Zonguldak yıllardır aynı soruyu soruyor: Bu maden sahalarında denetim neden etkin yapılmıyor, rödovans sözleşmelerine neden açık ve bağlayıcı hükümler konulmuyor?
Zonguldak Barosu bu konuya eğildi! “TTK neden sözleşmelere devir yasağı koymuyor, neden denetim mekanizmasını güçlendirmiyor?” diye sesini yükseltti. Bunun üzerine Zonguldak Barosu bünyesinde bir Maden Komisyonu kuruldu. Maden işçisi davalarına bakan, sahayı bilen, emeğin hukukunu savunan tecrübeli avukatlar bir araya geldi.
Komisyon, birkaç ay önce Defterdarlık, SGK İl Müdürlüğü ve Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK) Genel Müdürlüğü’nü ziyaret etti. Amaç bağcıyı dövmek değil, çözüm üretmekti. “Ne yapabiliriz, bu işi nasıl düzeltiriz?” sorusuna birlikte cevap arandı.
Defterdarın yaklaşımı netti: Çözümden yana, gayretli ve özverili. Maden şirketlerinden kamu alacaklarını tahsil etmek için çaba gösteriyor. SGK tarafında ise bir belirsizlik hâkim; net bir yol haritası ortaya konulabilmiş değil.
Komisyon, TTK’ya açık bir öneri sundu:
“Mal sahibi sizsiniz. Sözleşmelere gerekli maddeleri koyabilirsiniz. Devir yasağı getirin, açık ve bağlayıcı hükümler ekleyin. Kurumlar arası bir çalışma grubu oluşturalım. Üç ayda bu işi toparlarız.”
Ancak; verilen cevaplar hep aynı minvalde:
“Nasıl olacak ki? Olur mu? Hukuk müşavirliğimiz bir baksın…”
Oysa talimat verilse, hukuk birimlerinde görev yapan avukatlar iki gün içinde sözleşme taslaklarını hazırlar. Sorun teknik değil, yönetimsel. Elbette siyasal!
Çünkü; kömür işletmeciliği yapan kişiler kentin ekonomisine, siyasetine, ticaretine, medyasına hakimler!
Buradan açıkça söylüyoruz!
Baro Maden Komisyonu, SGK, Defterdarlık, Valilik ve TTK ortak bir komisyon kurup rödovans sözleşmelerini yeniden düzenlemelidir. Bu yapılırsa merdiven altı, günü kurtaran, denetimsiz ocaklar sistem dışına itilir. Güçlü ve kurumsal firmalar sahada kalır. Kolluk kuvvetleri kaçak ocak denetimlerini artırır. İş kazalarının büyük bölümü önlenir. İşçinin emeği yerde kalmaz. Devlet de alacağını tahsil eder.
Maden Mühendisleri Odası’nda genç ve yeni bir yönetim göreve geldi. Başkan Levent Yağcıoğlu ve ekibi sürece dahil edilirse teknik akıl da masada olur. Bu şehir ancak ortak iradeyle ayağa kalkar.
Bir gerçeği de herkes görsün:
Ben bugüne kadar Çaycumalı, Ereğlili, Alaplılı, Gökçebeyli, Devrekli, Kozlulu, Kilimlili, Zonguldaklı bir büyük maden ocağı sahibi duymadım.
Ama hayatını kaybedenler hep bu toprakların insanı.
Hakkını aramak için kapı kapı gezenler hep Zonguldaklı!
Hep gariban, hep mazlum!
Bu düzen değişmezse acı da değişmez.
Zonguldak’ın kaderi, masalarda atılacak imzalara bağlı.
İrade gösterilirse çözüm var.
Gösterilmezse bu şehir yine bedel öder.
Bu süreci Zonguldak Valisi Osman Hacıbektaşoğlu hızlandırabilir!
Önce TTK, rödovanslı sahalara devir yasağı getirmeli!
Vergi ve sigorta borcu olanın sözleşmesi feshedilmeli!
Bilinçli şirket batırmanın önüne geçilmeli!
Sonra teknik konular görüşülür!
Kişisel görüşüm, Zonguldak insanını bile bile ölüme götüren bu maden ocaklarının derhal kapatılması!
Devletin kömürünü çalan, çaldıkları kömürü satan, aldıkları paranın vergisini vermeyen, çalıştırdıkları işçinin sigortasını ödemeyen bu şirketlerin mal varlıklarına el konulmalı.
Elde edilecek gelir ile devlet alacaklarını tahsil etmeli!
Çalışanların mağduriyeti giderilmeli!

