Dün de paylaştım.

Zonguldak’tan ötesini gördükten sonra bu kentin uğradığı, bu kentin insanlarının uğratıldığı haksızlıkları kabul etmemiz mümkün değil.

Meğer Karadeniz’de neler olabiliyormuş?

Bizim cücük beyinler pek gelişmediğinden midir yoksa başka nedenlerden midir, bilemiyorum.

Çok şey söyleyebiliriz.

Ve her şeyin başı yönetimler…

Valiler…

Siyasetçiler…

Milletvekilleri…

[*] [*] [*]

Ve bence en önemlisi Belediye Başkanları…

Ot gibi gelen Belediye Başkanları…

Ot gibi yaşayan Belediye Başkanları…

Ot gibi yaşatamaya çalışan Belediye Başkanları…

İmar ve rant işleriyle meşgul olmaktan; kentte, ilçelerde bütüncül tasarımlar yaratmaktan aciz Belediye Başkanları…

Hala kanalizasyon, su işleriyle uğraşmaktan öte gidemeyen Belediye Başkanları…

Gönül eğlendiren, dalga geçen Belediye Başkanları…

Alınan, küsen, Belediye Başkanları…

Tatilden tatile koşan Belediye Başkanları…

[*] [*] [*]

Ve onların yanındakiler…

Meclis üyeleri…

Biri değil, ikisi değil…

Beşi değil, onu değil…

Hepsi…

[*] [*] [*]

Seçimlerde ekip pozu veren, ancak seçim sonrası başka hesapların şehvetiyle yanıp tutuşanların hepsi…

“Arkadaş biz ne yapıyoruz?” diye sormayanların hepsi…
Veya kent için değil, rant için kutuplaşan, kavga edenlerin hepsi…

İmar komisyonu-mimar komisyonunda kente tecavüz edenlerin hepsi…

Ve daha neler neler?

[*] [*] [*]

İnanın zor değil.

Bu kenti bunca avantajına rağmen bu kadar kötü yönetebilmek, bu kadar asalaklaştırabilmek nasıl bir meziyettir?

Nasıl bir yetenektir?

Nasıl bir pişkinliktir?

[*] [*] [*]

Çaycuma’da Bülent Kantarcı bir şeyler yapmaya çalışıyor.

Eksiktir, fazladır.

Ama bunlar önemli.

Bir yerden başlamak gerekiyor.

Ama yeterli mi, değil.

Çok daha fazlası yapılabilir.

Bartın-Amasra’ya gidenler, Çaycuma’ya uğramak zorunda kalabilir.

Aynısını Zonguldak Belediyesi yapmalı.

Devrek Belediyesi yapmalı.

Devrek Belediye Başkanı Mustafa Semerci…

Rüştü Onur’dan bastona ve daha pek çok şeye her şeyi pazarlayabilir.

Özellikle yol üzerinde olan Ereğli ve Alaplı yapmalı.

[*] [*] [*]

Mesela Filyos…

İsmail Recai Şanlı bir tesisi yaptı, olay bitti.

Bu mu?

Belediye Başkanı Ömer Ünal çok büyük fırsatları kaçırıyor.

Filyos halkı partilerin kıçında dolaşmaktan, “Geç Başkan önümüze” diyemiyor.

Ankara başta olmak üzere yaz aylarında binlerce insanı Zonguldak’a, Filyos’a getirmek mümkün.

Belediye, yetkisini kullanarak; turizm yatırımlarını, mekanlarını, butik otelciliği teşvik edecek.

Balıkları ayıklamadan pişiren bazı restoranları da adam edecek.

Balık pişirmeyi bilmeyen restoranları adam edecek.

Mutfağına kadar.

Önlüğüne kadar.

Ahhhh Filyos, ahhh!

Neler yapılır seninle…

[*] [*] [*]

Gerekirse bazı yerler yıkılacak, dökülecek.

Filyos’u güzelleştirme mecburiyeti getirtilecek.

Ve bu güzellikten herkes faydalanacak.

Bu konularda yapılabilecek o kadar çok şey var ki…

Bizde olmayan tek şey galiba kafa!

Acı, ama gerçek böyle…

Araplar; Kastamonu, Sinop, Samsun, Ordu, Trabzon hattında para saçıyor.

Güneyden, Ankara ve çevresinden insanlar Karadeniz’e kaçıyor.

Zonguldaklılar ise, trene bakıyor!

Ve daha pek çok şey...

Hangisini sayalım.

STK’ları, kurumları, koltukları boş yere işgal eden bunca insanın olduğu yerde ne fayda!

[*] [*] [*]

Ve halk…

Kusura bakmayın.

Bunca duyarsız ve ehli keyif yöneticinin olduğu memlekette çok isteyen varsa bakabilir.

Trene bakar gibi bakan bizler!!!

40 yıl önceydi… Biraz vefa…

Belki basit gelebilir.

Belki önemsiz.

Ama bu kentin kent olabilmesi, kendini hatırlayabilmesi ve kendine, geçmişine saygı duyabilmesi için önemli.

Belki iyi örnekler çoğalır.

Belgeselini yapmak istediğimiz isimlerden birisidir, Zonguldak’ın eski ve farklı Belediye Başkanı merhum Hüseyin Öztek…

Baştan sona ilginç ve bir o kadar hüzünlü bir hikayesi var.

