Sanırım, 2005- 2006 yıllarıydı...

Demokrat Gazetesi’nin Zonguldak temsilcisi olarak çalıştığım yıllar…

O günlerde sürekli olarak maden müzesini yazıyoruz.

Olmayan maden müzesini…

Bu kentte, 1990’lardan bugüne konuşulan, ama bu kentte, “Ben milletvekiliyim”, “Ben Valiyim”, “Ben Belediye Başkanıyım”, “Ben falancanın başıyım” diye gezenlerin cücük kadar bir meseleyi neden başaramadığını soruyoruz.

Arada sert yazılar, eleştiriler oluyor.

Sabah 08.00 gibi telefon çaldı.

Arayan, Valilik Özel Kalem…

“Vali Bey seni bu TTK Eğitim Ocağı’nın olduğu yere bekliyor. Biz geçiyoruz. Gelebilir misin?” dedi.

Bir taksi çağırarak, afyonu patlamamış şekilde gittim.

Kulakları çınlasın.

Yavuz Bey anlattıkça anlattı.

Bıkmadan, usanmadan anlattı.

Dedi ki:
“Yazdıklarını dikkate alıyoruz, maden müzesini hayata geçireceğiz. Bu önemli güne sen de tanıklık et istedim.”

[*] [*] [*] [*]

TTK Genel Müdürü Rıfat Dağdelen de orada.

Yavuz Erkmen’i o gün çok inanmış gördüm.

Ve ilk defa bu işin olacağına inandığım gün, o gündür.

Hiç ama hiç şüphem yok ki, o gün, o kararlılık gösterilmese, bugün halen bir müzeden bahsedemezdik.

Tabi ki, bu kent için bir maden müzesinin her yönüyle hala daha ne anlama geldiğini bilmeyenlere, anlamayanlara bir şey anlatmak yersiz.

Elbette teşekkür edilecek pek çok isim var.

Ama Vali Sayın Erkmen’e özel bir teşekkür borçluyuz.

[*] [*] [*] [*]

Haber şöyle;

“Zonguldak Maden Müzesi'nin kurulmasında büyük pay sahibi olan Maden Mühendisi, Araştırmacı-Yazar Ekrem Murat Zaman, hem Türkiye Taşkömürü Kurumu'ndaki görevinden, hem de Maden Müzesi'ndeki görevinden ayrıldı.

Ekrem murat Zaman, TTK'da görev yaparken müzenin hayata geçmesi için danışmanlık görevini yapmanın ötesinde her detayı ile ilgilenmiş, açılış safhasına gelmesini sağlamıştı.

Henüz açılışı yapılmadan büyük ilgi gören müzenin son eksiklerinin tamamlanarak yaşatılması için Ekrem Murat Zaman'ın devam etmesi bekleniyordu.”

[*] [*] [*] [*]

Evet, aynen böyle bekleniyordu.

Böyle beklenmeliydi.

Bir işin yakışanı vardır.

Bir işe yakışan vardır.

Bir işi daha da anlamlandırma adına yakışanı yapmak gerekir.

Ekrem Murat Zaman, aslında müzenin hayata geçmesi ve donatılması için çok geç göreve çağrılan bir isimdi.

Ama çağırdılar.

TTK’da mühendis olarak görev yaparken, burada görevlendirildi.

O bile saçma-sapan bir krize neden olmuştu.

Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndaki duyarlı bir iki isim olmasa, bu işi Ekrem Murat Zaman’a bırakmayacaklardı.

Zonguldak’ın geçmişten bugüne olan yolculuğunu ciğerlerindeki toza kadar böylesine araştırıp-yazan ve tüm bunları böylesine heyecanlı, dolu dolu anlatabilen kaç kişi var?

O yüzden Ekrem Murat Zaman olmalıydı…

Ekrem Murat Zaman, bu müzenin hem görsel sunumu, hem diğer tüm detayları ile uğraştı.

Anlatırken, heyecanına ortak olanlar bunu çok iyi bilir.

[*] [*] [*] [*]

Müze bitti-bitecek…

Açıldı-açılacak…

Tam bu arada Zaman’ın haberi geldi.

Anlaşılan o ki, Ekrem Murat Zaman’a yol verilecek.

Zaman da TTK’dan emekliliğini istedi.

Dolayısıyla görevlendirme de bitmiş olacak.

Çünkü müze bitti.

Oraya bir müdür lazım.

Eeee gelen-giden de çok oluyor.

Gazeteciler de, gelen-gideni haber yapmak için orada.

Çekilen her fotoğraf, o havaya ayrı bir hava katıyor.

Oraya müzeyi çok iyi anlatan, kent tarihini çok iyi bilen değil, havası bin 500 bir müdür lazım.

İktidar partisi içinde müdürlük yarışları çoktan başlamış durumda.

Adamın bir şey bilmesine gerek yok.

Atansın yeter.

Ekrem Murat Zaman, sanırım bu çiğ kokuları fazlasıyla hissettiği için veda etti.

Çünkü öyle şeylere gelemez.

Net olmayı sever.

