Zonguldak&8217;ta kimi adetten, kimi gerçekten eğlenmek için, kimi dostlar alışverişte görsün mantığıyla yeni yılı eğlence mekanlarında geçirdi.
Hem böyle özel günlerde hem diğer zamanlarda mekanların çoğu iş olmamasından şikayetçidir.
Bu sefer de öyle oldu.
&8220;İş yok&8221;
&8220;Eski işler yok&8221;
&8220;Bahşiş yok&8221;
&8220;Millette para yok&8221;
Gibi pek çok cümleyle bu yakarışı duyuyoruz.
Evet, eski işler yok.
Çünkü pek çok nedeni var.
Mekâncılar, müşteri sorunun temelinde kendilerini nereye koyuyor?
İşlerin düşmesinde gerçek nedenler neler?
Parası olmayanı anladık da parası olanlar da bu mekanlara gitmekte neden tereddüt ediyor?
Müşteri her zaman haklıysa müşteri ne istiyor?
İşletmeciler nerede hata yapıyor?
Eğlence mekanlarına ve restoranlara gidenlerin sayısının hızla azalmasının nedenleri arasında Ak Parti&8217;nin 9 yıllık iktidarı ne kadar etkili?
Mahalle baskısı mı var?
Kimler bu mahalle baskısından etkileniyor?
Başka baskılar var mı, varsa neler?
Bu geri gidişin sosyal hayata darbesi nedir?
Fiyatlar mı yüksek?
Yoksa toplumun alkol alışkanlığı mı değişti?
Birlikte yemek yemek demek eşittir birlikte alkol mü demek?
Bir sürü soru.
Bunların daha fazlası da var.
Herkesin kendince mutlaka bir nedeni var.
İşletmecilerin pek çoğu sadece yakınıyor.
Bazıları eski bonkör müşterileri arıyor.
Bazıları eksikleri görüyor ancak; &8220;Zonguldak&8217;a bundan fazlası olmaz&8221; diyerek kendince gerekçeleri sıralıyor.
En fazla dile gelen gerçek mekanların işletmecilik sorunu.
Müşteri bir mekana gittiğinde farklı lezzetler, huzurlu bir ortam ve kaliteli müzik arıyor.
Mutfağının temizliğine pek bakan yok ama o mutfaktan çıkan lezzetlerin çeşitlerini arayan çok.
Mekancının abartılı ve sırnaşıklığa dönüşen ilgisinden sıkılıyor.
Tabağı kafasına atar gibi davranışından da sıkılıyor.
Kafa patlatan klişe müziklerden sıkılıyor.
Parası ve imkanı olan müşteri zevk almak istiyor.
Bütçe kontrollü yaşayanlar daha hesaplı olmasını istiyor.
Bütün kriterleri baz aldığınızda sınıfı geçen mekan sayısı kaç tanedir?
Bu konuda bir kesin saptama yapmayalım.
Ama kesin olan bir şey var ki mekanlar daha fazla müşteri için; kendilerini, mutfaklarını, personellerini gözden geçirmek zorunda.
Hizmet kalitelerini gözden geçirmek zorunda.
Dokusuyla, yemekleriyle, müziğiyle fark yaratabilen mekanlar olduğu sürece aslında müşteri çok.
Mekanlar bu ortamları sağlayamazsa müşteri kaybetmeye devam edecekler.
Dostlukların, arkadaşlıkların, doğallığın zirveye çıktığı, sosyal ve kültürel paylaşım ortamları olmaktan öte, bazen zorunlu bazen görev icabı karın doyurulan yerler olarak devam edecekler.
__
Manşet kazası!
2011&8217;in son gününde manşet kazası yaşadık.
&8220;Yeni yıl yeni umutlar&8221; başlığı yerine, &8220;Yeni yıl, yıl umutlar&8221; diye çıktık..
Bu yanlışın birinci nedeni benim.
Köşemde doğru yazdığımı manşet haberde nasıl böyle yazmayı başarabildiğimi çözemedim.
Sayfa sekreteri arkadaşımızın da gözünden kaçmış.
Bazen böyle bir hata nasıl yapılabilir diye şaşırıp kalırsınız.
Yılın son gününde böyle bir şey yaşadık.
&8220;Aman canım ne olacak?&8221;denilecek bir hata değil.
Her röportaj suç olabilir!
Medya çok kritik bir dönem yaşıyor.
Yaygın medyadan yayılan örnekler can yakıcı.
Gazetecilik refleksi gereği gündemde olan, aykırı olan, ne dediği, ne diyeceği önemli olan adamlarla yapılan röportajlar gazetecilik başarısı sayılırdı.
Şimdilerde ise suç sayılabiliyor.
Hukukta yapılan son düzenlemelerin yarattığı yorum farkı yeni değil.
Bunlar eskiden de vardı.
Suç işleyen veya sonradan suç işlediği ortaya çıkan veya iddia edilen kişilerle yapılmış söyleşiler, bugün kimi hukukçular tarafından yardım ve yataklık olarak yorumlanıyor.
Dahası var.
Röportaj yapacağınız, siyasetçi, yarın öbür gün organize suç örgütü üyesi veya terör örgütü üyesi iddiasıyla gözaltına alınırsa, hangi gazetecilerin bu kişinin söylemlerini haber yaptığına, yorumladığına bakılacak.
Sorduğunuz sorulara aldığınız yanıtları yazarsanız; &8216;Talimatla propaganda yapmak&8217;tan uzun yıllar tutuklu kalabilirsiniz.
Hele hele bir de röportajın ses veya görüntü kaydı varsa kurtarır tarafı yok.
Hiç tahmin edemeyeceğiniz kişi ve söylemlerden baş ağrıtmak artık çok kolay.
Bu yüzden hepimizin paketlenme şansı var!
Ve biz gazeteciler bu durum karşısında başımıza gelmeyince ses çıkarmıyoruz.