Hepiniz bu sözü biliyorsunuz.

Ama hikayesini bilmiyor olabilirsiniz.

Bilmeyenler için anlatayım...

Bir gün hasta adam "gerginlik ve tedirginlik" şikayetiyle doktora gider.

Yapması gereken çok işinin bulunduğunu, fakat kendisinin rahatsız olduğunu, işlerin ise beklemeye tahammülü olmadığını söyler.

Doktor, "Bu işleri başka biri yapamaz mı ya da başkası size yardımcı olamaz mı?" diye sorar.

Hasta adam, "Onları yalnız ben yapabilirim, bütün işler bana bakıyor!" diye cevap verir.

Doktor, "Sana bir reçete vereceğim, bu reçeteyi aynen tatbik etmen gerekiyor!" diyerek reçeteyi uzatır.

Adam, reçeteyi eline alıp baktığında, hayretler içinde kalır.

Reçetede, "Her gün en az iki saat işi bırakıp yürüyüş yapacaksın ve her haftanın yarım gününü bir mezarlıkta geçireceksin" yazmaktadır.

Hasta adam, "Yürüyüşü anladık, ama neden mezarlık?" diye sorar.

Doktor, "Oraya gidip mezar taşlarına bakmanı istiyorum. Mezarlıklar, kendilerini vazgeçilmez sanan insanlarla doludur. Sen de onlar gibi mezarlığa gömülünce, kendinden başkasının yapmasına imkan olmadığı zannettiğin işlerin başkaları tarafından da yapılmaya devam edildiğini göreceksin" der.

Canlı yayının nedeni...

Devrek'te Belediye Başkanı Çetin Bozkurt, CHP'den seçildi.

Ama Belediye Meclisi'nde hakimiyet, AK Parti'de...

Encümen ve Komisyonlar da AK Parti'de...

Gökçebey'de Başkan Vedat Öztürk, İYİ Parti'de...

Encümen ve Komisyonlar, CHP ile AK Parti'de...

Şimdi bu iki belediyede meclis toplantıları canlı yayınlanınca, gazetelerde haber oldu.

Aman efendim, ilk defa meclis toplantısı canlı yayınlanıyormuş.

Demokrasiden söz ediliyor.

Oysa canlı yayının asıl nedeni, demokrasi değil.

Belediye Başkanları, mecliste muhalefet tarafından sıkıştırılacaklarını bildikleri için, içeride olanları kamuoyuyla paylaşmak, üzerlerindeki baskıyı kaldırmak amacıyla canlı yayın yapıyorlar.

Meclis toplantıları zaten halka açık...

Canlı yayın olması da çok güzel.

Ama niyet önemli...

Hatırlatayım istedim.

Günün Fıkrası:

Külotunu, pantolonunun üstüne giymiş!

Adam, sabaha karşı altıda evine gelmiş.

Eşi başlamış sorular sormaya...

- Dün gece neredeydin Süpermen?

- Müşterileri yemeğe çıkardım, patronla...

- Peki, sonra ne yaptınız Süpermen?

- Bir bara götürdük, striptiz kulübüne...

- Sen ne yaptın orda Süpermen?

- Hiiç, sadece bir bira içtim ve patronla müşterileri otele bıraktık.

Adam ardından sormuş...

- Neden bana "Süpermen" diyorsun, geldiğimden beri?

Eşi cevaplamış...

- Sadece Süpermen külotunu, pantolonunun üstüne giyiyor da ondan...