Zonguldak'ta hazine arazilerini işgal eden, çevreyi katleden, siyaseti, ticareti ve kentin sosyal yaşamını kirletenler topyekun saldırıyorlar.

Kendi durumlarını düzeltmek yerine bizim durumumuzla ilgilenen bu kişilere şunu söylemek istiyorum: Sizden büyük Allah var... Siz, ancak biz vazgeçersek kazanırsınız. O nedenle işinize, gücünüze bakın! Hurdaya çıktınız, farkında değilsiniz. Hala bizimle uğraşıyorsunuz. Bizimle uğraşanların ne hale geldiğinin farkında değil misiniz?

Koca koca isimler bir araya gelmişler.

Siyasetçi var.

Üç kağıtçı danışman var.

"İşadamı" diye geçinen var.

Nitelikli dolandırıcı var.

Bunların yancısı bürokratlar var.

Hep birlikte hareket ediyorlar.

Bu isimlerin dün bizim için harcadıkları enerji, Zonguldak için harcansaydı, Mithatpaşa Tüneli'nin ödeneği çıkardı.

400 yataklı hastane inşaatı yeniden başlardı.

Sapça Tüneli'nin zemini asfaltlanırdı.

Rödevansçıların durumu düzelirdi.

Ne demişti Konfüçyüs?

"Bir yerde küçük insanların büyük gölgeleri varsa, o yerde 'güneş batıyor' demektir."

Bizim bu sözü acilen şöyle değiştirmemiz lazım:

"Bir yerde küçük insanların büyük gölgeleri varsa, 'o şehir batıyor' demektir."

Ama bunların sadece gölgesi değil ki, elleri uzuyor, dilleri uzuyor!

Bir tek boyları uzamıyor!

Allah'ın takdiri işte!

Akvaryumda balina besledik!

Sokakta herkes konuşuyor.

Bir şey söylemesek olmaz.

Pusula TV'yi satmayı düşündüğümüzü, bu konuda çeşitli girişimlerde bulunduğumuzu herkes biliyor, yazıyor.

Yine böyle bir görüşme var.

"İş olmasın" diye yazan, çizen, konuşan, müdahale edenler var.

Hayırlısıyla olur.

Pusula Gazetesi ve internet sitesi için de çok ciddi talepler oldu.

Ama biz sadece televizyonu satmayı düşünüyoruz.

Sektörden çıkıyormuşum gibi bir algı yaratılmaya çalışılıyor.

Ben bu sektörden ancak ölürsem çıkarım.

İmkan bulursam, öbür taraftan yazarım!

Yazamazsam, yazamadığım kişilerin rüyasına girer, yine yapacağımı yaparım.

Atlas Okyanusu'nu aldık, akvaryuma koyduk, içinde balina beslemeye kalktık.

Zonguldak Limanı'nda balina beslemek gibi bir şey...

Kolumuz tren ferisine, başımız mendireğe çarptı!

Olmuyor! Zonguldak'ta balina beslenmiyor!

Gazeteye ve internet sitesine odaklanmak istiyoruz.

Hepsi bu...

Nitelikli ve beslemeleri...

Adımızın karıştırıldığı bir çete davası nedeniyle savcılarının ve hakimlerinin hemen tümü FETÖ davasından ihraç edilen, tutuklanan bir Özel Yetkili Ankara Mahkemesi hakkımda dinleme kararı olmadığı halde, dönemin Ereğli TSO Başkanı Ahmet Likoğlu ile yaptığı telefon görüşmesi nedeniyle 2 yıl 22 ay hapis cezası verdi. Yargıtay'a başvurdum. Deliller usulsüz elde edildiği için karar bozuldu. Özel Yetkili Mahkemeler kaldırıldı. Dosya, Zonguldak Ağır Ceza'ya geldi. Yargıtay kararıyla ilgili görüşümüz soruldu. Karara katıldığımızı söyledik. Mahkeme, dosyada ara karar verip, bizi ayırmadığı için hala yargılanıyor görünüyoruz. Varsay ki mahkeme Yargıtay'ın kararına uymadı. Yeniden Yargıtay'a başvurma hakkımız var.

Kamuoyunun gündeminde tuttuğumuz nitelikli dolandırıcılar ve onların beslemelerinin yazdıklarının hiçbir önemi yok.

İt ürür, kervan yürür...