“Yapay zeka ChatGPT’ye “Makam aracına eş ve çocuk binebilir mi?” diye sorduk!
ChatGPT: "Kısa ve net cevap: Hayır, makam (veya hizmet) aracı kişisel kullanım için değildir; eş ve çocukların taşınması hukuken uygun kabul edilmez.
Neden? Türkiye’de kamu araçları 237 sayılı Taşıt Kanunu ve ilgili yönetmeliklerle düzenlenir. Buna göre: Makam veya hizmet aracı kamu görevinin yürütülmesi amacıyla tahsis edilir.
Özel amaçlarla (eş, çocuk veya başka aile bireylerinin taşınması gibi) kullanılması kanuna ve kamu etik kurallarına aykırıdır.
Sayıştay denetimlerinde aile bireylerinin makam/hizmet aracıyla taşınması kamu zararı olarak değerlendirilebilir.
Fiiliyatta ne oluyor?
Bazı yerlerde uygulamada esneklik olsa da hukuki olarak bu kullanım savunulabilir değildir ve denetimlerde sorun yaratır.
Sonuç:
Eş ve çocukların makam/hizmet aracına binmesi hukuken uygun değildir.
Sadece görevle doğrudan ilişkili bir durum varsa (örneğin resmi bir protokole aile davet edilmişse ve birlikte gidiliyorsa) istisnai olarak tolere edilebilir, ancak bu da açık bir yasal hak değildir.
İzin gününde makam veya hizmet aracının kullanılması hukuken uygun değildir çünkü araçlar yalnızca kamu görevinin ifası sırasında kullanılabilir.
Özetle:
Makam veya hizmet aracı sadece kamu görevi için kullanılabilir.
Eş ve çocukların taşınması özel kullanım sayılır ve hukuken uygun değildir.”
Demek ki neymiş?
Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem, yerine bir meclis üyesini vekil bıraktığında izinli sayılacağından, izin gününde makam aracını kullanamazmış!
Neymiş? İzin gününde devletin makam aracında Eşi Hande ve oğlu Emirhan ile CHP Kurultayı'na gidemezmiş!
Neymiş? Melek Mosso konserine hiç gidemezmiş!
Biri çıkıp Zonguldak Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunsa, hakkında soruşturma açılır!
Ne olur biliyor musunuz?
1) BELEDİYE BAŞKANI İÇİN YAPTIRIMLAR
A) Kamu zararı (Sayıştay)
Usulsüz kullanım tespit edildiğinde; yakıt, bakım, şoför mesaisi gibi tüm giderler “kamu zararı” sayılır.
Belediye Başkanı kişisel olarak tahsil edilir.
B) Siyasi/İdari yaptırımlar
İçişleri Bakanlığı inceleme başlatabilir.
Gerekiyorsa geçici uzaklaştırma (görevden alma işlemi değil, soruşturma süresince geçicidir)
Belediyede denetim raporları üzerinden meclis denetimi yapılabilir.
C) Ceza sorumluluğu (TCK m.257 – Görevi kötüye kullanma)
Kamu aracını özel işte kullanmak “görevin gereklerine aykırılık” sayılabilir.
1–3 yıl arası hapis cezası gündeme gelir.
Belediye Başkanları için özel soruşturma izni prosedürü uygulanır. (İçişleri Bakanlığı izin verir)
D) Etik yaptırımlar
Kamu Etik Kurulu, “kamu malını özel işte kullanma” gerekçesiyle etik ihlali kararı verebilir.
Bu karar kamuoyuna açıklanır, siyasi etkisi yüksek olur.
Şoföre ve korumalara yazılan mesailer, aracın yakıt ücreti bile Tahsin Erdem’den tahsil edilir!
Tahsin Erdem hakkında görevi kötüye kullanma, kamuyu zarara uğratmaktan hakkında dava açılır!

Fransızlar biraz daha kalsaydı!

