Yazılanlara, yaşananlara, yorumlara bakıyoruz.
Hadi bizler, halk, destekleyenler, sempati duyanlar, karşı çıkanlar anlayamadı, yorumlayamadı.
Peki, devlet nasıl oldu da FETÖnün neler yapabileceğini hesaplayamadı?
Her adımda bunun şaşkınlığını yaşıyoruz.
[*] [*] [*] [*]
Darbe girişimi sonrası zaten gelişmeleri izliyorsunuz.
Hem ülke genelinde, hem de Zonguldak özelinde yaşananları takip ediyorsunuz.
Asıl merak edilen konulardan biri şu:
ABD, Fetullah Güleni iade edecek mi?
Bunun altında başka bir soru var:
Nasıl oldu da Gülen, dünyada böylesine bir ilgi yarattı?
Fırsat kollayan Avrupa ülkeleri ve ABD ile bu ülkelerin basını nasıl oluyor da kamuoyunun, iktidarın, muhalefetin tepkisinden çok Gülenin sözlerine yer verebiliyor.
Nasıl oluyor da ülke olarak bu darbe ve darbecilere olan tepkimizi yeterince anlatamıyoruz?
[*] [*] [*] [*]
Al Jazeeraden İrfan Bozan, Gülenin kendisini batıya bu kadar nasıl kabul ettirebildiğini araştırmış.
Medyada sıkça izlediklerimizin ötesinde önemli bir detay olduğu için paylaşmakta yarar var.
[*] [*] [*] [*]
Gülen, ABDye yerleşmesinin ardından özellikle batı dünyasında İslam konusunda araştırmalar yapan tüm akademisyenlerin dikkatini çekmeyi başarmıştı. Hakkında batı üniversitelerinde tezler, kitaplar yazıldı.
Fetullah Gülenin batının, özellikle de ABDnin dikkatini çeken temasları 1990ların ikinci yarısından itibaren başlamıştı.
1997 yılında kalp rahatsızlığı nedeniyle ABDye giden Gülen, tedavisinin ardından 11 Haziran 1997de önemli Musevi örgütü olan Anti Defamation League (ADL) Başkanı Abraham Foxman ile görüştü.
Bu görüşmeden üç ay sonra da ülkede Katoliklerin önde gelen liderlerinden Kardinal John OConnor ile bir araya geldi.
Gülen, Türkiyeye dönmesinin ardından da Türkiyedeki farklı dinlerin temsilcileri ile de sık sık bir araya geldi.
Gülenin asıl önemli hamlesi 9 Şubat 1998 günü Vatikanda Katolik dünyanın lideri Papa 2nci John Paul ile görüşmesi oldu.
Gülen ve çevresinin Dinler Arası Diyalog diye adlandırdığı bu girişimler, batı medyasında hep yankı buldu.
Sık sık kendisi ile mülakatlar yapıldı.
Gülen için İslamın modern, ılımlı yüzü başlıklı haberler yapılmaya, mülakatlar yayımlanmaya başladı.
[*] [*] [*] [*]
Türkiyede 28 Şubat süreci sonrası başlatılan soruşturmayı haber alan Fetullah Gülen, 1999da tedavi olma gerekçesiyle ABDye gitti.
Bir daha da dönmedi. Gülen, ABDye gittiğinde küresel anlamda tanınırlığı vardı, ancak Gülenin ABD yönetiminin, entelektüel çevrelerinin dikkatini çeken çıkışı 11 Eylül 2001de başta ikiz kulelere olmak yapılan saldırılar oldu.
Saldırıların hemen ardından Gülen, gazetelere saldırıları kınayan ilanlar verdi, en önemlisi de El Kaidenin İslâm anlayışını mahkûm eden açıklamalar yaptı.
Saldırı sonrası dünya medyasına verdiği mülakatlarda da şiddeti reddeden başka bir İslam olduğu mesajını verdi.
11 Eylül saldırıları kendi İslam anlayışını küresel anlamda anlatması için Gülene büyük bir fırsat penceresi açtı.
1980lerden bu yana bu Cemaati takip eden gazeteci Ruşen Çakıra göre Gülenin İslamcılık anlayışı tarihten gelen İslâmcılık anlayışından farklıydı.
Fetullah Gülen ve çevresindekiler, 11 Eylül saldırılarının ardından ABDde kurumsallaşma yoluna gitti. Üniversitelerde parasal bağışlarla Dinler Arası Diyalog kürsüleri açıldı.
