Zonguldak, Türkiye'nin maden başkenti olmasına rağmen kronik işsizlik (Yüzde 25 civarı, Türkiye ortalaması yüzde 15), maden faciaları, göç ve ekonomik gerilemeyle boğuşuyor.
TBMM'de Zonguldak’ı temsil eden 5 Milletvekili var!
AK Parti’den Ahmet Çolakoğlu, Saffet Bozkurt, Muammer Avcı.
CHP’den Deniz Yavuzyılmaz, Eylem Ertuğ Ertuğrul.
Bu vekiller, parti ayrımı olmaksızın halk nezdinde "başarısız" bulunuyor.
Çünkü şehrin temel sorunları olarak görülen ulaşım, üretim, istihdam konuları çözülmüyor.
Zonguldak'ın en büyük yarası: TTK'da norm kadro 14.000 iken çalışan sayısı 7.000'in altında. İşçi alımı vaatleri seçim malzemesi oluyor ama yetersiz kalıyor.
Gençler şehirden kaçıyor, yatırımlar yavaş ilerliyor. Vekiller ‘günübirlik siyaset’ ile suçlanıyor; fabrika taşıyan iş insanlarına sahip çıkılmıyor.
Zonguldak Milletvekillerinin en büyük kaygısı kentin küçülmesi değil, yeniden seçilip seçilememesi!
Milletvekilleri Ankara'da parti disiplinine, Zonguldak'ta halka hesap veriyor.
Ne İsa’ya yaranıyorlar!
Ne Musa’ya!
Filyos Vadi Projesi, istihdama yönelik yatırım yerine doğalgaza odaklanınca hayaller başka bahara ve başka vadiye kaldı!
Oysa Zonguldak halkı, Filyos Vadi Projesi’nden çok umutluydu!
Başta demir-çelik olmak üzere çok sayıda emek yoğun fabrika kurulacak!
10 bin kişi buralarda iş bulacaktı!
Şimdi yeni hayalimiz!
Karadeniz’de petrol bulunması!
Petrol türevleri üzerine kurulacak tesislerde iş bulunması!
Zonguldak insanı çevre ile sanayi arasında, aş ile iş arasında sıkışıp kalıyor!
Elimizde bir Filyos Vadisi vardı!
O da kayıp gidiyor!
Zonguldak birlikte hareket edemeyince, Zonguldak Milletvekilleri de birlikte hareket edemiyor!
Yeniden seçilme kaygısı, Milletvekillerini kentine değil, kendine çalışmaya sevk ediyor!

Kelin merhemi olsa!

Zonguldak eski Belediye Başkanı Dr. Ömer Selim Alan, CHP’li Belediye Meclis Üyesi Dr. Atınç Kayınova’ya doktora gitme tavsiyesinde bulunmuştu!
Dr. Atınç Kayınova, o dönemki CHP İl Başkanı Murat Pulat ile Zonguldak Atatürk Devlet Hastanesi ana binasına gittiler!
Ama onların gitmesi gereken doktor o gün Site Ek Bina’da idi!
Dr. Ömer Selim Alan seçimi kaybedince Dr. Atınç Kayınova’nın rahatsızlığı ilerledi!
Balığa merak sardı!
İlla ’kalkan’ olacak diyor!
AK Parti Zonguldak İl Başkanı Mustafa Çağlayan’a sarmış!
Sana da ‘kalkan’ göndereceğim’ diyor!
Mustafa Çağlayan, Dr. Atınç Kayınova’ya haddini bildirdi!
Anlar mı?
Anlamaz!
Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem, “Bundan sonra işim gücüm sensin Mustafa” deyince, cemaatinden Atınç Kayınova da böyle koyverir!
Atınç Kayınova’nın başına gelenler, kimin başına gelse durum bu olurdu!
Konuyu çok kurcalamak istemiyorum!
Zonguldak’ı değiştireceklerini söyleyerek göreve gelen, 20 ay boyunca sadece Atınç Kayınova’nın başına protez saç takan bir ekipten söz ediyoruz!
Kelin merhemi olsa başına sürermiş!
Dr. Atınç Kayınova, keline protez sürdü!
Tüm sorunlar çözüldü!

Aklıselim-Aklıtahsin!

Zonguldak Çevre Yolu üzerine bir üst geçit yapıldı!
İkincisinin yapımı sürüyor!
Sabah saatlerinde yayaların geçişini engelleyecek bariyerler konuldu!
İnsanlar üst geçide yönlendirildi!
Hala çevre yolu üzerinden karşıya geçmeye çalışanlar oldu!
Akşamüstü bariyerler kaldırıldı!
İnsan seli yine çevre yolundan yürüdü!
Zonguldak Belediyesi, bu üst geçitleri yapmamak için direndi!
Hatta yaptırmamak için direndi!
Zonguldak Valisi Osman Hacıbektaşoğlu devreye girdi!
Karayolları Bölge Müdürlüğü ekipleri geldi!
Üst geçit yapıldı!
Üst geçide asansör yapılacak!
Karayolları ‘Bakımını belediye yapsın’ diyor!
Belediye Başkanı Tahsin Erdem, para vermemek için asansör işine yanaşmıyor!
Şimdi insanlar hala yoldan yürüyor!
Bazı CHP’liler, “AK Parti’nin yaptırdığı üst geçitten geçmeyiz” diyor!
İnşallah kimsenin canı yanmadan aklıselim galip gelir!
Şimdi aklıselime de itiraz edenler olur!
Aklıtahsin diye bir söz uyduramadık!
Hiç kusura bakmayın!

