Zonguldak İl Milli Eğitim Müdür Vekili Murat Kapıcı'nın eskiden "Müdür Yardımcılığı Sınavı" olarak bilinen "Yönetici Atama Sınavı"nı bile kazanamadan İl Milli Eğitim Müdür Vekilliğine geldiğini biliyor musunuz?
Biz "liyakat" derken, boşuna demiyoruz.
Siz, bir okulu yönettirmediğimiz adama, koca ilin Milli Eğitimini yönettiriyorsunuz.
Üstelik bu kişi, müdür yardımcılığı sınavını, yani yönetici olma sınavını bile kazanamamış.
Murat Kapıcı, basın toplantısında, "Benim edebiyatım da, matematiğim de iyidir" diyordu!
Edebiyatı ve matematiği o kadar iyiyse, müdür yardımcılığı sınavını niye kazanamamış?
Murat Kapıcı, kendisine, "Seni niye eleştiriyorlar?" diye soran Vali Erdoğan Bektaş'a, "Yemek ihalesi yüzünden" diyor mu acaba?
Bu da yalan? Ben size doğrusunu söyleyeyim. Murat Kapıcı, Milli Eğitim'in yemek ihalesini şirketlere vermek istiyor. Milli Eğitim'den Sorumlu Vali Yardımcısı Nevzat Taşdan, "Öğretmenevi yapsın" istiyor.
Peki, biz Murat Kapıcı'yı niye eleştiriyoruz?
Biz Murat Kapıcı'yı, İl Milli Eğitim Müdürlüğü'nü layıkıyla yapamadığı için eleştiriyoruz. Okulu yönetecek sınavı kazanamadığı halde, Milli Eğitim Müdürlüğü'nü yapmaya çalıştığı için eleştiriyoruz.
Biz Murat Kapıcı'yı, Milli Eğitim personelini odasına çağırıp, "Sizinle çalışmak istemiyorum. Emekli olun. Yoksa... " dediği için eleştiriyoruz.
Biz Murat Kapıcı'yı, okul müdürüne telefon açıp, "İtlik yapma" dediği için eleştiriyoruz.
Bir de bu Murat Kapıcı, basın toplantısında "belgesiz" yazdığımızı filan ima etmiş!
Kendisi, hakkımızda suç duyurusunda bulundu. Kovuşturmaya gerek görülmedi.
Şimdi bir okul müdürü, Murat Kapıcı hakkında hakaret ve şantaj davası açtı. Yakından takip ediyoruz!
Öyle olmasa, kent bu halde olur mu?
Kenti yönetenlerin; telefonda, WhatsApp'ta, makam odalarında yaptıkları konuşmalar-yazışmalar sokağa taştıkça, seviyelerini görüyoruz.
Biri; bir Müslüman'a, beş vakit namaz kılana, hele hele bir ensara hiç yakışmayacak küfürler ediyor.
Bir diğeri; mahiyetindeki yöneticiye telefonda sövüp-sayıp sonra inkar ediyor.
Sonra bir başkası, kendisini göreve getiren siyasi anlayışa küfür sayılacak biçimde konuşmalar yapıp, makamdan insan kovuyor.
Kentimizi yönetenlere bakar mısınız?
Ama onlara sorun; dünyanın en dürüst, en ahlaklı insanı onlar. Herkesin bir hesabı var. Onların yok.
Koltukta biraz daha fazla oturabilmek uğruna yaptıklarını görünce, ben utanıyorum!
Bunlarda utanma da yok.
Çünkü o koltuğa kendi bilgi ve becerileriyle gelmediler. Adamını buldular, şansları yaver gitti, arkadaşlarının omuzlarında yükseldiler.
Öyle olmasa, kent bu halde olur mu?
Mesleğe katkımız inkar edilemez
AK Parti Zonguldak İl Başkanlığı, 3 Milletvekili ve İlçe Başkanlarının katılımıyla bir yıllık dönemi değerlendiren toplantı yaptı.
Cumartesi günü Kozlu'daki Coşkunoğlu Tesislerindeki toplantıya katıldım.
Toplantının haberlerini yaptık.
Sonra büroya geçip iki haber daha yaptım.
Birincisi, okul müdür ve yardımcılarının listesiydi.
İkincisi, Zonguldak İl Milli Eğitim Müdür Vekili Murat Kapıcı'nın, Ereğli 15 Temmuz Şehitler İmam Hatip Ortaokulu Müdürü Sinan Yıldırım'a telefonda söyledikleriydi. Bu haberi, savcılık evrakına bakarak yazdım.
Gazeteci haber yapar.
Benim gazeteciliğimi kimse sorgulayamaz.
Sadece hakimler sorgular.
Yani hesabı adalet önünde veririz.
Haber yazmasını bilmeyenlerin "gazeteciyim" diye gezdiği, hatta mesleği temsil ettikleri Zonguldak'ta yazdıklarımın anlaşılmasını da beklemiyorum.
Bir de AK Parti'nin toplantısı, Elmas TV'den canlı yayınlandı.
Benim aldığım canlı yayın cihazlarıyla... Mesleğe katkımızı kimse tartışamaz.
Gece "yetişkin film yıldızı" olanların, gündüz "gazeteci" rolüne bürünmesini elbette eleştireceğim.
Her gün kent gündemini belirleyen haberler yapan, düzenli şekilde köşe yazan bir gazeteci olarak elbette eleştirileceğiz.
Ancak, haber yazmasını bilmediği halde "gazeteci" rolüne bürünenlerin beni eleştirmeye hiç hakkı yok.