Madenci Korosu’nun temelleri 2018 yılının ortalarında atıldı.
Üyelerinin tamamı maden işçilerinden oluştu!
İlk sahne deneyimlerini 4 Aralık 2018’de “Dünya Madenciler Günü’nde” sergilediler!
Dünyanın ilk ve tek Madenci Korosu olma özelliğini taşıyorlar!
Zonguldak'ı ve madencileri temsil eden Madenci Korosu, dönemin Zonguldak Valisi Mustafa Tutulmaz’ın tavsiye, teşvik ve destekleri ile 26 Aralık 2021 tarihinde Madenci Korosu Kültür ve Sanat Derneği adıyla tüzel kişiliğine kavuştu.
Madenci Korosu, profesyonel ellerce çalıştırılan, her platformda sahne alma gücüne sahip olan ve amatör duyguları kaybetmeden sanatını icrâ eden profesyonel bir topluluk oldu!
Ancak, son dönemlerde katıldıkları etkinliklerde, söyledikleri şarkının/türkünün coşkusu ile göbek atıp gerdan kıran madenci kıyafetli sanatçılara rastlıyoruz!
Belki izleyenlerden/dinleyenlerden alkış alıyorlar!
Bu konuda söylemek istediklerim var!
Bir kere Madenci Korosu’nun repertuvarının büyük çoğunluğunu Zonguldak (Bartın-Karabük) şarkı ve türküleri oluşturmalı!
TRT repertuvarına giren onlarca Zonguldak Türküsü var.
Elbette çok bilinen şarkı/türküler repertuvara eklenebilir!
Ama madenci kıyafeti ile sahnede göbek atmak nedir!
Kıvırmak nedir ya!
Yerin yüzlerce metre altında, canları pahasına kömür çıkartan maden işçisi böyle mi hatırlanmalı?
Koroda çok da göbek atmak, gerdan kıvırmak isteyen olursa üzerindeki madenci kıyafetini çıkartmalı!
Bu toprağa, bu toprağın insanına yakışmayacak hareketler yapılmamalı!
Batı Karadeniz’de köçek geleneği vardır!
Ama bu işi yıllardır Romanlar yapmaktadır!
Madenci Korosu’nda göbek/gerdan işi olunca Zonguldak insanına köçeklik yatıştırılmaktadır!
Kimse, Zonguldak insanına böyle bir yatıştırma yapamaz!
“Ben göbek atacağım, gerdan kıracağım” diyen olursa, Çaycuma’da, Gökçebey’de pavyonlar var!
Orada sahne alabilirler!
Dünyanın ilk ve tek Madenci Korosu’nun daha doğru tanımlanması gerekir!
Siz şarkı/türkü söyleyin!
Siz oynamayın!
İzleyenler/dinleyenler oynasın!

Açgözlü

Zonguldak, iki tatlıcı dükkanı arasındaki kavgayı konuşuyor!
İki dükkan karşı karşıya!
Bir tatlıcı iş yapınca, mal sahibi o tatlıcıyı çıkartmış!
O tatlıcı da karşı kaldırıma dükkan açmış!
Onun işleri yine iyi!
Mal sahibinin işi tırt çıkınca!
Sataşmalar, bulaşmalar başlamış!
Tatlıcı müşterileri için yola duba koyunca, eski mal sahibi CHP’li olunca belediyeye şikâyet etmiş!
Karşı dükkanın önünde araç durmasın diye, mal sahibi CHP’li, o dükkanın önüne aracını çekmeye başlamış!
Rezilliğe bakar mısınız?
Zabıtayı çağırıp, “Buna ceza yaz” diye bağırıyormuş!
Bunlar yetmemiş!
Tetikçiliği mahkeme kararıyla kanıtlanmış, ceza almış ve hapis yatmış damadını bu tatlıcının üzerine salmış!
Bu tetikçi gitmiş, rakip tatlıcıya tezgahının arkasında saldırmış!
Soğuksu, çarşı-pazar olmuş!
Araya birileri girmiş!
Komşuluk hukuku, hemşehrilik filan diye şikâyetçi olunmamış!
Ve bu insanlar Cumhuriyet Halk Partisi’nde siyaset yapıyor!
Bir mal sahibi, kiracısını çıkartıp o işi yapmaz!
Yaparsa böyle olur!
Ne demiş atalarımız?
“Aç insan doyar ama açgözlü insan asla doymaz!”
Allah gözünüzü doyursun!

Tellioğulları ve Seferoğulları

Kemal Sunal başta olmak üzere dönemin birçok efsane ismini izlediğimiz önemli Yeşilçam filmlerinden biri olan Tosun Paşa’da Yeşil Vadi için mücadele eden Tellioğulları ve Seferoğulları ailelerinin hikayesi anlatılıyor!
Yeşil Vadi deyince aklıma Filyos Vadisi geldi!
Hafta sonunda Filyos Sefercikspor-Terakkispor futbol karşılaşmasında oğlunu oyuna almayan Sefercikspor Teknik Direktörü Savaş Esen’e saldıran CHP’li Filyos Belediye Meclis Üyesi Rıza Olkaç görevinden istifa etti. Kısa sürede ikna edilen Rıza Olkaç istifasını geri aldı.
Aslında bu olayların içinde başka karakterler de var!
Daha önce bu köşeye konuk olmuşlardı!
Filyos’daki mücadele Tellioğulları ve Seferoğullarının mücadelesine benziyor!
İşin içinde bolca magazin var!
Yalnız magazin işinde biraz sıkıntı var!