Şimdi sizinle kısa bir tarihi bilgi paylaşıyorum!
“Taşkömürü havzasındaki üretim ocakları İngiliz, Fransız, Alman, Belçika, Rus, Yunan ve yerli şirketlerce çalıştırılır.
Zengin kömür yataklarına sahip Zonguldak’ı Fransızlar Kırım Savaşı sırasında tanıdılar. XIX. yüzyılın sonlarında Mimar Yanko’nun Zonguldak’ta liman imtiyazı alması ile Fransız sermayesi Zonguldak’a girdi. İmtiyazın alınmasından sonra Fransızlar Zonguldak’ı müstemleke haline getirmeye çalıştılar. Zonguldak’ta kendileri için modern bir mahalle kurdular. Kente konsolos atadılar. Kilise ve okullar açtılar. Sinema, tiyatro, tenis kortları gibi sosyal yaşam alanları oluşturdular. Yerli halk ise yoksulluk içerisinde madenlerde çalıştı. Koğuşlarda ya da derme çatma barakalarda yaşadı. Zonguldak’a Batılıların giyimleri, yiyecekleri, eğlence hayatları ve ev eşyaları Anadolu’nun diğer şehirlerine göre toplumsal hayata daha önce yansıdı. Ayrıca kültürel etkileşim Zonguldak’ta kültür seviyesi yüksek bir zümreyi ortaya çıkardı. I. Dünya Savaşı sırasında Fransızlar Zonguldak’tan çıkarıldılar. Osmanlı Devleti savaştan yenik ayrılınca tekrar kente gelen Fransızlar şehri işgal ettiler. İşgalin ilk aylarında tepki ile karşılaşmadılar. Ancak 1920 yılının başlarından itibaren kentte Milli Mücadele yanlıları güçlendi. Alemdar olayından sonra Fransızlar kentin işgaline son vermek zorunda kaldılar.”
Zonguldak Fransız işgalinden kurtuldu!
Kentin ekonomisine, siyasetine, sporuna, basınına, eğlence hayatına başka bir grup hakim oldu!
Genelevi bile onlar işletti!
Ama hepsi beyefendi olarak anıldı!
Fransızlar döneminde kültürel etkileşim, Zonguldak’ta kültür seviyesi yüksek bir zümreyi ortaya çıkardı.
Fransızlardan sonra kente, para kazananlar değil; paranın kazandığı adamlar hakim oldu!
Kültürel etkileşim, yerini kültürel yozlaşmaya bıraktı.
Fransızlar, Fener Mahallesi’nde yaşanabilir evler, spor tesisleri, eğlence mekanları yaptı!
Sonrakiler kentte ele geçirdikleri her yeri gecekondu mahallesine çevirdi!
Bir grup gitti Soğuksu’yu işgal etti!
Diğer grup gitti Toptancılar Sokağı'nı işgal etti!
Sanki kenti Fransızlar yönetiyormuş gibi, Zonguldakspor Futbol Kulübü’nde tek bir Zonguldaklı oyuncuya forma şansı verilmedi!
Fransızlar döneminde yerli halk Fransızların yaşadığı Fener’e çıkamıyordu!
Çok yakın zamana kadar Deniz Kulübü'ne bile giremiyordu!
Şimdi çok şükür!
Fener’e çıkabiliyor!
Deniz Kulübü’ne girebiliyoruz!
Ama benze Zonguldak hala işgal altında!
Hazire arazileri işgal edilmiş!
Üzerlerine kaçak binalar yapılmış!
Osmanlı döneminde müstemleke ülkeler vardı!
Bir devletin başka bir devleti egemenliği altına alması müstemleke olarak adlandırılırdı!
Bir şehrin, başka bir şehri egemenliği altına alması ile Zonguldak müstemleke şehir haline geldi!
Zonguldak’a atanan bazı Valiler, ‘Müslemleke Valisi’ gibi davrandılar!
Neyse ki, biz bu valilere teslim olmadık!
Müdafa-i Hukuk Cemiyeti gibi çalıştık!
Onlar gitti, biz kaldık!
Memleketimize sahip çıktık!
Çıkmaya devam ediyoruz!
Ama Fransızlar biraz daha kalsaydı!
Sadece Fener’i değil, şehir merkezini de imar etselerdi!
Daha iyi olmaz mıydı?

