Zonguldak’ta,
Değişim sancıları devam ediyor.
Siyasi olarak değişimler yaşandı.
Şimdi ise en sancılı süreç başladı.
Bu sürece en uygun isim ise Ömer Selim Alan oldu.
Birkaç mahfil odağının hedef tahtasında olan Alan,
Değişimdeki dik duruşunu bozmuyor.
Allah aşkına,
Zonguldak’ta kaç kişi seçime giderken Fevkani’yi yıkacağım diyebilir?
Eski Zonguldak’ta,
Seyyarı kaldıracağım diyen Zabıta dayak yiyordu.
Seyyar tezgah bile kaldırılamıyordu.
İşte bu yüzden yıkarsa bu köprüyü Alan yıkar.
Gün içinde köprü altı esnafı ile toplantı gerçekleştirdi.
Esnafı mağdur etmeyeceklerini dile getirdi.
Lavuar Alanı’na entegre bir proje ile bu sorun çözülecek sanırım.
Anlaşılan o ki,
Lavuar Alanı etrafı Zonguldak’ın yeni çarşısı olacak.
İşin bir başka boyutu ise,
Fevkani sadece bir köprü değil.
Fevkani Arapça kökenli bir isim.
‘Üst’ anlamına geliyor.
Bir başka kaynakta,
‘Eğimsiz arazide yüksekte kurulan yapılara Fevkani denir’ açıklaması var.
Köprünün isim soyu buradan gelmekte.
Fakat,
Türkiye’de,
Son dönemde yapılan Yavuz Sultan Selim Köprüsü kadar tartışmalıdır Fevkani.
Köprüler bu kadar siyasallaşabilir mi?
Yavuz Sultan Selim Köprüsü’ne Alevi vatandaşlar tepki göstermişti.
Geçmişten gelen bir problem bu.
Anadolu’nun ise en tartışmalı köprüsü sanırım Fevkani’dir.
Keza bu köprüde siyasallaştırılmıştır.
Eski Türkiye’nin statüko anlayışı,
Zonguldak’ta Fevkani ile vücut bulmaya devam ediyor.
‘Köprüyü yıkarsan seçimi kaybedersin’,
‘Köprü altında şu kadar oy var’…
Bu söylemler ile hem siyasetçiler,
Hem de vatandaşla bir şekilde ürkütülmüştür.
Köprünün depreme dayanıksız raporu var.
Yıkmak için daha ne lazım?
Köprü altında kesilen kolonların hesabını kim vermeli?
Geçtiğimiz yıllarda Zonguldak’ta görev yapan Vali Ahmet Çınar,
Fevkani için ‘Şehri ahtapot gibi sarıyor. Rüzgar sirkülasyonunu bile engelliyor’ demişti.
Velhasılı kelam!
Fevkani bir köprüden ziyade,
Statükonun Zonguldak tezahürüdür.
Fevkani adeta putlaştırılmıştır.
Yüceleşmiştir.
İstemezükçü zihniyetin soğuk ‘Atatürk’ heykeline dönüştürülmüştür.
Fevkani’nin yıkımı sadece mimari bir değişim değil,
Zihinsel bir dönüşümü de gerçekleştirecektir.
Anadolu coğrafyasında bir köprüye,
Böyle köşe yazısı da yazılmamıştır.
Ne anlam yüklemişler köprüye.
Ama bir köprü daha var.
Adına ağıt bile yazılmış.
Boraltan Köprüsü.
Azerbaycanlıların Ruslara teslim edildiği köprü.
O ağıtı da yakmadan geçmeyelim.
Sonrasında Fevkani’ye de bir ağıt yazarız belki.
*
Boraltan bir köprü,
Aşar geçer aras’ı,
Yuğsan aras suyuyla,
Çıkmaz yüzün karası.
*
Düşman bekler karşıda,
Önüne kattı beni,
Can alınan çarşıda,
Kardeşim sattı beni.
*
Dönüp seslendim geriye,
Paşasına, erine,
Beni siz vuraydınız,
Şu moskofun yerine
*
Bu imiş meğer istirahat,
Yordum kadere, kısmete,
Uyusun şimdi rahat rahat,
Deyin öldüğümü İsmet’e.
