Gündem mecburen değişti.

Doğudan kötü haberler geliyor.

Çatışmalar devam ediyor.

Son iki gündür toplu şehit haberleri gelmedi.

Her sabah kalktığımızda korkarak bakıyoruz ekranlara…

Tepkiler var.

Öfke var.

Ötekileştirme var.

Baskınlar var.

Hedef gösterenler var.

Hedef gösterilenler var.

Saldırılar var.

Provokatör siyasetçiler var.

Provokatör genel başkanlar var.

Milletvekilleri var.

Ama hepsinden de önemlisi, sağduyu çağrısı yapan önemli bir kesim var.

Bunlar önemli.

Bunlar çok önemli.

[*] [*] [*] [*]

Zonguldak’ı konuşuyorduk.

Olayları…

Fikirleri…

Hizmetleri…

Siyaseti…

Bu kentin yalnızlığını…

Bu kente kesilen cezaları…

[*] [*] [*] [*]

Arada güzel şeylerde paylaşıyorduk.

Esprili işleri…

Magazinzel olayları…

Hayata dair hikayeleri…

Tebessüm kokan hikayeleri…

Umut kokan şiirleri…

Kentin tüm sorunları için mücadele ederken, bunlara da zaman ayırabiliyorduk.

[*] [*] [*] [*]

Ama şimdilerde yüzümüz pek gülmüyor.

Siyasi liderlerin bu samimiyetsizliği karşısında hepten ümitsizleşiyoruz.

Liderlerin, diğer siyasilerin ötekileştiren, başkalaştıran, dayatmacı ve provokasyon kokan yaklaşımları hepimizin sonunu hazırlıyor.

Ve pek çoğumuz bu provokatif söylemlerin peşine takılıyor.

Koca ülkeye bak.

Koca ülkeyi yöneten, yönetmeye aday olduğunu söyleyen, daha iyi yöneteceğini iddia edenlerin söylemlerine bakın.

[*] [*] [*] [*]

Zonguldak’tan doğru ahkam kesmek kolay.

Kesinlikle kolay.

Evladını şehit veren insanların duygularını, doğuda mağdur edilen, baskılanan vatandaşları anlamak mümkün mü?

Buradan doğru bazı şeyleri anladığımızı zannediyoruz.

Şunun şurasında milli maç sonunda havaya iki el ateş edilince, cama fırlayan bizlere bu işler kolay geliyor.

Yani pek çoğumuz için.

Bu işler öyle sosyal medyadan asıp kesmekle, kükremekle oluyor mu?

[*] [*] [*] [*]

Elbette her ne kadar uzaktan izliyor olsak da, yapabileceğimiz şeyler var.

Galiba en önemlisi liderlerin gazına gelmemek!

Hayata, olaylara, insan yaşamına, geçmişe tek taraflı bakmamak…

[*] [*] [*] [*]

Ve her şey bu kadar çıplak bir şekilde ortadayken, Zonguldak’ın meselelerini ne kadar tartışabiliriz.

Ne diyelim?

Bu kentin sorunlarını, bu kentte yaşayan herkesin beklentilerini, yalnızlığını yazıp-çizerken rahatsız olanlar, bu dönemde biraz rahatlamıştır belki.

Ülkede bu kadar acı ve gözyaşı varken, neyi yazalım?

Zonguldak, aynı Zonguldak…

Yollar aynı…

Siyasi kompleksler aynı…

Beceriksiz yöneticiler hala koltuklarında…

Belediye başkanlarımız hala ihale-imar- kaldırım işleriyle uğraşıyor!

TTK’ya işçi alımı konusunda ses yok.

Teşvik hala yok.

Stadyumun ihalesi de yapılmadı bu arada!

Turizmden tarıma, spordan istihdam projelerine dair yeni olan hiçbir gelişme yok.

Zonguldak, aynı Zonguldak…

Ereğli, aynı Ereğli…

Devrek, aynı Devrek…

Çaycuma, aynı Çaycuma…

Ve diğerleri…

Aynı!

[*] [*] [*] [*]

Siyasetçilerimiz bu günlerde gazete manşetlerine pek çıkamıyor.

Çok geçmez, birkaç gün içinde göreceksiniz kendilerini…

Ve aynı söylemler.

1 Kasım’da seçim var.

Belki ertelenir.

Belki ertelenmez.

Bir tek Sayın Erdoğan bilir.

Yeter ki, yeni acı haberler gelmesin.

Onları da konuşuruz.

Sorunları da konuşuruz.

Seçim öncesi verilip tutulmayan sözleri de!

Kürt genci diyor ki…

Taha, geçtiğimiz yıl tesadüfen tanıştığımız Diyarbakırlı Kürt kardeşimiz.

Zaman zaman sohbetlerimiz oldu.

Zonguldak’ta okuyor.

Aynen aktarıyorum.

Diyor ki Taha:

“Ben de bir Kürt olarak her türlü teröre, zulme karşıyım.

Vefat eden askerimize, polisimize ve bir suçu olmayan Kürtlere Allah rahmet etsin.

Bu gereksiz savaşa kim sebep olmuşsa, elbette Allah sorgu günü hesaba çekecektir, doğrusu bunda bir şüphe yok.

Zulüm gören bütün insanların yanındayım.

Elbette, ben de barışı temenni etmekteyim.

Ancak sırf ‘Kürt’ diye linç edilerek, işten atılarak, işyerlerini yıkıp yakarak barış olmaz.

Kaldı ki, dil haktır.

Polisi, askeri taşlayarak da barış olmaz.

Hangi taraf olursa olsun, öldürerek barış olmaz.

En başta bütün ülkenin birbirini yargılamadan birlik olmasıyla, kardeş olmasıyla barış olur.

Bunun akabinde zaten resmi yollar da devreye girecektir ve sorun çözülecektir.

Allah hepimize yardım etsin.

Tarihe not düşün bu günleri.
‘Kara Ağustos’ deyin, ‘kara Eylül’ deyin.

Tarihe not düşün, bu kara günleri...”

Seçim ve adaylar…

1 Kasım seçimlerinde partiler büyük ihtimal aynı isimlerle yarışa girecek.

Ve o isimleri zaten biliyorsunuz.

Kimlerin seçilme ihtimalinin olduğunu da…

Hesap üç aşağı-beş yukarı aynı...

Henüz zaman var.

Ve bu zaman içinde dengelerin nasıl değişeceğini de göreceğiz.

Hatırlamak gerekirse;

Zonguldak’ın ciddi bir temsil sorunu vardı.

Diyalog sorunu vardı.

Ağabeylik sorunu vardı.

Samimiyet sorunu vardı.

O sorunlar ortada.

Yarış başlayacak ve bitecek.

Zonguldak’ın hassasiyetlerini, beklentilerini hatırlatmaya devam edeceğiz.

Ve bu seçim kampanyası sönük geçecek.

Mitingler sınırlı.

Gösteriş sınırlı.

Afişleme, seçim otobüsleri sınırlı.

Ama adayların da, partilerin de çok çalışması gerekiyor.

Zonguldak, dengelerin değişebileceği bir kent…

Ve tüm adayları Pusula TV’de sizlerle buluşturmaya hazırız.

Önümüzdeki haftadan itibaren seçim programlarına başlıyoruz.