Galata Bankerleri-Soğuksu Tefecileri

Fransızlar ya da diğer ülkeler, Zonguldak’ta taşkömürü üretiminde yerli halkı çalıştırıyorlardı!
Çıkardıkları kömürü Avrupa’ya satıyorlardı!
Osmanlı İmparatorluğu’na belki bir bedel ödüyorlardı!
O zamanki adı rödovans mıydı?
Bilmiyorum!
Şimdi Zonguldak’ta özel ya da kaçak kömür işletmeciliği yapan firmaların çok büyük bir bölümü, taşkömürünü çıkartıyor, satıyor!
Vergi ve sigortasını ödemiyor!
Hatta rödovans bedelini bile ödemiyorlar!
Sonra başka bir şirket kurup, yola onunla devam ediyorlar!
Yıllardır hep aynı düzende çalışıyorlar!
Devlete vermeleri gereken vergi, ödemeleri gereken sigorta ücretiyle kentin en değerli yerlerini satın almıyorlar!
Sonra bu kente yatırım yaptıklarını söylüyorlar!
Güç elde ediyorlar!
Osmanlı’da Galata Bankerlerinden para alınıyordu!
Şimdi Soğuksu tefecilerinden para alınıyor!
Sistem aynı! Birileri para kazanıyor!
Yerli halk kömür üretmeye, göçükte kalmaya, grizuda-göçükte ölmeye devam ediyor!
Zonguldak insanı, ülkenin kurtuluşundaki tüm savaşlarda şehit verdi!
Yetmedi madenlerde şehit verdi!
Zonguldak, Türkiye Cumhuriyeti’nin PKK ile mücadelede verdiği şehit kadar madenlerde şehit verdi!
Zonguldak ve Zonguldak insanı, Türkiye Cumhuriyeti’ne verdiğinin karşılığını hiçbir zaman alamadı!
TTK’nın zararı hep Zonguldak insanının kafasına vuruldu!
Oysa Zonguldak insanı, köyünde tarımla uğraşan, kendi geçimini sağlayan bir topluluktu.
Jandarma zoruyla köylerden toplayıp maden ocaklarına doldurdular!
Yarı aç, yarı tok çalıştırdılar!
Gün geldi, taşkömürüne ihtiyaç azaldı!
Üretim azalınca, zarar arttı!
“Hadi git köyüne” dediler!
Artık, zorla madene soktukları insanların çocuklarını bile işe almıyorlar!
Kazmayı bilmeyen, küreği bilmeyen, domuzdamı, gamayı bilmeyen çocukları işe alıyorlar!
Siz çıkartılan şeyi kömür sanıyorsunuz!
Biz çıkartılan şeyi, hayatımızdan giden ömür sayıyoruz!
İşte o nedenle Amele Birliği’nin daha iyi bir yere taşınmasına bile karşı çıkıyorlar!
Çünkü Amele Birliği’nde, yani Uzun Mehmet Göğüs ve Meslek Hastalıkları Hastanesi’nde madende çalışan bu memleketin insanları tedavi görüyor!
Kan kusa kusa ölüyorlar!
Onun için Site Ek Binaya geçmesine karşı çıkıyorlar!
Hiçbir Zonguldaklı, Amele Birliği Hastanesi’nin daha iyi bir yere taşınmasına itiraz etmez!
Edemez!
Sadece rahatı bozulanlar itiraz ediyorlar!

Başkan, kadın çalışanıyla birlikte!

Bir Belediye Başkanı, içinde çay geçen ilçenin denize kıyısı olan beldesinde kadın çalışanı ile yemek yerken görüntülenmiş!
“Ne var bunda? Belediye Başkanı yemek yiyemez mi?” dediğinizi duyar gibiyim!
Mesele Belediye Başkanı'nın yemek yemesi değil, gecenin ilerleyen bir saatinde kadın çalışanı ile yemek yemesi!
Yanlış anlaşılmaktan bıktığım için lastik kadar kafası, sibop iğnesi kadar zekası olanların bile anlayacağı şekilde yazıyorum!
Fotoğrafı görenler, Belediye Başkanı ile kadın çalışanın samimi olduğunu ifade ettiler!
Belediye Başkanı ile çalışan değil de, iki sevgili gibi tarif ettiler!
“Başkan artık kadehleri acıya değil, güzele vuruyor” dediler!
Fotoğrafı gören başka biri “Bu başka, bu o değil” dedi!
“Nasıl bu o değil?” dedim!
Sanırım başkanın başka fotoğrafları da var!
“Peki önceki ne oldu?” diye sordum!
Kaynağım anlattı!
“O kadın evliydi! Başkan her programa onunla giderdi! Programdan sonra yemeğe gidilirdi! Mesailer uzamaya başlayınca kadının eşi durumdan rahatsız oldu! Başkanın eşi bu durumlara alışkındı!
Kadın çalışan eşinden ayrıldı! Başkan da eşinden ayrılan kadın çalışanından ayrıldı!
Ama kadın çalışan belediyeden ayrılmadı!
Sussun diye kendisine bir müdürlük verildi!
Maaşı yükseltildi!
Gül gibi geçinip gidiyorlar!”
Başkan, arı gibi!
Başkan, çalışkan!
Hala, her çiçekten bal alma peşinde!
Bu çiçek biraz genç ama olsun!
Olursa en az lisans mezunu olsun!
Koparma çiçekleri dalında kalsın!

