Zonguldak Belediyesi eleştiri alıyor.
Ama deli gibi yağan yağmurda, Emral Çarşısı’nı su basmadı.
Toptancılar Sokağı’nda sorun yaşanmadı.
Şehir merkezinde işyerlerini su basmadı.
Kadırga’dan Valilik önüne kadar her yer sular altında kalmıştı, bir zamanlar...
“Altyapıya yaptığınız yatırım görülmez” derler.
Görüldü işte...
Dere taşmadı...
Çünkü ıslah çalışması başladı.
Lavuar Alanı Projesi ile birlikte Fevkani Köprüsü’nün yıkımı gerçekleştiğinde şehrin çehresi değişecek.
"Kentin Önünü Tıkayanlar" diye yazdığımızda kızıyorlardı!
Ama gerçekten yıllarca kentin önünü tıkadılar!
Biz de onlara kısaca "KÖT" dedik!
Zonguldak’ın "KÖT"ü bitmez!
Biz onlar için "Zonguldak’ın Önünü Tıkayanlar", kısaca "ZÖT" demiştik!
"Devrek’in Önünü Tıkayanlar" için "DÖT", "Çaycuma’nın Önünü Tıkayanlar" için "ÇÖT" demiştik!
Gökçebey için bir şey dememiştik!
Yine demiyoruz!
Kozlu ve Kilimli’nin de "KÖT"leri var!
Allah’tan bunları yazan biri var.
Ne güzel değil mi?
Siyasetçiler-bürokratlar...
Gazipaşa’da yürüyünce, herkesin kendisini tanıdığını; yerel televizyona konuşunca, herkesin kendisini izlediğini; internette yazınca, dünyanın kendisini okuduğunu sananların yaşadığı kentin adıdır Zonguldak!
Koltuğa oturunca, bir daha kalkmayacağını sanan siyasetçi ve bürokratların yaşadığı kentin adıdır Zonguldak!
İki gün üst üste yazı yazanların, başımıza otorite kesildiği kentin adıdır Zonguldak!
Kendini yönetemeyenlerin yönetmeye çalıştığı kentin adıdır Zonguldak!
İşgilli büzük dingilder!
Zonguldak basınının duayen isimlerinden rahmetli Ali Bahadır, sık sık kullanırdı bu sözü...
“İşgilli büzük dingilder” derdi!
Siyasette, iş dünyasında, bürokraside dingildeyen isimleri görünce, hep bu söz gelir aklıma...
Hele belediye başkanları...
Bir de küçük daire müdürleri var!
Ali Bahadır, bir de, “Kör, Allah’a nasıl bakarsa, Allah da köre öyle bakar” derdi!
Öyle işte!
Fıkra: Şangur şungur
Adam, papağanını gümrükten kolay geçirebilmek için bir kutuya koymuş, üstüne de "kırılacak eşya" diye yazmıştı.
Gümrük memuru yazıyı okuyunca, kutuyu şöyle bir silkelemeye başladı. Aynı anda içeriden papağanın bağırdığı duyuldu:
"Şangur şungur.. Şangur şungur.."