30 Haziranda bu sütunlarda Lanet olsun sizin etiketinize! diye başlayan bir yazı vardı.
Ne
demiştik o gün:
Dün Kent Konseyi seçimi
vardı.
Ortaya çıkan manzara,
Zonguldaklıların yıllardır yaşadığı mantığı bir kez daha ortaya koydu.
Son kongreden bu tarafa
Kent Konseyinin ne iş yaptığını, ne yapmadığını görmeyen, sorgulamayan bir
sürü insan o salondaydı.
O insanlar, daha önceki
kongrede de aynı ilgiyi göstermişlerdi.
Ne ilgi, ne ilgi
Dernek başkanlarının,
kurum temsilcilerinin, medyanın, siyasi partilerin ilgisi şaşırtacak kadar
büyüktü.
Bazıları yırtındı.
Bazıları kıçını yırttı.
Kimisi Yesari Sezgin
adına, kimisi Nazmiye Uzun adına yırtındı.
Kimisi istemeden de olsa
iki isimden birine oy verdi.
Ama ısrarla telefon
edildiği için, ama hatır-gönül meselesi için
Sonuçta Yesari Sezgin
kazandı.
O salonda bulunan herkes
kaybetti.
Yeni isimler çıkaramayan
herkes kaybetti.
Sayısal anlamda
Sezginin kazanacağı zaten belliydi.
Zonguldak, başka
isimlerle Kent Konseyine gitmeliydi.
STKlar yeni isimler
bulabilmeliydi.
Kimse bunu istemedi.
Kimsenin öyle bir derdi
de olmadı.
Salondaki komediye
gelelim.
Bizim insanımıza yeter
ki bir yerde seçim olsun.
Yeter ki bir yerde iki
adaylı, üç adaylı seçim olsun.
Hele hele siyasi
partiler de işin bir tarafından tuttu mu, değme ilginin keyfine...
Ama bütün ilgi o kadar.
Sonrası olmaz.
Yıllardır söylüyoruz.
O salondakilerin çoğu
için seçilmiş olmak, bir yere seçtirmiş olmak yeter.
Zonguldak, pek çok
alanda olduğu gibi bu Kent Konseyi işini de başaramadı.
Yüzüne, gözüne
bulaştırdı.
Yapılanlara teşekkür
etmek gerek, ama yapılanlarla yetinmek, yeterli bulmak mümkün değil.
Bu nedenle seçim olmuş,
şu kazanmış, bu kaybetmiş hiçbir anlamı yok.
Maksat, bir şeyi
kazanmış olmak olsun.
Maksat, birine
kazandırmış olmak için o salona gelmiş olmak olsun.
Üretmeyi değil,
kazanmayı amaçlayan bir kafa yapısında değişen bir şey olmaz.
Zonguldaktaki STK
mantığı ortada.
Hepsini toplasan bir STK
edemiyor.
Mesele, akşam yemeği
olsun, Özsütte muhabbet olsun.
Maksat iftar olsun.
Gezi olsun.
Kartvizit olsun.
Hava olsun, cıva olsun.
Başkanım olsun.
Maksat, etiket olsun,
unvan olsun.
Lanet olsun sizin
etiketinize, lanet olsun sizin seçim merakınıza
Yesari Sezgini
kutluyoruz.
Aynı mantık, aynı
tembellik devam ettiği sürece bu sütunlarda daha çok karşılaşacağız
Ve
dün.
Baştan
sona sağlıksız, ciddiyetsiz, laubali, ve bu kente yakışmayacak şekilde geçen o
genel kurulla ilgili yürütmenin durdurulduğu konuşulmaya başlandı.
Resmi
karar henüz gelmedi.
Belli
ki, Yesari Sezgin ve tayfasından alınan savunma da etkili olmamış.
Bu
saatten sonra genel kurulun yenilenip yenilenmeyeceğini zaman gösterecek.
Olay
yargıda.
Uzayacak
mı?
Yoksa
Kent Konseyi Yürütme Kurulu onurlu bir şekilde istifa mı edecek, göreceğiz.
