Adam yapsatçı!
Yapıp satıyor!
Dostluk ilişkilerini ticarete çevirmede mahir!
Kimi zaman mafyayla işbirliği yapıp, iş çeviriyor!
Kimi zaman hukuksal yoldan iş çevirmeye çalışıyor!
Yeter ki, işin ucunda menfaat olsun!
Bende atılan onca taklanın nedenini merak ediyordum!
Yapılacak iş, atılan taklaya değer mi?
Mesela, senin dostluğun kaç metrekare eder?
Bir de bizim "milli taklacı"yı almış yanına!
Kısacık boyuyla nasıl takla atıyor?
Benzinlikte gaza geldi herhalde!
Alçal takla, yüksel takla!
İşi zor vallaha!
Filyos ve turizm...
Filyos, Amasra ile yarışacak.
Hatta sayı olarak geçecek!
Ama biz hala 8 kilometrelik Saltukova-Filyos yolunu bile yapamıyoruz!
Bu yetmiyormuş gibi, Filyos Ateş Tuğla'nın ruhsatsız bir şekilde çevreyi kirletmesine göz yumuyoruz.
Düşünsenize, bu fabrikaya Bartın Limanı'ndan tonlarca hammadde geliyor kamyonla!
Tozu, pisliği cabası!
Bir de hiçbir kritere uymayan bacası!
Hem de tatil döneminde!
İnsanlar sahilde güneşleniyor...
Bu fabrikanın bacasından simsiyah dumanlar yükseliyor!
Fabrika sahipleri ise, "arsayı nasıl parselleriz, ne kadarını devlete satarız, ne kadarını müteahhitlere satarız"ın derdinde!
Amaçları zaten fabrikayı işletmek değil!
Arsaları nakde çevirmek!
Bu arada olan Filyos halkına oluyor.
Filyos'a gelen tatilcilere oluyor.
Filyos, sırtındaki "ateş tuğla kamburu"yla Amasra'yı geçemez.
Kıssadan Hisse: 'Kılıf' uydurma!
Bedevinin biri, devesiyle yola koyulmuş. Çölde uzun süre yol almışlar. Bedevinin cinsel duyguları kabarmış. Bakmış, başka çare yok, devesini öpmeye karar vermiş. Devenin hörgücüne ip bağlamış, salıncak yapmış. "Kendisini dengede tutsun" diye, salıncağın ortasına da bir tahta yerleştirmiş. Çıkmış salıncağa... İşini bitirince, kendinden tiksinmiş. Açmış ellerini, "Tanrım! Beni affet. Kendimi çok kötü hissediyorum. Şeytan aklıma girdi. Yoksa ben bu işi yapmazdım" diye yalvarmış. O sırada çölde kum fırtınası olmuş. Fırtınanın içinden şeytan çıkmış, gelmiş. Şeytan, "Ulan namert adam. Hadi diyelim ki deveyi öpmene ben sebep oldum. Peki, hörgüce ip dolayıp, salıncak kurmana kim sebep oldu?" demiş.
İnsanın melek olması mümkün değil, ama şeytan olması da gerekmez.
Günün Fıkrası: Güvercin!
Parkın içinde yıllarca birbirlerine uzaktan bakan çıplak iki kahraman heykeli... Biri erkek, diğeri dişi... Bir gün bir melek gelmiş ve müjde getirmiş, "Sizler iyi ve örnek heykel oldunuz, bu yüzden ben de size özel bir hediye vereceğim. Yarım saat için sizi canlandıracağım, siz de bu süre içinde ne isterseniz yapabileceksiniz!" demiş... Ve melek ellerini çırpar çırpmaz heykeller canlanmış; birbirlerine biraz utanarak yaklaşmışlar, ama sonra hızla parktaki çalılıkların arkasına koşmuşlar. Kısa bir süre sonra çalılıkların arkasından kikirdeşmeler, kahkahalar duyulmuş, çalılar sallanmış. On beş dakika sonra, çalılıklardan çıkmışlar, ikisinin de yüzünde geniş bir tebessüm varmış.
"On beş dakikanız daha var!" demiş melek, gözlerini kırparak... Dişi heykelin yüzündeki tebessüm biraz daha yayılmış ve erkek heykele dönmüş:
"Harika! Ama bu sefer güvercini sen tut, ben onun kafasına ediceem!.."
Günün Sözü:
"Bir meslekte yükselmek için yolunu şaşıranlar olduğu gibi yolunu şaşırarak yükselenler de vardır."
Cenab Şahabeddin