Zonguldak’ta bir lazer epilasyon merkezinde genç bir kadının bacakları yandı.
Biz, mağduru deşifre etmeden olayı haber yaptık.
Zonguldak İl Sağlık Müdürlüğü, lazer epilasyon merkezlerini denetlemeli.
Her önüne gelen bu işi yapmamalı.
Zonguldak’ta adım başı lazer epilasyon merkezi var!
Bu merkezler, yasa ve yönetmeliklere uygun mu?
Personel eğitimli mi?
Bir olumsuzluk halinde vatandaşa karşı kim sorumlu?
Zonguldak, yeni canlar yanmadan lazer epilasyon merkezleri meselesine el atmalı.
Pusula, bu işin peşini bırakmayacak.
Genç bir kadının bacaklarını yakan epilasyon merkezi, bizim yakından tanıdığımız bir kardeşimizin göğsünü de yakmış.
Bu skandala kim "dur" diyecek?
Niteliksiz ve meteliksiz!
Bizim niteliksiz ve meteliksiz dolandırıcı, almış eline davulu, konuşuyor!
“Valiye gittim, şöyle dedim, böyle dedim. Şunu gösterdim, bunu şikayet ettim, o FETÖ'cü, bu getöcü, anlattım! Bundan sonra benim borum ötecek! Ali Rıza gününü görecek!”
Bir insan, bu kadar zavallı olabilir mi?
Vali Bey, tek tuşta senin secereni öğrenir ki!
Sen, niye bu kadar kasıyorsun?
Devletteki kaydını bilsen ya da unutmasan, böyle rahat davranmazsın!
Neyse, bir-iki güne yeni bombalar gelir!
Zonguldak Fıkrası: Geyik boynuzu...
1940'lı yıllar... Gelik Ocağı'nda çalışan Hacı'nın (Sait Ertuğ) yanına ıkına-sıkına bir madenci gelir...
- Şefim, annem çok hasta, ölmek üzere, Ilgaz'a gitmem lazım.
Bu dönemde bütün yetki şeflerde olduğu için, kolaylıkla izin verebiliyorlardı.
Şef:
- Tamam, sana bir ay izin, ne gerekiyorsa yap.
Şef, "şaka olsun" diye de ilave eder:
- Yalnız, gelirken bir geyik budu getireceksin.
Ilgazlı madenci, bir ay sonra sırtında bir çuvalla Hacı'nın karşısına gelir.
Şef, çuvalı işaret eder:
- Bu ne?
Madenci:
- Emaneti getirdim şefim.
Sırtındaki çuvalı masanın üzerine koyan madenci, içinden iri bir geyik budu çıkarır. Hacı, şaşırır ancak şaşkınlığını belli etmeden madenciye takılmaya devam eder:
- İlyas, ben bunun geyik budu olduğunu nerden bileceğim?
İlyas, sakin bir şekilde dışarı çıkar. Kapının önünde bıraktığı geyik boynuzuyla geri döner:
- Şefim, bunu da evinin kapısının üstüne asarsın.
(Kaynak: Cemal Ertuğ)