Evlatlarından Sabih Öztek’in kaleme aldığı yazısında yaşadıklarından çok önemli kesitler var.

Bir bölümünde şöyle diyor Sabih Öztek:

[*] [*] [*]

“O tarihlerde ‘Aziz Zonguldak'ın diğer şehirlere ulaşımı çok zor olduğu gibi, şehir içinde de mahallelere ulaşım yok denecek kadar azdı.

9 yıllık görev süresi içinde 8 yıl diğer partiler iktidardı.

Şimdi olduğu kadar olmasa da muhalif başkanların işi zordu.

Ama zaman geçtikçe AP olsun, MHP olsun, MSP olsun, babamın herkesi kardeşi gibi görmesinden olsa gerek çok büyük saygı gösterdiler.

Kendi partisi onlar kadar sahiplenmedi.

[*] [*] [*]

Nitekim emekliliğini sağlayan işe girmesi böyle oldu, ilerde anlatacağım.

Önce tüm mahallelere eldeki iş makinaları sokulup yollar açıldı.

‘Halka moral olsun’ diye Belediye Bandosu’nun işlevi artırıldı.
Belediye Sineması’nın ‘Şehir Tiyatrosu’na dönüştürülmesi için çok çabaladı.

Kadrosunu ve tahsisatını sağladığı halde Belediye Meclisi’nde CHP li üyelerin de muhalefeti ve ‘Bir artistimiz eksikti’ gerekçesiyle reddedildi.

O tarihlerde şehre tiyatrolar, konserler gelir, onları şehir dışında karşılar, çiçeklerini eksik etmez, çok iyi ağırlardı.

[*] [*] [*]

Burası çok önemli…

Tam da bugüne atıfta bulunuyor.
‘Bir şehre hizmet etmek için yarım santimlik plan yapmak, bir sürü makyajdan daha evladır’ derdi.
[*] [*] [*]

Bir gün Gazipaşa Caddesi’nde arkadaşlarıyla yürürken, bu aziz emek kentine can vermek için, şimdi ‘Mithatpaşa Tüneller’ diye anılan geçitlerden bahsederek, ‘Bu dağları deleceğiz, başka çaresi yok’ dediğinde kendisine, ‘Kafayı üşüttü’ diye baktılar.

Konuyu Sayın Atilla Öksüz iyi biliyor.

[*] [*] [*]

70’li yıllarda ‘şehir planlaması’ denilen kavram yok denecek kadar azdı.

Türkiye'de ilk kez bir kentin 150 yıllık planı; ulaşımıyla, alt yapısıyla, sanat ve kültür alanlarıyla, demografik yapısıyla, turizmiyle, huzur evleriyle, sporuyla v.b. aklınıza bir kent için ne geliyorsa Zonguldak-Kozlu-Kilimli-Çatalağzı Belediyelerinin bir araya gelerek oluşturduğu ‘Zonguldak Metropoliten Alan Planlaması’ bir yarışmayla gündeme geldi.

ODTÜ profesörlerinden merhum Mimar Esat Trak'ın önderliğindeki proje yarışmayı kazandı ve uygulamaya konuldu.

[*] [*] [*]

Çocuk gibi sevindiğini, her yerde bunu anlattığını iyi anımsıyorum.

Her iyi şey gibi bu proje de sonradan, ‘Bize plan değil, pilav lazım’ diyenlerce savsaklandı ve gündemden düşürüldü.

O plan uygulansaydı ‘Aziz Zonguldak’ bugün ülkede gıpta ile bakılan bir kent hüviyetinde olacaktı.”

[*] [*] [*]

Bu anlatımların tamamını Yüksel Yıldırım’ın “Zonguldak Nostalji” köşesinde okuyabilirsiniz.

Gelelim hikayenin bizi ilgilendiren tarafına…

Mithatpaşa Tüneli konusunda yıllardır mücadele ettik, ediyoruz.

Önemli bir yol kat edildi.

Gecikmeli de olsa tamamlanacaktır.

Öztek’in akşam dolaşmasında ilk kez dile getirdiği bu öneriyi, mesleki büyüğümüz Ali Bahadır’dan dinlemiştik.

Ali Ağabey’in de bu konuda anlatacak çok şeyi var.

[*] [*] [*]

Bu öneri orada kalmamış, Mithatpaşa Tüneli 1975 yılında plana dahil edilmiş.

Ama Zonguldak’ı çok seven, yanıp tutuşan, ölüp ölüp dirilen siyasetçileri, milletvekilleri, bakanları, belediye başkanları ve bürokratları o gün bu gün duymazdan, görmezden gelmişler.

Ve bu kent kendinden, gölgesinden korkan siyasetçilerle, bürokratlarla ve belediye başkanlarıyla dolu…

[*] [*] [*]

Vefasızlık, nankörlük diz boyu.

Mithatpaşa Tüneli için emeği geçen herkese teşekkür etmekle birlikte bir de önerim var.

Yazarımız Yüksel Yıldırım’ın da dile getirdiği gibi Mithatpaşa Tüneli’ne Hüseyin Öztek’in ismi verilmeli.

Verilemez mi?

Çok mu zor?

Vefasızlıklar, nankörlükler bitmeyecek olsa da belki herkese iyi şeyler düşünmek isteyenlere iyi bir örnek olur.