İmam soruyor;


“Nasıl bilirdiniz?”


“İyi bilirdik.”


Cemaatten biri mırıldanıyor:


“Pek iyi bilmezdik.”


İmam, yeniden soruyor:


“Bu dünyadaki haklarınızı helal eder misiniz?”


Aynı adam yeniden mırıldanıyor:


“Edeceğiz artık yapacak bir şey yok.”



Orhan Veli Kanık’ın “Ölüme Yakın” şiirini Müşfik Kenter’in sesinden dinlemek hep bir başka olmuştur.


Sözlerin anlamı ancak böyle bir sesle tamamlanabilirdi.


Sanırım 10 yıl oldu bu şiir kaseti çıkalı.


Dinlemeyenler varsa mutlaka dinlemeli.


Şöyle diyor Orhan Veli, “Ölüme Yakın”da.



“Akşamüstüne doğru, kış vakti;
Bir hasta odasının penceresinde;
Yalnız bende değil yalnızlık hâli;
Deniz de karanlık, gökyüzü de;
Bir acayip, kuşların hâli.


Bakma fakirmişim, kimsesizmişim;
-Akşamüstüne doğru, kış vakti-
Benim de sevdalar geçti başımdan.
Şöhretmiş, kadınmış, para hırsıymış;
Zamanla anlıyor insan dünyayı.


‘Ölürüz’ diye mi üzülüyoruz?
Ne ettik, ne gördük şu fâni dünyada
Kötülükten gayri?


Ölünce kirlerimizden temizlenir,
Ölünce biz de iyi adam oluruz;
Şöhretmiş, kadınmış, para hırsıymış,
Hepsini unuturuz”



Bu sözler çok şey anlatıyor anlayana.


Hele hele etrafımıza baktığımızda…


Zonguldak’a baktığımızda.


İnsan ilişkilerinin bu kadar kirli,


Para hırsının bu kadar büyük,


Kibir ve kinin bu kadar kolay olduğu, dürüstlüğün, samimiyetin cezalandırıldığı bir yaşam anlayışında “iyi insan” olmak için ölümü bekleyenlerin vah haline.



Her türlü hırsızlığı yapıp, insanları hakir görerek, ezerek, sömürerek, kin, kibir kusarak nasıl “iyi insan” olacağız?


Bir tarafımız koltuktan, bir tarafımız secdeden kalkmasa bile bunları yaparak nasıl “iyi adam” olacağız?


Kolay mı o kadar “iyi insan” olmak.


Etrafımıza bakıyoruz.


Memlekette “iyi insan” olmak için ölmeyi bekleyen, ölümün korkusunu ensesinde hissetmeyi bekleyen ne çok kişi var!


Halkına, devletine, milletine, görevine, insanlığa ihanet eden ne çok insan var.


Sadece evladına, yakınlarına ve “adamlığı” çıkar ilişkisi içinde olduğu kişilerle sınırlı ne çok kişi var.


Tüm kirlerinden arınmak için ölümü bekliyorlar sanki?



Saffet Hoca’nın “herif” deyimiyle söylemek gerekirse;


Herif; iyi insan olmak için ölmeyi beklemeyecek kadar “iyi adam” olmak için çaba gösterir.


Herif; öldükten sonra değil, yaşarken de “iyi adam” olabilendir!


Herif; kirlerinden kurtulmak için ölümü beklemez.


Kısaca hepimiz ölüme çok yakınız.


“Ne ettik, ne gördük şu fâni dünyada
Kötülükten gayri”


Ne olacak şimdi?


Ne zaman “iyi adam” olacağız?



CHP karar veremedi…



CHP İl Disiplin Kurulu, çocuklarını Zonguldak Belediyesi’ne işe koydukları için ihracı ve kınanması talep edilen Meclis üyelerinin durumunu son kez masaya yatırdı.


Toplantıdan karar çıkacaktı, ama olmadı.


Eksik evraklar olduğu belirtilerek, Kurban Bayramı sonrasına ertelendi.


CHP tabanında farklı beklentiler var.


Tabanının çok büyük kesiminin temizlik istediğini görüyoruz.


Temizliğin bu dört kişiyle sınırlı kalmaması gerektiği, üç ihanetçi Meclis üyesinin de bulunup partiden temizlenmesi gerektiği görüşü ağırlık kazanıyor.


CHP, bu temizliği yapamazsa, bu iki konu seçimde mutlaka önlerine gelecek.


CHP, bu radikal kararı alabilirse, kendisine güvenen ve umut bağlayan kesimin bir ölçüde gönlünü almış olacak.


Aksi takdirde daha çok bomba patlar.


Bizden söylemesi.



Mehmet Genç’e…



Ereğli TSO Başkanı Mehmet Genç’in ismini dün servis edilen haberle hatırladık.


Genç, Ereğli Belediye Başkanı Halil Posbıyık’ı ziyaret etmiş.


İmar tartışmalarıyla ilgili bilgi almış.


Genç’e sesleniyoruz.


Sayın Genç.


Ereğli TSO Başkanı olduğunu unutma.


Seçilirken bin bir hava-civayla geldiğini unutma.


İmar işlerine kadar takip etmen gereken asıl işlerin var.


Topla ahaliyi de 7 bin kişinin işsiz kaldığı tersaneler konusunda ne yapabileceksiniz, ona zaman ayır.


Ereğli yangın yeri…


Oralarda avare avare dolaşma Sayın Başkan.