Bu başlık çok ürkütücü değil mi?


Bu daha hiçbir şey…


Eski adıyla Türkiye İş ve İşçi Bulma Kurumu eski İl Müdürü Fehmi Gök, bu sütunlarda okuduğu bir yorum üzerine görüşlerini dile getirmiş.


Gönderdiği faksta çok ilginç şeyler yazıyordu.


Katılırsınız, katılmazsınız.


Gök, özetle Soma faciasının darbe planlı sabotaj olduğunu düşünenlerden…


Bu kadar da olsa yine iyi…


Verdiği diğer örneklerle şok oluyorsunuz.


Her ne kadar şu anda aktif görevde bulunmasa da, uzun yıllar görev yapmış ve kentte tanınan bir bürokrat olarak görüşünü paylaşıyoruz.


Bu mektubu yayınladığımız için alınan, eleştiren okurlarımız da olabilir.


Ama insanların başka neler düşündüklerini ve düşünebileceklerini öğrenme adına paylaşmakta fayda var.



Şöyle başlıyor Gök:


“19’uncu yüzyıldaki zalim kapitalizm düzeninde sonra, 20’nci yüzyılda işçi sınıfının hakimiyetinin esas alındığı isyankar solcu komünizm düzeni revaç bulunca, dünyayı idare eden küresel güçler, bu sol tarafta olanları her zaman önemli olaylardan önce, etkileme, yönlendirme, hatta cezalandırma için kullanmışlardır.”



Ve; “İşçi sınıfını da sol düzenin temeli ve ana konusu saydıklarından her zaman oyunlarının başına koymuşlardır.


Bu anlayışlardan, böyle düşüncelerden ülkemizin de ayrı tutulması mümkün müdür?” diye soruyor.



Sonra her kritik seçim öncesi yaşanan Soma benzeri olayları hatırlatıyor.


Zonguldak’taki olayları hatırlatıyor.


Diyor ki:


“- 10 Mart 1965’de Zonguldak Kozlu, Kilimli, Karadon, Üzülmez Müesseselerinde meydana gelen ve bir hafta süren her yeri kırıp döken ve ölümle sonuçlanan işçi eylemleri:


10 Ekim 1965 genel seçimlerinden öncedir.


Aynı yıl ve bahar ayındadır.



- 7 Mart 1983’de Zonguldak Armutçuk Müessesesi’ndeki grizuda 103 kişinin öldüğü olay:


6 Kasım 1983 genel seçimlerinden öncedir.


Aynı yıl ve bahar ayındadır.



- 6 Şubat 1991’de sonuçlanan Türkiye Taşkömürü Kurumu işçilerinin iki aylık eylemi:


20 Ekim 1991 genel seçimlerinden öncedir.


Aynı yıl ve bahar ayındadır.



- 3 Mart 1992’de Zonguldak Kozlu’da toz patlaması denen ve 263 kişinin öldüğü olay:


1 Kasım 1992’deki Refah Partisi’nin revaç bulmaya başladığı ara mahalli seçimlerden önce, aynı yıl ve bahar ayında ve çoğunlukla Mart ayındadır.



- 17 Mayıs 2010’da Zonguldak Karadon’daki 30 kişinin öldüğü yangın olayı:


12 Eylül 2010 Anayasa Değişikliği Referandumu’ndan öncedir.


Aynı yıl ve bahar ayındadır.”



Ve geliyor Soma’ya:


“En son 13 Mayıs 2014’de Soma’da olan, işçilerin dışarı çıkmak için toplandığı, önce trafo patlaması, daha sonra yangın denilen ve 4-5 saat yeraltında canlı olarak bekledikleri ve en çok havaya ihtiyaçları olduğu zamanda, elektrikleri kesip, kompresörleri durdurup, hava akımını yer altına göndermeyip bile bile 301 kişinin öldüğü ve ‘500-600 kişi öldü’ diye bilgi kirliliği ile ortalığı karıştıranlar, ne tesadüf ki, 11 Ağustos 2014’deki cumhurbaşkanlığı seçiminden önce, yine aynı yıl ve bahar ayındadır.”