Tek doktor ile kalmaz

Zonguldak İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele (KOM) Şube Müdürlüğü ekipleri, TTK işçilerine ücret karşılığı rapor veren Merkez Bahçelievler Mahallesi'ndeki Aile Sağlığı Merkezi'nde görev yapan Aile Hekimi R.Y.’yi gözaltına aldı! Aile Hekimi R.Y. savcılık sorgusunun ardından çıkarıldığı mahkemece tutuklandı ve Beycuma Cezaevi’ne gönderildi!
Peki, Çaycuma Devlet Hastanesi’nde hastalardan para isteyen, “Paran yoksa bileziğini ver” diyen, bileziği olmayandan kolye isteyen, kolyesi olmayandan küçük altın isteyen, en son gram altına kadar düşen doktora bir şey yapılmayacak mı?
Peki, hastası ile kıran kırana pazarlık yapan KBB uzmanına bir şey denmeyecek mi?
Hastalar o kadar alışmış ki!
“Hocam 10 değil de 7 versem” diyor!
Hocanın sermayesi yok ki!
“Tamam 8 olsun” diyor!
Zonguldak’ta herkesin bildiği ve hakkında hala soruşturması devam eden beyin cerrahına kim dur diyecek?
Tutuklanan Aile Hekimi R.Y., ne verirsen alan bir hekimdi!
Öyle ille bir rakam koymuyordu!
Ama para alıyordu!
Almasa tutuklanmazdı!
Ama diğer doktorlar açık açık istiyor!
Adaletin sağlanması için açgözlü doktorlara işlem yapılmalı!
Tabi bir de muayenehanesi olan açgözlü doktorlar var!
Onlar muayenehanede aldıkları için, rüşvet sayılmıyor!
Ama hasta muayenehaneye gitmiş!
Parayı vermiş, hastaneye yatmış!
Tedavi devam ediyor!
Her Cuma hasta yakınını muayenehaneye çağırıp bir daha çarpmak hangi kitapta var!
Dağ gibi para kazanmanız sizi yüceltmez!
Alçaklık yapmayın!
Zonguldak insanını bu kadar insafsızca soymayın!
Zonguldak Cumhuriyet Başsavcılığı, Zonguldak İl Emniyet Müdürlüğü ve Zonguldak İl Jandarma Alay Komutanlığı’na son dönemdeki başarılı operasyonları nedeniyle teşekkür ediyor, devamını bekliyoruz!
Devletimiz yeter ki istesin!
Biz elimizdeki bilgileri kendileri ile paylaşmaya hazırız!

Plaka operasyonu!

Devletimiz operasyona başlamışken Zonguldak Şoförler ve Otomobilciler Odası’na da bir el atmalı!
Otoparka çekilen araçların İstanbul’a satıldığı, bazılarının kaybolduğu konusu yargıya düşmüştü!
Ama; Zonguldak Şoförler ve Otomobilciler Odası’yla ilgili inanılmaz iddialar var!
Araçlarımıza takılan plakayı Şoförler ve Otomobilciler Odası’ndan alıyoruz!
Şoförler ve Otomobilciler Odası da plakayı Türkiye Şoförler ve Otomobilciler Federasyonu’ndan almak zorunda.
Oradan alıyorlar!
Ama piyasadan ucuz plaka da alıyorlar!
O kaçak ve ucuz aldıkları plakaya mühür basıp vatandaştan parayı alıyorlar, makbuz vermiyorlar.
Böyle olunca hem Türkiye Şoförler ve Otomobilciler Federasyonu’nun, hem de plaka başına bağış yapmak zorunda oldukları Polis Vakfı’nın zararı oluyor.
Hem de Zonguldak Şoförler ve Otomobilciler Odasının parası çalınmış oluyor.
Bu işi kim yapıyorsa!
Talimatı kim veriyorsa!
Plakayı kim basıyorsa!
Bir sabah devletimiz onları da plaka gibi basar!
Bu işin içinde kimlerin olduğunu biliyoruz!
Ama hukuki sorun yaşamamak için savcılığın soruşturmasını bekliyoruz!

Adanalı esmer olur, can yakar!

TTK Amasra Müessese Müdürü Rıdvan Kapuağası işi gücü bırakmış Ankara’ya gitmiş!
TBMM’de kapı kapı geziyor!
Hadi Zonguldak ve Bartın Milletvekillerini ziyaret etmiş!
Adana Milletvekillerini bile ziyaret ediyor!
TTK’da üretim durmuş!
Kurum can çekişiyor!
Rıdvan Kapuağası, kapı kapı geziyor!
Bu gezmelerin hizmeti nedir diye merak ettim!
Hani TTK’da taşlar yerinden oynarsa!
Belki bir koltuk kapar Kapuağası!
Ne günlere kaldık Allah’ım!
Koyun can derdinde!
Kasap et derdinde!
Yazıyı bir türkü sözü ile bitirelim:
“Adanalı esmer olur yan bakar,
Mersinliler çapkın olur can yakar,
Yaktın beni, yıktın beni, sevdim seni.
Zalim aldattın beni.
Adanalı gel, çıkalım dağlara,
Seyredelim gül açılmış bağlara.
Yaktın beni, yıktın beni, sevdim seni.
Zalim aldattın beni.”

Siz anladınız mı?

Özel kömür sahalarıyla ilgili bilgi yağıyor!
Sektörün içinden bir isim aradı!
Tane tane anlattı!
Ben de size anlatayım!
“Adamın sahası var! Vali ile Emniyet Müdürü ile Jandarma Komutanı ile İl Başkanı ile fotoğraf çektiriyor!
Şeref tribününde görüntü veriyor!
Sonra sahasında kaçak olarak çalışan ya da çalışmak isteyen kişiye ‘Sen işine bak, üretimini yap. Ocağın kapanmaz’ diyor!
Saha sahibi, izin verdiği kaçak ocak sahibinden ton başına rödovans bedelini alıyor!
Üstelik kayıt dışı!
Kaçak ocakçı rödovans bedelini ödemezse, TTK’yı arayıp ihbar yapıyor!
Ocağı patlatıyor!
Ama bizim bahsettiğimiz rödovansçının sahasındaki kaçak ocak azıcık patlatılıyor!
Tekrar parayı vermeye başlayınca ocak üretime başlıyor!
Parayı kazanan rödovansçı!
Sıkıntıyı çeken taşeron ve kaçakçı!
Ölen Zonguldaklı!”
Ben anladım!
Siz anladınız mı?