Zonguldak&[#]8217;ın nüfusu hızla azalıyor.

Köylerde genç nüfus kalmadı.

Eskilerin deyimiyle, mezar kazacak adam yok.

Köyden kente göç var. Çünkü köyde iş yok, okul yok.

Kente gidiyorsun. Kentte iş yoksa, büyük kentlere göç var.

Sadece Zonguldak değil. Türkiye&[#]8217;nin doğusu, batıya göçüyor.

Ama batıda göç veren tek il Zonguldak kaldı.

Bu verilerden herkes üzerine düşen payı almalı.

Bu durum, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan&[#]8217;a ciddi bir şekilde anlatılmalı.

Göçü nasıl durduracağız?

Üniversiteyi çok daha hızlı bir şekilde büyütmek durumundayız.

Ve Filyos Vadi Projesi&[#]8217;ni hızla hayata geçirmek zorundayız.

Şehirleşmeyi de, Çaycuma-Gökçebey- Devrek üçgenine taşımalıyız.

Her şey Başbakan Recep Tayyip Erdoğan&[#]8217;ın iki dudağı arasında&[#]8230;

&[#]8220;Tamam&[#]8221; dese, Filyos&[#]8217;ta arsa tahsisleri başlasa, arkası gelir.

Bu sözü Başbakan&[#]8217;a söyletecek tek kişi var.

O da, AK Parti Zonguldak Milletvekili Köksal Toptan.

O hareketi bekliyoruz Sayın Toptan&[#]8230;

Kepenkleri kapatabilir miyiz?

Güneydoğu&[#]8217;da terör eylemleri sırasında esnaflar kepenk kapatır.

Bir kısmı gönüllü kapatıyor, bir kısmı ise, terör örgütünün baskısıyla kapatıyor.

Kepenk kapatma eylemi, basında geniş bir şekilde yer bulur.

Batı Karadeniz Deniz Ticaret Odası Başkanı İrfan Erdem&[#]8217;in bu önerisini, Genel Yayın Yönetmenimiz Atilla Öksüz gündeme taşıyor. Ama kimse kulak asmıyor. Bence Zonguldak esnafı asla kepenk kapatmaz. Hele taşeronlaşma için, eylem için hiç kapatmaz. Bu kentte kepenk kapatacak birlik ve bütünlük hiçbir zaman olmadı, olamaz. O yüzden kendimizi yormayalım.

Kıssadan Hisse: Emeğini bilmeyenle tartışma!

&[#]8220;Renklerin ustası&[#]8221; olarak anılan büyük bir ressamın öğrencisi, eğitimini tamamlamış. Büyük usta, öğrencisini uğurlarken, yaptığı resmi şehrin en kalabalık meydanına koymasını ve yanına da kırmızı bir kalem bırakmasını, halktan beğenmedikleri yerlere çarpı koymalarını rica eden bir yazı iliştirmesini istemiş. Öğrenci, birkaç gün sonra resme bakmaya gittiğinde, resmin çarpılar içinde olduğunu görmüş. Üzüntüyle ustasına gitmiş. Usta ressam, üzülmemesini ve yeniden resme devam etmesini önermiş. Öğrenci, resmi yeniden yapmış.

Usta, yine resmi şehrin en kalabalık meydanına bırakmasını istemiş, fakat bu kez yanına bir palet dolusu çeşitli renklerde boya ile birkaç fırça koymasını ve yanına da insanlardan beğenmedikleri yerleri düzeltmesini rica eden bir yazı ile bırakmasını önermiş. Öğrenci, denileni yapmış. Birkaç gün sonra bakmış ki, resmine hiç dokunulmamış. Sevinçle ustasına koşmuş. Usta ressam, şöyle demiş:

&[#]8220;İlkinde, insanlara fırsat verildiğinde ne kadar acımasız bir eleştiri sağanağı ile karşılaşılabileceğini gördün. Hayatında resim yapmamış insanlar dahi gelip senin resmini karaladı. İkincisinde, onlardan yapıcı olmalarını istedin. Yapıcı olmak, eğitim gerektirir. Hiç kimse bilmediği bir konuyu düzeltmeye cesaret edemedi. Emeğinin karşılığını, ne yaptığından haberi olmayan insanlardan alamazsın. Sakın emeğini bilmeyenlere sunma ve asla bilmeyenle tartışma&[#]8230;&[#]8221; (Alıntıdır)

Günün Fıkrası: Onlar sormadı!

Temel, açık hava sinemasının birine müdür olmuş. Bir seyirci gelmiş:

&[#]8220;Sigara içebilir miyim?&[#]8221;

&[#]8220;Hayır&[#]8221; demiş Temel.

Seyirci: &[#]8220;Ama herkes içiyor.&[#]8221;

Temel: &[#]8220;Onlar sormadı!&[#]8221;

Günün Sözü:

Herkesin günahını kapatamayacağına göre!.. Kendi göz kapağını kapat!

Mevlâna Celaleddin-i Rumi