Hemen hemen tüm meslektaşlarımız son günlerde bu cümleleri çok sık duymuştur.
Sizler de söylemiş veya duymuşsunuzdur.
"Zonguldak hiç bu kadar sahipsiz kalmamıştı".
"Zonguldak´ın sahibi yok"
"Bunlar ne iş yapar"
Bu sözleri duyunca ilk akla gelen iktidar partisinin yetersizliğidir.
Beceriksizliği, ihtiyaçlara ve toplumun beklentilerine yanıt verememesidir.
Kimisi bu cümleyi sadece muhalif bir söylem olarak algılar.
Ancak durum öyle değil.
Bugün iktidar partisinin en yetkili isimleri bile Zonguldak´ın genel anlamda sahipsizliğini kabul ediyorlar.
[*] [*] [*]
Mustafa Korkutan MHP İl Başkanı.
İki yıl öncesine kadar ciddi anlamda muhalefet ediyor, iktidara yol gösteriyordu.
Dönemin Ak Parti İl Başkanı Celil Uzun CHP´nin İl Başkanı&[#]8217;na değil, her toplantısında MHP´nin İl Başkanı&[#]8217;na yanıt vermek zorunda kalıyordu.
Zonguldak´ın sorunları ve beklentileri bugünle kıyaslanamayacak kadar gündemdeydi.
Ancak son iki sene ne olduysa oldu.
Korkutan´da özel sorunları nedeniyle susanlar kervanına katıldı.
Siyasi partilerin il ve ilçe başkanlarının desteksiz muhalif atışlarını hiçbir zaman tasvip etmiyorum.
O söylemlerden bir çoğuna kendileri de inanmıyor zaten.
Hal böyle olunca iş polemikten öte geçmiyor.
[*] [*] [*]
Bugüne bakıyoruz.
Hepsi koro halinde susuyor.
Ne bir fikir üretiyorlar, ne bir proje.
Hepsi özel yaşamlarının içine gömülmüş, ticari risklerini, sıkıntılarını gözden geçirmekle meşguller.
Oysa ciddi çalışan ve üreten bir muhalefet hem görevi gereği tabanını korur hem de sorunların çözümüne ortak olur.
Sonra oy isteyecekler.
Yahu hangi yüzle.
Ak Parti´ya kızarak, Cumhuriyet, Laiklik, Kürt sorunu, Filyos Projesi, Havaalanı, Duble Yollar, Ermenistan diyerek mi?
Hoş! Gerçi bizimkiler onları da diyemiyor.
Ya işlerine gelmiyor, ya siyasete inanmıyorlar.
Muhalefet basiretsiz ve beceriksiz.
[*] [*] [*]
İyi de sivil toplum örgütlerine ne diyeceğiz? Meslek odalarına.
Onlar tam kapalı kutu.
Ya kongrede konuşuyorlar ya ödül törenlerinde. Bu kurumlar Zonguldak´ın hangi sorunlarının çözümüne ortak olacaklar?
Neyi bekliyorlar.
Arada işini yapmaya çalışan sayısı beşi geçmez.
Hepsin önemlisi Ak Parti bile bu durumdan şikayetçi.
Arada; "Muhalefet bizi sıkıştırsın ki biz daha fazla çalışalım" sözlerini duymak mümkün.
İşi makaraya alıp, dalgaya vuruyorlar.
Sonuçta at binenin, siyaset bilmeyenin!
Siyasi partilerin tabanına, örgütlerin ve odaların tabanı bu durumdan hiç memnun değil.
Bugünkü manşetimizde kamuoyunun sesini ve bu duyarsızlığı gündeme getirmek ve siyasilere hatırlatmak istedik.
Umarım ne demek istediğimizi doğru anlarlar.
Palamut´un öğrettikleri
Her Eylül´ün başında balık haberi yapmak adettendir. Ajanslar ve arkadaşlarımız bu yönde haberler yaptı.
Haber Müdürümüz İlknur Çıtlık´ın balık haberini redakte edip fotoğrafına baktım.
Sorduğumda; "Palamut yokmuş" dedi.
Fotoğrafta 5-6 adet palamut vardı.
Vardı yoktu derken daha düne kadar oltayla gelen palamut´un hiç çıkmamış olabileceğini kabullenemedim.
Balıkçının ´palamut yok´ sözünden beklenen avı gerçekleştiremedikleri için böyle konuştuğu yorumunu çıkartarak haberin başlığını değiştirdim.
Çünkü fotoğrafta yer alıp da adı ve fiyatı yazılmayan bir tek ´tane 4 lira´ yazan balıklar vardı.
Fotoğrafa bakıp Palamut 4 lira diye başlık atınca dün gün boyu dalgaya malzeme olmaktan kurtulamadık.
Takım Kaptanımız Ali Rıza Tığ 10 lira uzatıp iki palamut isterken sazanlığıma yandım.
Meğer fotoğraftaki balık Norveç uskumrusuymuş.
Böylece avlanma sezonunun ilk gününde Palamut´un tezgahta yer almayabileceğini de inanmış oldum.
Başka önemli iki şey daha öğrendim.
Birincisi, fotoğrafla haberin sağlamasını yaparken daha dikkatli olmak gerekir
İkincisi fotoğrafta yer alan, haberde yer almayan balığın cinsini öğrenmek için muhabiri yeniden o tezgaha göndermek gerekir.
Bizim habere bakarak balıkçıya koşup, eli boş dönen tüm okurlarımızdan özür diliyorum.
Arada uyanık balıkçıların gazabına uğrayanlara uskumruyu palamut diye alanlara da afiyet olsun.