Hitimizin bitleri!

Erkeklerden para alarak karşılığında onların cinsel zevklerine hizmet eden, bu işi meslek edinmiş olan kadınların çocukları, Pusula’nın eskisi kadar etkin olmadığını iddia ediyorlar!
Eskisi kadar etkin olmayabiliriz!
Ama hala Zonguldak’ın en etkin yayın organının Pusula olduğunu çok rahat bir şekilde söyleyebiliriz!
Saat 22.00; Zonguldak’ın köşe saati olarak bilinir!
Pusula’nın en çok hit aldığı anlar saat 22.00’da başlar!
Pusula, bugün hala Zonguldak’ın en çok okunan, takip edilen yayın organıdır!
En yakın takipçisi Pusula’nın hiti, Zonguldak Merkez İlçe’de yayın yapan tüm internet sitelerinden fazladır!
En yakın rakibi Pusula’nın hitinin yüzde 20’sine ulaşmaktadır!
Pusula’nın haberlerinin Zonguldak’ın gündemini nasıl değiştirdiğini tek tek anlatmamıza gerek yok!
Haberlerimizden köşe çıkartanlar ile köşelerimizden haber çıkartanlar kendilerinde bizi eleştirme hakkını görebiliyorlar!
Zonguldak, bir haftadır CHP Kurultayı bahanesi ile eşi ve çocuğunu makam aracına alarak Ankara’ya giden ve Melek Mosso konserini izleyen Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem’in haberini konuşuyor!
Ve Tahsin Erdem, gazetecilerin sorusu üzerine Pusula’nın haberine yanıt veriyor!
Bir gazeteci, ‘Konser nasıldı, eğlenebildiniz mi?” diye soruyor!
Diğeri, “Makam aracıyla konsere gidilir mi?” diye soruyor!
Meslektaşlarımız için üzerine soru sorulabilen haberler yapmaya devam edeceğiz!
Evet, kadromuz biraz yaşlandı!
Biz biraz yaşlandık!
Ama rakiplerimiz tembel olduğu için hala çok iyiyiz!
Eskisinden daha iyi olmamız, yeni bir kadro yapılanmasıyla mümkün!
Ama ben eskisi gibi daha fazla personel ile çalışmak istemiyorum!
35 yıllık meslek hayatımda, çalışan sayısı arttıkça sorunların arttığını, çalışan sayısı azaldıkça sorunların azaldığını gördüm!
Bir-iki hareketle çok daya iyi olabileceğimizi biliyorum!
Şimdilik böyle devam etmeyi uygun görüyorum!

Kıssadan Hisse: Işık

Yılanın biri ateş böceğinin peşine düşmüştü.
Onu tam yemek üzereyken ateş böceği,
-“Sana bir şey sorabilir miyim?” dedi.
Yılan;
-“Aslında kurbanlarımın sorularını cevaplamam, ama bir istisna yapıp sana izin vereceğim.” dedi.
Ateş böceği sordu:
-“Sana bir şey mi yaptım?”
-“Hayır.” dedi yılan.
-“Senin besin zincirine mi dahilim?” diye sordu ateş böceği.
-“Hayır.” dedi yine yılan.
-“O halde niçin beni yemek istiyorsun?” diye sordu.
-“Işığını görmeye dayanamıyorum da ondan.” dedi yılan.