Vakfıkebir arşivi olsa!

Zonguldak Yerel Tarihçi, Yazar ve Emekli Maden Mühendisi Ekrem Murat Zaman, 200 yıllık 'karbonifer arşivi'ni Tahsin Erdem'in talimatıyla BKM'den çıkartmak zorunda kalmış. Arşiv, Zonguldak Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Metin Demir’in ayarladığı bir yere taşınmış!
Bir okurumuz, haberin altına “Tahsin Erdem, arşivi koyacak yer mi bulamamış? Kendi kontenjanında kadroya alsaymış” şeklinde yorum atmış!
O arşiv, Tahsin Erdem’in eşinin arkadaşlarının arşivi olsa belediyede bir yer bulunurdu!
Oğlunun arkadaşlarının arşivi olsa, belediyede bir yer bulunurdu!
Halil Furat’ın, Harun Yücel’in arşivi olsa onlara da yer bulunurdu!
Tarih arşivi olsa ne olur, olmasa ne olur!
Nasıl olsa Vakfıkebir arşivi değil!
At gitsin!

Sabit Danış kimdir?
Zonguldakspor Kulübü Onursal Başkanı sıfatını kullanan Sabit Danış, Türkiye Futbol Federasyonu’na gidecekmiş!
Zonguldakspor Futbol Kulübü’nü 2. lige alın diyecekmiş!
Soruyoruz bu Sabit Danış’ın Zonguldakspor’a bir katkısı var mı diye?
‘Yok’ diyorlar!
Sabit Danış kim diye soruyoruz!
Eskiden Kilimli’de birahane işlettiğini söylüyorlar!
Demek ki, Kilimli’de çok bira sattı!
Büyüdü, ünü yurt dışına taştı!
Keşke yaptığı hayır işleri de ünü kadar büyük olsa!
Zonguldak’ın adını kullanmasa!
Zonguldak’ta sallasan 100 tane Sabit Danış edecek iş insanları var!
Ama hiçbiri onun yaptığını yapmıyor!
Bu Zonguldakspor’un ne kadar ‘onur’u var ya!
Herkese yetiyor!
Onursal Başkan Erdoğan Demir!
Onursal Başkan Salih Demir!
Noterden Başkan Harun Demir!
Şirketten Başkan Hakan Hürfikir!
Dernekten Başkan Avukat Özberk Papila!

Kıssadan Hisse: Minik kuş ve Avcı!

Avcının yakaladığı küçük kuş birden konuşmaya başladı.
— Ben minicik bir kuşum dedi, etim, dişinin kovuğunu bile doldurmaz. Eğer serbest bırakırsan işine yarayacak üç öğüt veririm. Dinle, birinci öğüdüm şu: “Olmayacak bir söz duyarsan, asla inanma!”
Avcı şaşırmıştı. İkinci öğüdü isteyince küçük kuş:
— “Beni bırak, ikinci öğüdümü şu damın üstünde vereceğim.” dedi.
Avcı kuşu bıraktı. Bir lahzada dama konan kuş:
— Dinle dedi, “Geçip gitmiş şeyler için asla üzülme.” olan olmuş, biten bitmiştir çünkü. Bak, benim karnımda on dirhem ağırlığında bir inci vardı. Çok kıymetli bir inciydi bu. Ne yazık ki elinden kaçırdın…
Avcı daha çok şaşırmış, kuşu serbest bıraktığına pişman olmuştu. Ah vah etmeye, saçını başını yolmaya başladı.
Kuş:
— “Ne oldu?” diye sordu. Niçin dövünüp duruyorsun? Ben sana olmayacak söze asla inanma dememiş miydim?
Sen karnımda inci olduğunu duyunca bu öğüdü hemen unuttun. Kendisi üç dirhem gelmeyen kuşun karnında on dirhemlik inci olur mu hiç? Üstelik ikinci öğüdümü de unutmuşa benziyorsun. Hani elden kaçırdığın şeyler için asla üzülmeyecektin!
Avcı utanmış başını yere eğmişti.
— Üçüncü öğüdünü ver bari diye inledi.
Küçük kuş damdan kalkıp yüksekçe bir ağacın dalına kondu ve oradan gökyüzünün boşluğuna doğru süzülürken şöyle bağırdı:
— Be hey sersem avcı, sen verdiğim ilk iki öğüdü tuttun mu ki üçüncüsünü istiyorsun?
MESNEVİ:
Uykuya dalmış bilgisiz kişiye öğüt vermek, çorak yere tohum saçmaktır.