Tabi sürekli olarak,
Belediye başkan adaylarını yazıyoruz.
Ama,
Asıl karmaşa,
Belediye meclis ve İl Genel Meclisi,
Üyeliklerinde dönecek.
Aslında,
Dönmeye de başladı.
Belli ki,
Üyelikler için,
Bazı rakamlar dönecek.
Geçen dost meclisinde,
Kara mizahı bile yapıldı.
‘Birinci sırayı 400 bine veriyorlarmış. Birinci ve ikinci sırayı alsak 600 bine olur mu?” esprisi bile dönmüş.
Ne garip Zonguldak.
‘Belediye meclis üyeliği bu kadar önemli mi?’ diye soruluyor.
Nereden baktığınıza bağlı.
Müteahhitseniz eğer,
İmar olayları açısından faydalı olabilir.
Veya,
İlle de,
Bir makama ihtiyacınız varsa,
Belediye meclis üyeliği,
Bu ihtiyacınızı giderebilir.
Ne diyelim?
Meclis üyeliği enflasyonu,
Şimdiden oluşmuş.
Kim bunlar diye sorabilirsiniz.
Söylemem!
Olmaz!
Söylersem destanın kıymeti kalmaz…
* * * * * * * *
CHP’de,
Geçtiğimiz hafta,
Bir tartışma yaşandı.
Tahsin Erdem’in,
Ön seçimde yarıştığı gruplar ile,
Bir barışma çabası var.
Bu doğru hamle.
Ancak,
CHP’de havalar,
Parçalı bulutlu.
Tahsin Erdem,
Puzzle’ı (Pazıl) birleştirmeye çalışıyor.
Bir parçayı bir yere deniyor.
Yanlış parça olduğunu anlıyor.
Böyle yapa yapa ise,
Büyük resmi bir türlü oluşturamıyor.
Neyse efendim!
Toplantıda,
Merkez İlçe Başkanı Osman Zaimoğlu ile Halil Fırat arasında,
Bir sürtüşme yaşanıyor.
Halil Fırat,
Merkez ilçenin çalışmalarını beğenmiyor.
Seçim sürecinin böyle gitmesinden,
Endişe duyduğunu söylüyor.
Osman Zaimoğlu ise,
Halil Fırat’ı tersliyor.
‘Hep ön planda olmak istiyorsun’ diyor.
Bunlar kalabalık,
Şahitli ortamda olan şeyler.
Halil Fırat biraz haklı gibi.
Keza,
Tahsin Erdem,
Halk pazarı günlerini iple çekiyor.
Çarşamba,
Cumartesi günleri,
Soğuksu’da kurulan halk pazarı,
Sayın Erdem’in uğrak mekanlarından.
Seçim çalışması dedikleri şey,
Her hafta,
İki gün,
Halk pazarına gitmek.
Öyle de yorucu olur aslında.
Bir tezgahta,
Tahsin Erdem’e açılması lazım.
Hem propaganda dönemine yardım olur.
Hem de seçim bütçesine bir destek olur.
Halil Fırat bu sebepten dolayı haklı.
Ama Tahsin Erdem’e ne diyeceksin?
Ben kendisinin,
Aday olabileceğine inandığını,
Vallahi hala düşünmüyorum.
Sanki saatli bombayı kucağında bulmuş gibi.
Güzel bir fıkra ile bitireyim;
"Padişah, havuzu yılanlarla doldurtmuş:
- Kim bu havuzu yüzerek geçerse kızımı ona vereceğim. Temel havuza atlamış, yüzmüş geçmiş.
Padişah da Temel'e "Dile benden ne dilersen." demiş.
Temel ise şöyle cevap vermiş:
- Padişahım, bu havuza beni kim itekledi, onu bulun yeter. Başka bir şey istemem"…