Fehmi Gök devam ediyor:


“Evet, her ne kadar iş kazası madenciliğin ağır ve tehlikeli iş olduğu için mizacında olsa da, genellikle yeraltında dağınık ve küçük gruplar halinde çalışıldığı halde, mesai bitiminde vardiya değişimi denilen zamanda dışarıya çıkmak için toplanıldığı sırada, öncelikle panik meydana getirilip, daha sonra ‘tedbir’ adı altındaki işlemlerde ölümlerin meydana gelmesi, eser sabotaj olarak düşünülüp değerlendirilmeyecekse, daha çok böyle tesadüfi toplu ölümlü iş kazası başımıza gelir.”



!!!


!!!



“Nasıl olsa geçmişe dönük MOBESE kameraları yok, günlük raporlar yok.


Niçin değil, nasıl olduğunu bilen Newtonlar, Arşimetler ellerine pergel-cetveli alıp, her defasında, çok güzel tevillerle rüya yorumculuğu yapıp, işi geçiştirecek, bilirkişi ve teknik raporlar, varsa bile sabotaj delillerini saklayıp sileceklerdir.


Vah ekmek parası için, yerin metrelerce altında çoluk çocuğunun rızkı için ölen madencilerimiz.”



Fehmi Gök, bu şehirde yıllarca görev yaptı.


Sevilen, sayılan bir isim oldu.


Çalışma hayatının içinde oldu.


Bu sözleri okurken, inanın kanımız donuyor.


Bir an Nasrettin Hoca gibi düşünüyorsunuz.


Diyorsunuz ki kendi kendinize:


“Ya doğruysa!”



Gök’e göre yaşanan maden kazalarıyla ilgili fazla bir şey tartışmaya gerek yok.


Birileri geliyor ve her kritik seçim öncesi ocaklara inerek; yakıyor, yıkıyor, patlatıyor.


İşçiler ölünce, ülke karışıyor, iktidar alaşağı edilmek isteniyor.


Her seçim döneminde Türkiye’yi karıştırmak isteyenlerin işbaşında olduğunu hepimiz biliyoruz.


Farklı nedenler ve toplumsal olaylar yaratarak, iktidarlar üzerinde baskı kurmaya çalıştıklarını hepimiz biliyoruz.


Dış güçler…


İç güçler…


Bunlar hep oldu.


Siyasette etkin olamayan muhalefet partilerinin de bu karışıklıktan yararlanmaya çalıştıklarını biliyoruz.


Birileri Türkiye’yi istedikleri şekilde dizayn etmeye çalışıyor.


Edemezlerse, edinceye kadar uğraşıyorlar.


İlk defa böyle olmuyor.


Hep oldu ve hep olacak.



Ancak Zonguldak’taki grizu facialarının tümünü böylesi olaylara bağlamak, Fehmi Bey gibi iddialı konuşabilmek yürek ister.

Her olayı siyasi bir sabotaja bağlamak, bağlayabilmek nasıl bir düşüncedir anlamak mümkün değil.

Ama Türkiye´de bunlara inanan insanlar var.


Fehmi Bey gibi düşünmeyenler sinirlenebilirler.


Sakin olalım.


Aksine toplumda böyle düşünen sadece Fehmi Bey değil.

Sıkalım dişimizi


Fehmi Bey gibi düşünenleri anlamaya çalışalım!




Türkiye İş ve İşçi Bulma Kurumu eski İl Müdürü Fehmi Gök’e bir çağrımız var.


Özellikle Zonguldak madenlerinde olayların yaşandığı dönemde kendisi görevdeydi.


Kendisi sabotajdan bu kadar emin ise, bir bildiği vardır!


Gelsin, buyursun.


Ne biliyorsa anlatsın.


Hep birlikte aydınlanalım.


Türkiye aydınlansın!