[*] [*] [*] [*]

Meseleye ne olur “basit bir görevlendirme” diye bakmayın.

Zaten başımıza ne geldiyse; olaylar, gelişmeler karşısında birbirimize böyle baktığımız için geldi.

Bu olaydan yola çıkarak, kenti analiz edebilirsiniz.

Siyasetçilerimizi, bürokrasiyi analiz edebilirsiniz.

Her zaman olduğumuz gibi olmak zorunda değiliz.

O müzenin adına, anlamına, çapına yakışan bir müdür atanacaksa, bu öncelikle Ekrem Murat Zaman’dır.

Kültür ve Turizm Bakanlığı ile İktidar Partisi Milletvekilleri Hüseyin Özbakır, Faruk Çaturoğlu ve Özcan Ulupınar ile iktidar partisi teşkilatlarına düşen de, bu düşünceyi desteklemek ve hakkaniyete, emeğe, liyakata saygı göstermeleridir.

Yani yakışanı yapmaları…

Bekliyoruz.

Takip ediyoruz…

Hüseyin Özbakır’a…

AK Parti Zonguldak Milletvekili Hüseyin Özbakır’ın TTK’nın özelleştirilmesi konusundaki fikrini aslında bilmeyen yoktu.

Parti içinde herkes biliyor ki, Özbakır, “Kısmen özelleştirilebilir. Kimse bu zararı çekmez” diyenlerdendi.

Bunu seçim döneminden beri pek çok özel sohbetinde dile getiriyordu zaten.

Bakanlar ve Başbakan da, “TTK özelleştirilmeyecek” demedi.

Seçim öncesi “ihanet belgesi” olarak yayınladığımız meclis konuşmalarının ardından apar topar Zonguldak’a gelen Bakanlar, Genel Başkan Yardımcıları işi toparlamaya çalıştılar.

Ama hem Hüseyin Çelik, hem diğerleri, “TTK kapanmayacak” dedi.

Ama, “TTK özelleştirilmeyecek” demediler.

İkisi arasındaki farkı anlamayanlar, anlamak istemeyenler oldu.

Özbakır, “Kısmen özelleştirilebilir. Kimse bu zararı çekmez” diyenlerdendi.

Kaldı ki, Özcan Ulupınar ve Faruk Çaturoğlu gibi düşünmek zorunda değil.

Kurumun özelleştirilmesi gerektiğini düşünebilir, nedenini kamuoyuna çıkar, anlatır.

Hoş, onlar da Zonguldak’tan baskı gelmese, bir kılıf bulacaklardı, ama şimdilik o kılıfa gerek kalmadı.

Ama ne olduysa, kentten ve medyadan baskıyı gören Özbakır da diğer siyasetçilere benzeyiverdi.

Belki de siyasetin en acı hali veya en güzel hali…

Baştan beri düşündüğünü, parti içinde de herkesin bildiğinin tersine, “Ben öyle şeyler demedim” şeklinde açıklamalar yaptı.

Gerçekten siyaset, kent adına üzüldüm.

Bu kadarına hiç gerek yoktu.

Çünkü Sayın Özbakır, bir siyasetçi değil, siyasetten gelmiş değil, bir siyasetçi gibi davranmasına da gerek yok.

Özbakır’ın böyle şeylere ihtiyacı yok!

Sayın Özbakır’dan beklediğimiz, seçim öncesinde dilinden üşürmediği “teşvik” meselesini bitirmek.

Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile olan yakın dostluğunu bu kentin menfaatine değerlendirmek.

Özbakır, yolların fotoğrafları ile Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan’a gitmişti.

Sayın Erdoğan’ın çok şaşırdığını açıklamıştı.

O günden bu güne farklı bir performans göremiyoruz.

Varsa, lütfen siz söyleyin.

Ve son bir not…

Bu hatırlatmalara ve eleştirilere alınmak, küsmek ne Zonguldak’a, ne siyasete, ne de Sayın Özbakır’a bir şey kazandırmaz!

Sadece kente, hizmetlere ve siyasete zaman kaybettirir.

Bu görüşler; Atilla’nın, Ahmet’in, Mehmet’in bireysel görüşleri değil.

Diğerleri gibi Özbakır’ın yanında başka, arkasından başka konuşmuyoruz.

Halktan, parti tabanında gelen baskın bir görüşe tercüman oluyoruz sadece…

Bayram…

Zenginliğinizi, imkanlarınızı sosyal medyadan paylaşmanın ötesinde ihtiyaç sahipleri ile yalnız, yetim öksüz çocuklar, kapısını çalacak kimsesi olmayan analar, babalar ve hasta yatağında bir merhabaya muhtaç insanlarla paylaşacağınız bir bayram olması dileğiyle…

Tüm okurlarımızın, dostlarımızın, arkadaşlarımızın ve bu kente gerçek anlamda emek verenlerin Ramazan Bayramı’nı yürekten kutluyoruz.

Allah kimseyi, kimseye muhtaç etmesin.

Adalet olsun…

Hak olsun…

Hukuk olsun