Hatırlatmak gerekirse; AK Parti Genel Başkan Yardımcısı, TBMM eski Başkanı ve 1 Kasım seçimlerinde Karabük’ten milletvekili adayı olan Mehmet Ali Şahin ile Karabük’ün MHP’li Belediye Başkanı Rafet Vergili arasındaki hizmet kavgasından yola çıkarak Zonguldak’ın çıkarması gereken dersleri paylaşmıştık.

“Zonguldak ile Karabük arasındaki 9 farkı bulun…” sorusuna Zonguldak Kent Konseyi Başkanı Yesari Sezgin’den yanıt geldi.
Yesari Sezgin’i konumu gereği pek çok defa eleştirmiş birisi olarak söylemlerin önemini paylaşmak zorundayız.

[*] [*] [*] [*]

Diyor ki Sezgin:

“Sayın Öksüz;

Köşe yazınız da yer alan Karabük ile ilgili polemiği ilgiyle okudum.

Sizin de yazınızda bahsettiğiniz gibi Zonguldak olarak en önemli eksikliklerimizden biri, kentin aktörleri arasındaki yapıcı olan üslup.

Bu sıkıntıyı şehir olarak yıllardır çekiyoruz, görüyoruz.

Siyasiler, yerel yöneticiler, sivil toplum kuruluşları ve basın olarak hepimiz bu sıkıntının farkındayız ve hepimiz defalarca bunu dile getiriyoruz.

[*] [*] [*] [*]

Birlikte hareket etme, birlikte sorun çözme kültürümüzü maalesef ileriye götüremiyoruz.

Bu konuda önemli sorunlarımız var.

Bir kişi ya da bir kurum, bir proje ortaya koyduğu zaman birileri yapılan işin olumlu ya da olumsuz olduğuna bakmadan şartlı refleks şeklinde itiraz edebiliyor.

İtiraz için baktığı şey, projeyi kim ya da kimler ortaya atmış.

[*] [*] [*] [*]

Böyle bir yaklaşım olduğu sürece de şehir olarak sonuç odaklı birlikte hareket etmemiz mümkün olmuyor.

Projeyi ortaya kim atmış, yok o şu partiden, yok o bu partiden, onun siyasi görüşü şöyle böyle...

Sana ne kardeşim, sen kimin yaptığına bakacağına projeyi bir incelesene...

Eğer gerçekten yanlış bir proje ise, yanlış yönlerini eleştir, olması gerekenleri öneri olarak ortaya koy. Proje bu şehre katkı sağlayacak bir projeyse de, gerçekleşmesi için destek olmaya çalış.

Maalesef bu yaklaşımı hep birlikte yıllardır yaşıyoruz ve olumsuz sonuçlarını şehir olarak çekiyoruz.

[*] [*] [*] [*]

Bakın yazınızda verilen örnekler de belirttiğiniz gibi şehirlere Bakanlıklardan ya da İller Bankası’ndan ayrılan ödenekler için şehirler birbirleriyle yarış halinde.

Şehirler, bu pastadan daha büyük bir dilim kapmak için birbirleri ile yarışıyor.

Burada en büyük görev, siyasilere ve şehrimizi temsil eden milletvekillerimize düşüyor.

Ancak sadece onların yetmeyeceği, şehrin bütün aktörlerinin birlik içerisinde hareket etmesinin de önemli olduğu bir gerçek.

Birlikte hareket edebilmek için de birbirimizi kırmadan-dökmeden harekete geçirecek, destekleyecek ve katkı sağlayacak bir üslup çok önemli.

[*] [*] [*] [*]

En basit örneğini lavuar alanında yaşıyoruz.

Zonguldak gibi örneği olmayan çok büyük bölümü kamu elinde olan, şahıs mülkiyetlerinin sınırlı olduğu şehrimizde, üstelik kent merkezinde yaklaşık 6 hektarlık bir alan 8 seneden beri değerlendirilemiyor.

Sorunlu bir şekilde şehrimizin ortasında duruyor.

Bunu anlayabilmek, bunu anlatabilmek, bunu izah edebilmek mümkün değil.

Birlikte hareket ederek, doğru üslup kullanarak, bu alanın şehir olarak çözümünü sağlamamız lazım.

[*] [*] [*] [*]

Yazınızda geçen örneklerde yer alan yaklaşım ve üslup, bu ve bu gibi sorunların çözümü ve yeni projeler ile devam eden projelerin bir an önce bitirilmesi için ihtiyacımız olan üsluptur.

Biz Kent Konseyi’ni ziyaret eden milletvekili adaylarımızın hepsine, seçim sonrası iktidar olsun, muhalefet olsun tüm siyasilerimizin bu şehir için birlikte hareket etmeleri gerektiğini söylüyoruz, beklentimizin bu olduğunu kendilerine iletiyoruz.

