Basınımızın bir hastalığı da aynı sayıda haber ve resim tekrarı yapması.
Gazetelerin birinci sayfalarındaki haberlerin yazıları ve sunuş şekli ile iç sayfadaki haberlerin yazıları ve sunuş şekilleri aynı.
Oysa gazetelerin birinci sayfaları iç sayfaların özeti olmalı.
Özetler haberlerin içerideki devam yazıları ile aynı olmamalı.
Yani ön taraftaki yazı ve resimler farklı iç sayfadakiler farklı olmalı, gazetelerin birinci sayfaları okuyucuya daha farklı sunulmalı.
Bunun için özellikle haber girişlerini yaparken değişik kelimelerle yeni cümleler kurmak gerekir.
Tabi bu da kafa yormayı gerektiriyor.
Bunun için fikir işçisi olmak gerekiyor.
Fikir işçisi de öyle kolay olunmuyor.
Kağıt üzerinde görünebilirsiniz ama uygulamada olmadıktan sonra ne fayda.
Bartın&[#]8217;da Pusula&[#]8217;nın dışında birinci sayfasına bu manada özenen yok.
Biz ön taraf farklı olsun diye her sayıda büyük uğraşlar veriyoruz.
Dikkat ederseniz birinci sayfadaki haber başlıklarımızı bile içeride tekrar etmekten kaçınıyoruz.
Farklı başlıklarla haberlerimizi daha çekici hale getirmeye çalışıyoruz.
Diğerleri kopyala yapıştır yaparak işin içinden kolaylıkla çıkıveriyor.
Bizim gazetemizin birinci sayfasındaki yazıların aynısı genelde içeride olmaz.
Olursa çok nadir olur. Binde bir olur.
Aşırı yoğunluğumuza denk gelir öyle olur.
O da diğer gazetelerin yaptığı gibi her haberde değil bazı haberlerde olur.
Ön tarafta kullanılan fotoğrafları içeride tekrar etmek de yanlış.
Bize bunları katıldığımız seminerlerde ustalarımız anlattı.
Biz çok zorunlu kalmadıkça aynı sayıda aynı resmi iki kere kullanmayız.
Diğerleri ile bizi ayıran özelliklerden biri de budur.
Ön tarafta kullandıkları haber spotunu veya haber girişini ya da biraz daha geniş tutulan manşeti içeride olduğu gibi aynısının tıpkısı şeklinde tekrar ediyorlar.
Ön tarafta aynı yazı, devamında içeride spotta ve haberde aynı yazı.
Tekrarın tekrarının tekrarı.
Bunu Hergün isimli mevkute çok sık yapıyor, bir de Halk isimli mevkute.
Haberlerin birinci sayfası ile iç sayfalarındaki yazılar aynı.
Uğraşmaya ne gerek var kopyala yapıştır, olsun bitsin düşüncesiyle hareket ediyorlar.
Bu düşünce gazeteciliğe fayda sağlamaz, okur kazandırmaz.
Bunlar başka gazetelerde daha önce çıkmış haberleri de kullanıyorlar.
Ayrıca haber tekrarı yapma alışkanlıkları da var.
Birkaç hafta veya birkaç ay önce (Halk isimli mevkutenin sezaryenle yapılan doğumlar örneğinde olduğu gibi 5 ay önce bile) çıkan haberleri başlık değiştirip yeniden veriyorlar.
İyice bayatladığı için kokan haberleri dahi kullanıyorlar.
Dikkat ettiyseniz son zamanlarda eleştirilerimizi isim vererek yapıyoruz.
Bir gazete diyerek bir yere varamadık.
Hatalar azalacağına daha da artıyor.
Bundan böyle isim vererek eleştireceğiz.
İlgililerin bilgisine.
Bir basın bayramı da böyle geçti
Her Basın Bayramı&[#]8217;nda olduğu gibi bu sefer de arayanımız soranımız çok oldu.
Gerek gazetemizi ziyaret ederek gerekse mesaj göndererek bayramımızı kutlayanlarla yaptığımız sohbetlerde günün anlam ve önemine uygun olarak sansür konuşuldu.
Bir önceki yazımızda sansür kağıt üzerinde gözükmüyor ama bu mesleğin içinde değişik şekillerde halen daha gazetecilerin karşısına çıkıyor demiştik.
Bunlardan biri de bazı kişilerin haber yazıldıktan sonra görmek istemesidir.
Eskiden (103 yıl önce) yazıları sansür kurulu görürmüş.
