Yeni Adım Gazetesi’nden Erhan Çakmak, dünkü köşesinde şunları yazdı:

“Öncelikle AK Parti Zonguldak Milletvekillerine bir mesaj gönderelim...

Üçü de doğru-dürüst, tertemiz insanlar...

Memlekete hizmet adına var güçleri ile çalışıyorlar.

Ancak her birinin yakın çevresinde, ‘kendilerine hizmet’ için çalışanlar var.

Milletvekillerini rencide edebilecek, kamuoyu huzurunda sıkıntıya sokacak insanlar var. Milletvekillerinin ismi üzerinden ‘rant’ sağlayanlar var.

Dikkatli baktıklarında, dikkatli gözlemlediklerinde sayın vekillerimizin ‘yakınlarda’ bulunan bazı kişilerin, kendilerine ne denli zarar verdiğini göreceklerdir.

Şehre dönelim...

Zonguldak’ta, yerel siyasetçi, doktor, belediye başkanı ve saire olup da, AK Parti’nin ve AK Parti Zonguldak Milletvekillerinin isimleri üzerinden nemalanmak, rant sağlamak isteyen ne kadar sahtekar varsa...

Bunların ne AK Parti, ne de milletvekilleri ile bir ilgisi olmadığı kamuoyuna anlatılmalıdır. Onların partisi AK Parti değil çünkü... Düpedüz ‘menfaat’ partisi!..”

Milletvekillerinin sevgili danışmanları…

Bu yazı herhalde bize yazılmadı.

Artık kendinize çeki-düzen verin.

Milletvekillerine daha fazla zarar vermeyin!

Milletvekillerimiz… Siz de sağıra yatmayın... Gereğini yapın…

Ne işi var sizin meclis kartlarınızın rastgele insanların arabasında?

Ne işi var sizin danışmanlarınızın rastgele insanların masasında?

Şu burs işini de bitirin artık!

Okullar kapandı, kapanacak!

Hala burs topluyorlar!

Bırakın bu işleri…

Milletin diline düştünüz…

Ayağa düştünüz…

Medinet Merlot…

Bu şarabın adını ilkin bir sosyal medya tartışmasında duymuştum.

Google’ye yazdım. Ekşi Sözlük’ten bu çıktı:

“İlk yudumu aldığında insana ‘ben bu şişeyi bitiririm abi’ hissi veren, fakat daha kadehin sonunu görmeden kafayı iki bin-üç bin beş yüz yapan, kadifemsi tadıyla mest eden, sözüm ona Fransız, ancak Alman güzellerinin eliyle toplanan, cebi yakmasının yanı sıra bünyeye müthiş bir ısıveren, iksir şişeli güzelim şarap…”

Dün de bu şarabın bir beldede geçen özel hikAyesini dinledim.

Eline, beline, diline sağlık Sayın Başkan! Daha ne diyeyim!

Bir Fransız atasözü der ki:

“Fahişeye, fahişliğini unutturursan gelir sana namus dersi verir.”

Aynı şey, p…..kler için de geçerlidir.

Biz de o yüzden zaman zaman hatırlatıyoruz!

Durdurabilene aşk olsun…

Bir dönemin hızlı diyalizcisi vardı. Üstelik çok hızlı da cemaatçiydi.

Bugünlerin FET֒sünden yani... İşlerini kolay gördürmek ve daha çok kazanmak için Bakanlık içinden bir ortağı bile vardı. Belki o isim de FET֒cüydü…

Orasını tam bilmiyorum. Ama bu diyalizci öyle bir hızlı döndü ki!

Hala dönüyor! Durdurabilene aşk olsun!

Hepsi yalan!

Bir takım sivil toplum örgütü yöneticileri, bir türlü o koltuktan kalkmıyorlar.

Yıllardır düşünüp dururum.

“Yahu, işi-gücü olan bir adam, bir sivil toplum örgütünün başkanlık koltuğundan niye kalkmaz?” diye…
“Asla yemez”, “Ben yerim, o yemez” dediğimiz insanların yaptıklarını görünce, insanın küçük dilini yutası geliyor!
Vatan-millet sevgisi, Zonguldak sevgisi falan!

Hepsi yalan!

Hepsi yalan!