Vakıflar, dernekler kuruldu hatta ABDde İngilizce yayın yapan bir TV istasyonu kurdular. Bugün ABDde Turkic Amerikan Alliance çatı örgütü altında ABDnin farklı eyaletlerine yayılmış onlarca Gülene yakın dernek ve vakıf bulunuyor.
Fetullah Gülen ABDde iki defa sıkıntılı günler geçirdi.
Bunlardan ilki 2006 yılında yaptığı kalış süresini uzatma çabası diğeriyse kendisine yakın isimlerin kurduğu okullar hakkında 2014de yürütülen FBI soruşturması.
[*] [*] [*] [*]
İlk sorunu aşması için ABDde ona kefil olan ve oturma süresinin uzamasını sağlayan isimler Gülenin ABDde hangi kesimlerle iyi ilişkilere sahip olduğu konusunda ciddi ipuçları verdi.
Gülenin 2008de tekrar oturum alma hakkını sağlayan isimler üç kategoride toplanıyordu.
İlk kategoride ABDnin dış istihbarat kurumu CIAda ve Dışişleri Bakanlığında çalışan eski görevliler yer alıyordu.
İkinci kategori, ABDdeki farklı dinlere mensup dini liderlerdi.
Üçüncü kategoriyi ise ülkenin önde gelen akademisyenleri oluşturdu. 19 sayfalık referans mektubunda eski CIA yöneticisi Graham Fuller, ABDnin eski Ankara Büyükelçisi Morton Abramowitz ilk kategorideki en dikkat çeken iki isimdi. Bu isimlerin yanı sıra Floyd M.
Schoenhals isimli Evanjelik Lutheran Klisesi Piskoposu ve ülkenin önde gelen İslâm araştırmaları profesörü John L. Esposito da Gülene kefil olan isimler arasındaydı.
Gülenin 19 sayfalık kefalet mektubunda yukarıdaki kategorilere giren çok sayıda isim yer aldı.
L. Esposito 2004de Türk akademisyen Hakan Yavuz ile birlikte Laik Devlet ve Fetullah Gülen Hareketi ile 2014 yılında yine Türk akademisyen İhsan Yılmaz ile Gülen Hareketi İnisiyatifleri İslam ve Barış İnşası kitaplarını yazdı.
[*] [*] [*] [*]
Kadir Has Üniversitesi Öğretim Üyesi Soli Özele göre Gülenciler, ABDde kamuoyu oluşturmada çok etkililer. Özel bu etkili şöyle ifade etti:
Fetullah Gülenin 20 yıllık stratejisine bakmak gerekli. Gülenciler 1990ların ortalarından itibaren farklı bir dil oluşturdular. İslamın ılımlı yüzü, diyalog söylemi geliştirdiler. Fetullah Gülen, Papa ile buluştu. Bunlar tam Batılıların duymak, görmek istedikleri şeylerdi. Tabi Gülen Cemaati mensupları son derece eğitimli kişilerden oluşuyor güçlü lobileri, örgütlenmeleri var. ABD örneğine bakarsak her ilde dernekleri var, etrafla ilişki halindeler. ABD sistemine en zayıf halkalarından nüfuz etmeyi biliyorlar. Mesela, ABD Başkan adaylarından Hillary Clintonun kampanyasına yüklü miktarda bağışlar yaptılar. Kampanya yürütücüleri arasında Cemaatten isimler olduğu söyleniyor. Bu da kamuoyu oluşturmada ne derece etkili olduklarını gösteriyor.
[*] [*] [*] [*]
Gülen, ABDdeki altın yıllarını ikinci oturum izni aldıktan sonra yaşadı. 2008 yılında Gülene yakın Türk Kültür Merkezinin düzenlediği yemeğe Eski ABD Başkanlarından Bill Clinton video konferans yoluyla katılarak katılımcılara Fetullah Gülen tarafından teşvik edilen hoşgörü ve dinler arası diyalog ideallerini yayılmasına katkıda bulunuyorsunuz diyerek övgüler düzdü.
Aynı yıl ABD'den Foreign Policy dergisinin internet üzerinden okuyucu anketleri ile oluşturduğu Dünya'nın ilk 100 entelektüeli listesine girdi. 2013 yılında da Time dergisi tarafından dünyanın en etkili 100 kişisinden biri olarak gösterildi.
[*] [*] [*] [*]
Ve daha fazlası var bunların.
Ne yazık ki, toplum olarak yaşananların ciddiyetine hala varamadık!