İrem Yağcı 12 yaşında bir dizi ihmaller sonucu yaşamını yitirdi.
Mantar zehirlenmesine bağlı olarak yaşamını yitirdiği belirtildi.
Bu ölüm ve ailenin suç duyurusunda bulunması üzerine Bakanlık harekete geçti.
Geçtiğimiz günlerde Pusula´ya ulaşan bir ihbar mektubundan yola çıkarak İrem´in ölümünün arkasındaki ihmal ve hatalar zincirlerini kamuoyu ile paylaştık.
İstedik ki benzer durumlarda aynı hatalar yapılmasın.
Benzer ihmaller yaşanmasın.
"İrem neden öldü" diye sorduğumuz haberin ardından kamuoyundan gelen desteklerin yanı sıra sağlık sistemi içinde yaşanlara yönelik yeni bilgiler geliyor.
Bunlardan güvenilir bulduklarımızı bir dizi araştırmadan sonra kamuoyu ile paylaşacağız.
Gelen bilgi ve telefonlar bir kez daha gösterdi ki İrem´in ölümünde gerçekten büyük ihmaller var.
Sağlık Bakanlığı Müfettişleri konuyla ilgili yetkililerle görüştüler.
İrem´in ailesi ile görüştüler.
Bu tür durumlarda genel kanı ´Ölen ölmüştür, kalan sağlar bizimdir´ mantığı ile hareket edilebilir.
Verilen ifadeler sonu inşallah tek sorumlu aile olmaz.
Biz tek sorumlunun aile olmadığını çok iyi biliyor ve üzerine de bu yüzden gidiyoruz.
Birileri çıkıp; "Aile mantar yediğini baştan söylemedi. Biz ne yapalım" derse görevini kötüye kullanmış olur.
Birileri çıkıp müfettişlere; "Biz gerekenleri eksiksiz yaptık" derse günah işler.
Birileri; "Ambulans zamanında geldi. Hastane zamanında haber vermediyse günah bizim mi derse?" o zaman ayıp ederler.
En vahim durumlardan biri de İrem Yağcı´nın Ankara´ya sevkinde ambulansta bulunan Acil Tıp Teknisyeni&[#]8217;nin hamile olmasıyla birlikte; "Ben bunu yapamam, edemem" gibi söylenmiş olması.
Aile bunları da müfettişe söylemiş olmalı.
Saat 15:00´de sevki yapılan İrem´in neden akşam 18:00´de gönderilmesi sürecinde ki üç saat içinde neler yaşandı?
Bunlar çok önemli.
Anladığım kadarıyla kimse kendisinde kusur bulmak istemiyor.
Ama birileri hesap vermeli.
Yoksa her defasında birileri bu işlerden müfettiş raporlarıyla yırtarsa aynı görevlere gelenler sorumluluklarının yeterince farkına varamazlar.
İrem Yağcı´nın ailesi yalnız değil.
Sağlık Müdürü Murat İlikhan´ın yapması gereken en önemli iş, sağlık kurumları arasındaki kopukluğu gidermek olmalı.
Yoksa kurumsal laçkalıklar başımıza daha çok işler açar.


Mithatpaşa Tüneli için Ankara´ya gidiyorlar


Mithatpaşa Tüneli ile ilgili gelişmeleri merak ediyorduk. Bu konuda toplanan imzalarla ilgili görüşmeler devam ediyordu. Ancak yakın bir zamana kadar sonuç alınamamıştı.
Platformun sözcülüğünü yapan meslektaşım Osman Sav gelişmelerle ilgili Cumartesi günü bir çalışma yaptı.
Ulaştırma Bakanlığı Müsteşarı, Zonguldak Platformu´nun taleplerini görüşmek için bir randevu vermiş.
Görüşme Salı günü gerçekleşecek.
Platform üyeleri bu toplantıya katılacaklar.
Dernek başkanları ve temsilcilerinin yer alacağı gezide bulunanları kutlamak gerekiyor.
Ankara´daki Zonguldaklılara bugünden duyurulur. Zonguldak Platformu´nun bu çabasına siyasi partilerden de birer isim katılmalı.
Ak Parti´de mutlaka bir isim vermeli.
O isim Merkez İlçe Başkanı Aytekin Celal Kazancı olabilir.
Ak partililer de bu talebin altına imza atmalı.
Zonguldak adına bir talebi yerinde tartışmak ve söylemek üzere Ankara´ya giden ekibe başarılar diliyor güzel haberlerini bekliyoruz.


Ali Koçal´ın tepesi attı


Cumartesi günü gerçekleştirilen CHP Merkez ilçe Kongresi´nin en önemli lafı Milletvekili Ali Koçal´ın sözleri oldu.
Koçal; "Avuçlarını yalarlar" dedi.
CHP´den ayrılanlara mesaj gönderen Koçal´ın hedefinde ise CHP´den ayrılarak Türkiye Değişim Hareketi Zonguldak Kurucu İl Başkanlığı&[#]8217;na gelen 22. Dönem Milletvekili Harun Akın ve diğer partililer vardı.
Koçal kendileri yapılan hizmetlerin karşılığında CHP´den ayrılanları vefasızlığına dikkat çekti ve; "CHP´nin iktidarını engelleyemeyecekler" dedi.
Taraflar bugüne kadar bir birlerini görmezlikten gelmeye çalışırken, Harun Akın ise CHP ile kavga etmemeye özen gösteriyordu.
Koçal´ın bu çıkışının üç nedeni olabilir.
Birincisi CHP tabanının Koçal tarafından motive edilmesi.
İkincisi ise CHP´den artan kopmalar ve Değişim Hareketi´ne artan ilginin sinirlerini bozması.
Üçüncüsü ise medya önünde bir türlü CHP´ye çatmayan, kendisine çatmayan Harun Akın´ı kavgaya çekmek.
Bunlar ana sebepler olarak görülebilir ancak Koçal içinden geldiği gibi de konuşmuş olabilir. Ancak her halükarda bir rahatsızlık olduğu gözlerden kaçmıyor.
Artık merkeze daha yakın Değişim Hareketi´nin İl Başkanı Harun Akın´ın bu söze karşılık neler söyleyeceği ise merak ediliyor.
Söyler söylemez kendisine kalmış.