* * * * * * * *
Pazar günü,
Cumhurbaşkanlığı ikinci turuna çıkıyoruz.
Tabi muhalefet kanadı gergin.
Pazar gününden sonra,
Kazanan için de,
Kaybeden için de,
Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak.
Öncelikle,
Altılı masanın ana vaadi havada kaldı.
Ne diyorlardı?
Parlamenter sistem geri gelecek.
İyi de meclis çoğunluğu gitti.
Bu nasıl olacak?
Ali Babacan da duruma göre Cumhur İttifakı ile çalışabileceklerini dile getirdi.
Haliyle CHP’liler şokta.
Bu ittifak meselesi en çok da Babacan’a ve partisine yaradı.
Akıllı adammış vesselam.
Bu Sağcılar,
Solcuları çok kandırıyor.
CHP’lilerin günahına girdiler Valla.
Kılıçdaroğlu iktidar olacağım diye,
Verdikçe verdi.
Ne oldu?
Türkiye tarihinde,
TBMM çatısında bu kadar sağcı parti olmamıştı.
Eski CHP hep diyordu ya, “Şeriatı getirecekler” falan diye.
İhtimal boyutuna bakarsanız,
Şeriatın gelme yüzdesi en çok bu dönemde artmıştır.
Hem de CHP kendi eliyle yaptı bunu.
Öte yandan,
Altını masanın yol alamayacağı aşikar görünüyor.
Görüş ayrılıkları şimdiden başladı.
İranlıların güzel bir sözü var, “Nişestend u goftend u ber-hâstend”…
Anlamı, “Oturdular, konuştular, dağıldılar”…
Durum vaziyet bundan ibarettir.
Öte yandan depremde siyasetin gündeminde,
O dönem hatırlıyorum Kılıçdaroğlu şöyle bir açıklama yapmıştı, "Fay hattının üzerine bir kenti inşa ederseniz, sonuç zaten felaket olur. Ona izin vermemek, izin vereni yargılamak ve gerekirse hapse atmak gerekiyor"…
Hatay,
Ak Parti iktidarında mı kuruldu?
Atatürk Hatay’ı aldığında zaten Hatay yok muydu?
Hatay medeniyetler şehri değil mi?
O halde Kılıçdaroğlu,
Karamanoğlu Beyliğini,
Tolunoğlulları Beyliğini,
Abbasi Devletini,
Akadları,
Hititleri,
Roma İmparatorluğu’nu falan da yargılatacak.
Hatay şehri 23 yıl önce mi kuruldu?
* * * * * * * * *
Cumhurbaşkanı Erdoğan,
Seçim öncesinde TTK’ya 2 bin işçi sözü vermişti.
Şimdi Zonguldak’ta gündem işçi alımları.
Şartlar daha oluşması ancak,
Özellikle ikametgahı belli sürede içerisinde,
Zonguldak’ta olan insanlar TTK’da çalışmalı.
Yani yöremizin çocukları TTK’da olmalı.
Tabi TTK’ya işçi alırken kriterlerde olacak.
Mesela 18 yaşında birini TTK’ya alsanız,
Bu kişinin verimli hale gelmesi ne kadar sürer?
Zaman alır.
Bu süreyi azaltmak için,
Kısa zamanda tecrübe için,
Daha verimli çalışma için,
Özel ocak çalışanları veya kaçak ocak çalışanlarına öncelik tanınsa keşke.
Mesela bir işe girerken ‘Tecrübe’ soruyorlar ya.
TTK’ya girerken de sorulabilir aslında.
Zaten genç yaşta işçi maaşı ve promosyonu alanlar,
Bir anda kendilerini kaybediyorlar.
İşçilerin bir çoğu iyi para almasına rağmen,
Tefecilerin ellerinde.
Bir çoğu borç batağında.
İddia,
Slot oyunu gibi bir çok sitelerde takılıyorlar.
Bizzat tanıdıklarım da var.
Aslında bakarsanız,
Sosyolojik bir olay yaşanıyor Zonguldak’ta.
Bilim adamlarının bunu incelemesi gerekiyor.
GMİS madenciler için bankalarla anlaşma yapmadan önce,
Tefeciler için önlem almalı.
Yazık oluyor insanlara.