı cevabı vermiştir.

[*] [*] [*] [*]

TBMM’nin mefhum darbe girişimine karşı sergilediği kararlılık, Türkiye’de demokrasinin daha da yerleşmesi açısından son derece değerlidir.

Bugün olduğu gibi gelecekte de milletimize, Gazi Meclisimize uzanan her el, karşısında TBMM’nin çelikten iradesini bulacaktır.

[*] [*] [*] [*]

Meclisimizde bulunan tüm siyasi parti gruplarının ortak bir tavır ve dille karşı durmaları tarihtir, tarihe geçecektir.

Ortak tavır ve ortak dil, milletimizi ve milli iradeyi daha da güçlendirecektir.

TBMM, tek yürek olarak görevinin başındadır.

Milletin Meclisi, millete ve egemenliğine yönelik bu saldırıya girişenlere bedelini hukuk içinde en ağır şekilde ödetecektir.

Türkiye’de hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağının ispatı da bu bildiridir.

[*] [*] [*] [*]

Dört parti olarak farklı görüşlerimiz olsa da, hepimiz milli iradenin yanındayız, sahip çıkıyoruz ve ebediyen sahip çıkacağız.

Milletimiz müsterih olsun.

Milletimiz ve milletvekilleri, milletin emanetini yere düşürmemiştir ve düşürmeyecektir.

Bir kez daha demokrasimize, milletimize, TBMM’ye yapılan saldırıyı şiddetle kınıyoruz.

[*] [*] [*] [*]

Demokratik tepkileri aşan şiddet eylemlerinden kaçınılması çağrısında bulunuyoruz.

Şehitlerimizi rahmetle anıyor, yaralılarımıza acil şifalar diliyor, milletimize ‘geçmiş olsun’ diyoruz.

Milletimize destek mesajları ileten tüm dost ve kardeş ülkeleri de selamlıyoruz."

[*] [*] [*] [*]

Açıklama böyle…

Ve bence bu açıklamanın en güzel, en anlamlı dayanışma cümlelerinden biri;
“Türkiye’de hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağının ispatı da bu bildiridir” cümlesidir.
[*] [*] [*] [*]

Bu mesajlar, yerel düzeyde de sahiplenilmek zorunda.

Dün de söyledik.

Çağrı da bulunduk.

Diğer kentlerde yaşanıyor.

Zonguldak’taki tüm siyasi parti temsilcilerinin sokağa kol kola, yan yana çıkmalarını istiyoruz.

Topluma, yaşama, siyasete pozitif enerji vermelerini bekliyoruz.

AK Parti Zonguldak İl Başkanı Zeki Tosun bu işe neden önderlik etmiyor?

O yapmıyorsa, MHP Zonguldak İl Başkanı Hamdi Ayan organize etsin?

O yapmıyorsa, CHP Zonguldak İl Başkanı Ahmet Altun yapsın?

Vali Ali Kaban, bir çağrıda bulunuyor.

Zonguldak Belediye Başkanı Muharrem Akdemir katılıyor.

AK Parti dışındaki örgütler yok.

Ortada darbe karşıtı bir demokrasi mutabakatı varsa, o mutabakatı birlikte hatırlatma yararı var.

Darbecilere, yeni tezgah peşinde olanlara en güzel cevap, bu dayanışma sürekli kılınarak verilir.

[*] [*] [*] [*]

Ne diyordu ortak bildiride:

“Türkiye’de hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağının ispatı da bu bildiridir.”

Ama zaman geçtikçe, darbenin sıcaklığı geçtikçe, siyasi liderlerimizin ve onlarla birlikte siyasi parti yönetimlerinin gevşememesi gerekir.

[*] [*] [*] [*]

Gelişmeleri zaten izliyoruz.

Zonguldak İl Emniyet Müdürü Osman Ak’ı, Ankara İl Emniyet Müdür Yardımcısı olduğu dönemde dinleselerdi, cemaat bugünlere gelemezdi.

İlk kez “Haşhaşi” benzetmesini yapan Osman Ak ve arkadaşları, 15 yıl görevlerden uzak tutuldu.

Ve zaman geçti.

Osman Ak haklı çıktı.

Yaşanan onca şey karşısında…

Şimdi hala daha, “nasıl olur?” sorusunun yanıtını arıyoruz.

Biliyoruz.

Ama inanamıyoruz.

[*] [*] [*] [*]

Şimdi binlerce isim görevden alınıyor.

Uzaklaştırılıyor.

Bazıları yargılanacak.

Bazılarının durumu incelenecek.

En büyük endişe, Balyoz ve Ergenekon’da olduğu gibi kurunun yanında yaşında yanmaması...

Geçmişten edinilen tecrübeyle aynı hataların yapılmaması, herkesin temennisi…

[*] [*] [*] [*]

17-25 Aralık, aslında önemli bir dönüm noktasıydı.

Cemaatin deşifre olması aslında önemli bir uyarıydı.

Bugün gözaltına alınan veya görevden uzaklaştırılanların önemli bir kısmının inatla cemaatle ilişkisini kesmeyenler olduğunu görüyoruz.

Bir kısmı, kendisini gizlemeye çalışmıştı.

Bir kısmı, gerçekten cemaatle ilişkisini kesmişti.

Ama cemaatle ilişkisini kesenler, daha çok sonradan cemaatçi olanlar veya sempati duymaya başlayanlardı.

Bu konuya ayrıca gireceğiz.

[*] [*] [*] [*]

Toplum olarak, bu ülkeyi seven bireyler olarak hepimize düşen görev, “Türkiye’de hiçbir şeyin eskisi gibi olmaması” için çalışmak, empati yapmak, söz konusu ülke, insan hakları, evrensel değerler, demokrasi, basın özgürlüğü olduğunda birbirimizi linç etmeye çalışmamaktır.