Sıkıyönetim ve askeri idare zamanlarında da gazeteler basılmadan önce askerlerin incelemesinden geçiyor, sakıncalı görülen haberlere müdahale ediliyor, yayından çıkarılması sağlanıyordu.
Şimdi bu görevleri bazı işgüzar kişiler aldı.
Bunlar kendileri veya kurumları ile ilgili haberleri yazıldıktan sonra baskıya girmeden önce görmek istiyorlar.
Biz meslek ilkelerine aykırı bulduğumuz için göstermiyoruz, gösteren gösteriyor.
Basın İlan Kurumu Genel Müdürü Sayın Mehmet Atalay&[#]8217;ın Basın Bayramı&[#]8217;nda yaptığı konuşmada dile getirdiği konularla bir önceki yazımda değindiğim konular birbirine çok benziyordu.
Farklı kelime ve cümlelerle aynı şeyleri söylemişiz.
Sayın Genel Müdürümüz bakın ne demiş: &[#]8220;Bayramı bayram gibi kutlayacaksak bütün sorunlarını aşmış, sıkıntılarını gidermiş, her türlü soysal haklarını en iyi şekilde elde etmiş ya da elde etme yolunda büyük mesafeler almış bir basınla bunu yapmak mümkün&[#]8221;
Gazetecilerin daha iyi şartlarda daha iyi bir maaşla ve daha iyi malzemelerle çalıştıkları dönemleri yaşamak istiyoruz.
Bu sözler de Mehmet Atalay&[#]8217;a ait.
Aynı duyguları paylaşıyoruz.
AK Parti İl Başkanı Yaşar Arslan da mesajında gazeteciliğin dünyanın en zor ve en sorumlu mesleği olduğunu söylemiş.
Sayın Arslan çok doğru söylemiş.
Sorumluluğu bu kadar ağır bir işte sorumsuzların olmaması gerekir.
Yaşar Arslan&[#]8217;ın sözlerine benden bir ilave; Bizim meslekte kimseye yaranamazsınız, iyi yazınca iyi, kötü yazınca kötü olursunuz.
Gazetecilik dünyanın en nankör mesleğidir.
İnleyen nağmeler
Şu sıralar yine inleyen nağmeler ruhumuzu sarmış durumda.
Halk isimli mevkutenin sahibi meyve veren ağaç taşlanır misali bize sataşıyor, gazetemize saldırıyor.
Resmi ilanları Pusula&[#]8217;ya veriyorsunuz diye Valiliğe de takılıyor.
Kurallara uy sen de al.
Gazeteciliği çok iyi biliyor ya (!) bir de bizim büyük resimler kullanmamıza takılmış.
Kedi uzanamadığı ciğere mundar dermiş.
Bu şahıs hiç yaygın basını takip etmiyor anlaşılan.
Böyle örnekler büyük gazetelerde çok var.
Kendi gazetesinde böyle bir uygulama yapılamadığı için bunu da kıskançlık meselesi haline getirmiş durumda.
Dizgiye bakan arkadaşımız bu işe sıfırdan başladı ve kendisini geliştirerek kısa sürede çok iyi bir konuma geldi.
Arkadaşımız Bartın&[#]8217;ın en iyisi olduğunu gösterdi.
Gazetemiz onun sayesinde güzel bir görünüme sahip.
Dediğim gibi kıskançlık var.
Kıskananlar çatlasın.
Yazısında Vali Bey beni sevmez demiş.
Yaptığın gazetecilik ortada.
Ben Vali olsam ben de sevmem.
Bu şahıs bir de sıkıştı mı yerli yabancı ayrımı yapar.
Televizyonun ve gazetenin sahibine Elazığlı, Manşet&[#]8217;in sahibine Konyalı, Hergün&[#]8217;ün sahibine Ankaralı ve Pusula&[#]8217;nın sahibine de Zonguldaklı diyerek, yabancıları bırakın, beni destekleyin mesajı veriyor.
Tabi bu tür mesajları kimse almıyor.
Böyle şeyler prim yapmıyor.
Dolayısıyla bu kafayla daha çok destek beklersin.
Sadece bize değil Manşet&[#]8217;e ve Hergün&[#]8217;e de takılıyor.
Birine Pusula ile aynı haberleri yapıyorsunuz diğerine yemekli haberlerden başınız kalkmıyor, bedavacılık yapıyorsunuz demiş.
Sapıtma alameti olsa gerek artık ajans haberleri için bile aynı haberleri kullanıyorsunuz diyor.
Bartın&[#]8217;ın en iyi gazetesinin kendi gazetesi olduğunu sanıyor.
Hayal gördüğünü, kendisini kandırdığını ne zaman anlayacak acaba?