Hizmetin
değil, etiketin; saygının değil, korkularının; mütevaziliğin değil, egoların;
sorumluluğun değil ,hemşehriciliğin arkasına saklanarak unvan sahibi olma veya
birilerine unvan kazandırma derdinde oldukları için Kent Konseyini ve kenti bu
duruma getirenlere kapak olsun.
Bu
anlayışa sığınan veya savunanlara kapak olsun.
Esasında
bu Kent Konseyinin kendini fesih etmesi için mahkeme kararına falan da gerek
yok.
Çünkü
ne tarafından tutsanız legal değil.
Kantarcı- Gülşen şov!
Almanyadan
gelen fotoğraf çok ilginçti.
Haberi
de şöyle;
Almanya Zonguldak
Kültür ve Dayanışma Derneğinin Güneş Düğün Salonunda düzenlediği gecede salon
tıklım tıklım doldu.
Gelsenkirchende yer
yerinden oynadı.
Akşam saatlerinde
salonda yerini alan binlerce davetli, gece geç saatlere kadar doyasıya eğlendi.
30 Mart yerel seçimleri
öncesi ve sonrasında siyaset arenasında karşılıklı sataşmaların ardından
Almanyada buzları eriten Çaycuma Belediye Başkanı Bülent Kantarcı ve eski
Belediye Başkanı Mithat Gülşen, anlamlı davranışı sergileyerek, sahnede beraber
oynadılar.
Fotoğrafa
bakıyoruz.
Gerçekten
iyi oynuyorlar!
Birlik,
beraberlik, dayanışma güzel!
Şimdi
bu olaya nasıl bakacaksınız?
Ne
tarafından bakacaksınız?
Çok
fazla iyimser yorumlar geliyor.
Valla
seçimlerin üzerinden fazla zaman geçmedi.
Hafızası
yerinde olanlar birkaç ay önce Çaycumada neler konuşulduğunu iyi biliyor.
Bülent
Kantarcı ve Mithat Gülşen de ne konuştuklarını çok daha iyi biliyorlardır.
Seçim
öncesi başlayan ve seçim sonrası devam eden olayları biliyorsunuz.
Belediyenin
mazotundan tutun da eve özel telefonların parasının belediyenin kasasından
ödenmesine kadar her şey ayyuka çıkmıştı.
Mithat
Gülşenin iyi kıvırmasını anlarız.
Ancak
Bülent Kantarcının daha birkaç ay bönce mazot hırsızlığı, telefon yolsuzluğu
ve daha pek çok konuda yerden yere vurduğu Mithat Gülşen ile o kadar keyifli
göbek atmasını anlamak zor.
Kantarcının
diğer siyasetçilerden bir farkı olduğunu düşünen pek çok kişinin de bu
düşüncede olduğuna inanıyorum.
Öyle
değil mi?
Bir
belediye başkanı, üç gün önce hırsız ilan ettiği bir başka isimle neden böyle
göbek atsın!
Hem
Kantarcının, hem de Gülşenin kendilerince farklı gerekçeleri olabilir.
Ancak
olaylar ve fotoğraflar gerekçeye gerek kalmayacak kadar açık.
Belediye Meclisinden canlı
yayın
Pusula
TVde çalışmalar tamamlanmak üzere.
Her
anlamda halkın kendisini bulacağı bir TV olsun istiyoruz.
Haberin
kanalı olsun istiyoruz.
Herkesin
kanalı olsun istiyoruz.
Yapılacak
pek çok iş var.
Bunlardan
biri de, Zonguldak Belediye Meclis toplantılarını röportajlar eşliğinde canlı
vermek.
İl
Genel Meclis toplantılarını aynı şekilde canlı vermek.
Sonrasında
Ereğli Belediye Meclisini de canlı yayınlamak istiyoruz.
İstiyoruz
ki, halk gerçekten ne olup bittiğini görsün.
Görsün
ki, belki bu aslında neler olup bittiğini daha iyi anlayabilsin.
Daha
sağlıklı yorumlayabilsin.
Meclisler
daha denetlenebilir hale gelsin.
İzlesin
ki, meclis üyelerinin aslında neyin peşinde koştuğunu, kimlerin iş
takipçiliğini yaptığını anlasın.
Meclislerimize
ve Zonguldaka hayırlı olsun.