Pusula&[#]8217;nın Cumartesi günkü manşetinde yer alan;
&[#]8220;Bankadan çektiler, Camlı Köşk&[#]8217;te teslim ettiler&[#]8221; başlıklı haberi; adaleti, hakkı, hukuku, çalışma güvenliğini ve çalışma ahlakını savunan, bunun için görev yapan tüm kurum ve yetkililerin dikkatine sunuyoruz.
Hatırlatmak gerekirse, o haber şöyleydi:
[*] [*] [*] [*]
Çatalağzı Termik Santrali (ÇATES) bünyesinde geçtiğimiz yıllardan itibaren çalışan taşeron firma, 2 yıllık yeni dönem için yapılan ihaleyi kazanmasının ardından 180 çalışanın kıdem tazminatına göz dikti.
Firma, 180 çalışanını kıdem tazminatlarını vermeden çıkarmak ve yerine yeni işçiler almak için Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğü aracılığı ile eleman alımı duyurusunda bulundu.
[*] [*] [*] [*]
Kısa süre sonra firmanın, mevcut çalışanları, ellerindeki tazminatları alarak çıkartacağı, yerine yeni işçilerin alınacağı ortaya çıktı.
Bu duruma tepki gösteren işçiler, önceki gün işten atılma tehdidiyle kıdem tazminatlarının ellerinden alınmak istendiğini belirterek eylem yaptı.
Hem işlerinden, hem tazminatlarından olmak istemeyen işçilerle ilgili haberler üzerine Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürü Gönül Demirsu, firma ile görüşerek, firmanın böyle bir uygulamadan vazgeçmesini istedi.
Böylece yeni işçi alımıyla ilgili duyuru rafa kaldırılmış oldu.
[*] [*] [*] [*]
Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğü&[#]8217;nün bu müdahalesi karşısında işçileri çıkarmaktan vazgeçmek zorunda kalan firma, bu defa çalışanlar üzerinde baskıya devam ederek, hesaplarına yatırdığı 2 bin lira üzerindeki kıdem tazminatlarını geri istemeye devam etti. İşlerinden olmak istemeyen çalışanlar, özel bir bankanın şubesinden çektikleri paraları Camlı Köşk&[#]8217;te bekleyen firma yetkililerine götürüp teslim ettiler.
Gazeteciler tarafından izlendiklerini anlayan firma yetkilileri, soruları yanıtlamak istemezken, bu defa para getirmesi beklenen işçilerin olduğu şubeye giderek, çekilen tazminatları ayaküstü tahsil etmeyi sürdürdüler.
[*] [*] [*] [*]
İşçiler, Pusula&[#]8217;ya yaptıkları açıklamada; şöyle dediler.
&[#]8220;Korktuğumuz için gidip şikayet edemiyoruz.
İşten atılmama umuduyla hesaplarımızdaki paraları çekip teslim ettik.
İşsiz kalmamak adına boyun eğdik.
İşsiz kalmak daha kötü...
Kimimiz tedavi görüyor, kimimiz çocuk okutuyor.
Evlenecek olan arkadaşlarımız var.
İşsiz kalmamak adına tazminatlarımızı çekip verdik.
İnşallah bizleri buna rağmen işten atmazlar.&[#]8221;
[*] [*] [*] [*]
Atarlar&[#]8230;
Bal gibi atarlar&[#]8230;
Hele hele bu saatten sonra daha çok atmak isteyeceklerdir.
Atmak için 50 tane neden bulacaklardır.
Yasal zeminde baktığınız zaman işçilerden biri resmi şikayette bulunmadığı sürece yapılabilecek fazla bir şey yok.
Ama ilgili kurumların fotoğrafıyla birlikte manşete yansımış bu olay için eminiz ki yapabilecekleri bir şeyler vardır.
Taşeron sistemiyle ilgili yeni düzenlemelerin gündeme geldiği şu günlerde bu sorunun dikkate alınması gerektiğini düşünüyoruz.
[*] [*] [*] [*]
Çünkü burada işveren ile çalışanlar arasında gönüllülükten çok dayatma var.
İşten atma tehdidi var.
Psikolojik tehdit var.
Son yıllarda gelenekselleşen bu yaklaşım konusunda birilerinin bir şeyler yapması gerekiyor.
Gerçekten bir gönüllülük olsa zaten ona kimsenin bir itirazı olmaz.
[*] [*] [*] [*]
Daha önce de yazdık.
Bu olayın başka bir yönü de; güvenlikçi, temizlikçi veya başka alanlarda çalışmak isteyenler, çalışmak istedikleri taşeron firmalara para vermek zorunda bırakılıyorlar.
Çok güçlü bir torpili olmayan veya para veremeyen zaten işe de giremiyor.
Yani firmalar, devletten işi aldıktan sonra işçiden hem işe alma karşılığı para alıyorlar, hem de işten atma tahdidiyle çalışanın tazminatına el koyuyorlar.
Bu örneklerde son dönem patlama yaşanıyor.
[*] [*] [*] [*]
Mesela Cuma günü yaşanan bu olayda, o firma çalışanlardan toplandığı kıdem tazminatlarını nasıl bir legallik kazandırdı?
Bunu yapan başka firmalar da var.
Bunları biliyoruz.
İlgili tüm kurumları daha hassas davranmaya, haktan, hukuktan, alın terinden, emekten yana tavır alıp bu sorunun üzerine gitmeye davet ediyoruz.
Hafta sonu dağlara, tepelere sardık.
Köprüler geçtik, dereleri dinledik.
Yol üstünde insanlara selam verdik.
Durduk, konuştuk.
Çocuklar gördük, çocuklar sevdik.
Çobanlar gördük, çobanlarla konuştuk, keçileri, koyunları izledik.
Toprağı gördük, toprağa, çiçeklere dokunduk.
İnsanların yüreklerindeki paklığı, saflığı, tazeliği gördükçe, bu kentin ne kadar kirletilmiş olduğunu daha iyi anladık.
İnsanlığın hala ölmemiş olduğunu yönündeki umutlarımızı tazeledik.
Değerli büyüğümüz, rahmetli Hüseyin Şeker zaman zaman yazılarında;
&[#]8220;Pazara gidin, köylü pazarına gidin&[#]8221; derdi.
Yerden göğe kadar haklıydı.
Köylü yaşatılabilse, belki de kentler bu kadar kirletilmezdi.
İnsanlık bu kadar kirletilmezdi.
Ayaklar altına alınmazdı değerler.
Merhamet, iyilik, paylaşma duygusu bu kadar yok edilmezdi.