Günü birlik Ankara ziyaretim çok yoğun geçti.

O nedenle köşe yazmaya fırsat bulamadım.

Bir ara oturup, "cep telefonundan yazayım" dedim.

Ama sonra ne hikmetse vazgeçtim.

Saat 22.00'dan itibaren telefonum susmak bilmedi.

"Bir şey mi oldu? Köşeni niye yazmadın?"

Tabi ki kendisi soramayıp, başkalarına sorduranlar da vardı!

"Başımıza kötü bir şey geldi" diye sevinenler de!

Neyse, biz hemen bilgi paylaşımına başlayalım!

AK Parti Genel Merkezi'ne "bizimle ilgili" atılan bombanın sahibini öğrendim!

"Seni gidi ginsengci seni" demeden edemeyeceğim!

Ben ve ailemi siyaseten vurmaya çalışanların, ticari ayak oyunlarını da çözdüm!

O kuruma bombayı bırakan kıçı yere yakını da öğrendim!

Hani şu 9 bin liraya mühendis çalıştıran biri vardı ya!

İşte o! Hayırlı işler, bol tıraşlar...

Ankara'yı bu yüzden çok seviyorum.

Benim için dünyanın en şeffaf başkenti Ankara!

Ne öğrenmek istiyorsam, öğreniyorum!

"Oran'ı seviyorum" desem yanlış anlarsınız!

Ama Yenimahalle'yi daha çok seviyorum!

Şimdi sıra geldi NATO Genel Sekreterine!

Kurum içindeki özel mesailere!

Eski soruşturmayı mı kurcalasak?

Yeni soruşturmayı mı beklesek?

Karar veremedim!

Kurt dumanlı havayı, ben bulutlu havayı severim!

Kabul edeni görmedim!

Üç çocuklu işadamı ile mazgalcı belediye başkanı, "Sizi yazmışlar" diyenlere, "Bizim o taraklarda bezimiz olmaz" diyerek, yaptıkları rezillikten kurtulmak istiyorlar!

Mazgal kapağı için gittiği ofiste tuzağa düşen belediye başkanının akıllanmayıp, saunaya giden, orada silahına ve cüzdanına el konulan belediye başkanına ne demeli?

Partisi, genel seçim ve referandumda destek istediğinde para vermeyen bu eski belediye başkanının Ankara'da yaşadığı rezillikler dilden dile dolaşıyor!

Gelelim bizim bu konuları niye yazdığımıza?

Özellikle siyasetçilere söylüyorum.

Özel hayatınıza dikkat edin!

Yapmayın! Ama yapacaksanız, başkalarının parasıyla değil, kendi paranızla yapın!

Kimsenin kumpasına düşmeyin!

Sonra sizi soyup-soğana çevirirler!

İstifanızı isterler!

Öteki Dünyadan Haberler...

Buraya geleli daha bir yıl olmadı!

Ama acayip canım sıkılıyor!

Niye geldiğimi bana oy veren seçmenler bile bilmiyor!

Hastaneyi ayarladım, "kanser" dediler!

Oysa benim hastalığım çok farklıydı.

Beni bu işlere bulaştıran üç harfli arkadaşı burada bekliyorum.

Birde o leblebiciyi!

"Bişey olmaz, bişey olmaz" dediler!

Oldu işte!

Önce canım gitti, sonra malım!

Geceleri yattığım yerden uçan daireleri görüyorum!

Her zaman yanımda görünen o iki kişiye aslında hiç güvenmedim!

Ulan benim hakkım olan bir milyona bile havladı bunlar!

O nedenle onlarla ilgili her şeyi, hastane yakınında bir yere siyah çanta içinde bıraktım!

Çekimi eşim aldı, mekimi sevgilim...

Yüküm ve hüküm bana kaldı!