Şehrimizin her paydaşının da şehrimize artı değerler kazandıracak bu birlikteliğe katkı sağlamasını umut ediyoruz.”

[*] [*] [*] [*]

Sayın Sezgin’e teşekkür ediyorum.

Kent Konseyi Başkanı Yesari Sezgin’in bu söylemlerini önemsiyoruz.

Pusula Yayın Grubu olarak, yıllardan beri söz konusu hizmetse, birlikten kaçılmaması gerektiğini söylüyoruz.

Hatta ve hatta kaçanları, yan çizenleri, samimiyetsiz davrananların tutumlarını eleştiriyoruz.

Bu bağlamda Kent Konseyi başta olmak üzere diğer STK’ların da bunu daha fazla savunması gerekiyor.

Seve seve olmuyorsa…

Zorla…

Tekrar buradan çağrı da bulunuyoruz.

Hazır 1 Kasım seçimleri yaklaşırken, milletvekili adaylarının en önemli vaatlerinden biri bu olmalı.

Yani söz konusu kente hizmetse, yarın öbür gün birbirimizi ötelemeden, yok saymadan samimi olarak dayanışma içinde olmalıyız.

Elbette görüş ayrılıkları olacaktır.

Ama örneğin lavuar alanı, örneğin bir başka konuda ortak aklı birlikte yürütmek zorundayız.

Aynen Karabük’te olduğu gibi...

Birbirimizi, “Karabük’ü görüyor musunuz?” diye suçlayıncaya kadar Karabük’ün siyasetçileri, STK’ları gibi davranmak zorundayız.

[*] [*] [*] [*]

Siyasi partilerin politikaları elbette önemli...

Bırakalım onlar kendi halinde yürüsün.

Ama bu kentin daha önemli beklentileri var.

Milletvekili adaylarının kent için en önemli vaatlerinden biri, samimiyet ve ortak akla destek olmalı.

Bu konuda söz vermeye davet ediyoruz.

Bu sözü veren milletvekili adaylarının bir ayrıcalığı olmalı.

Bu sözü veren, bu sözü yüksek sözle veren adaylar desteklenmeli.

Yoksa yeni dönem de de değişen pek bir şey olmaz.

Meseleler lafta kalır.

Kalmasın…

Kalmamalı…

Deniz Yavuzyılmaz kime çalışıyor?

CHP’de yaşanan sıralama tartışmasının yankıları devam ediyor.

“Atatürk gibi karar vereceğim” diyerek Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’na sitem dolu mektup yazan, sonrasında geri adım atan Deniz Yavuzyılmaz, son olarak Zonguldak Kömürspor maçında görüldü.
Yavuzyılmaz, henüz işin başında olan birisi olarak haksızlığa uğradığını düşünse bile yapmaması gereken hataları yaptı.

Ne yazık ki, yapmaya da devam ediyor.

Ve geçen seçimlerin aksine Yavuzyılmaz sahalarda pek görülmüyor.

Kılıdaroğlu’ndan, “Genel Başkan Danışmanlığı” istediği ifade ediliyor.

Her şey olur.

Zamana bırakmak gerekir.

Baştan beri söylüyoruz.

Gaz veren çok olur Zonguldak’ta…

Bazı şeyleri zamana bırakmak gerekir.

Deniz Yavuzyılmaz’ın 7 Haziran seçimlerine göre daha fazla çalışması gereken bir dönem.

Küsüp, kenara çekilmek, bugüne kadar savunduklarını bir kalemde “silmek” demektir.

Bu düpedüz samimiyetsizlik olur.

Diğerlerine benzemek olur.

Oysa Deniz Yavuzyılmaz hep diğerlerinden farklı olduğunu savunmuştu.

Şimdi onlara benzemeye çalışarak, hem kendisine, hem de partisine zarar veriyor.

En azından görüntü böyle...

Bu düşünceyi, bu algıyı değiştirmek zorunda...

Bugün CHP’de Deniz Yavuzyılmaz’ın sıralamadaki yerine tepki göstererek, CHP’ye oy vermeyeceğini söyleyenler varsa ve Yavuzyılmaz bundan gizli bir haz alıyorsa veya engelleme yolunda adım atmıyorsa, “Deniz Yavuzyılmaz kime çalışıyor?” soruları akla gelir.

1 Kasım’a kadar ortaya koyacağı performans, siyaset kariyerine de yol verecektir.

Kendisine güvenmeyenleri mahcup etmek istiyorsa, onun yolu çalışmaktan, daha çok çalışmaktan geçiyor.

Yoksa Türkiye’deki siyasi sistemi değiştiremeyeceğine göre harcanıp gidecek.