Fevkani Köprüsünün Çaydamar ayağa aylardır kapalı.
Köprüyle ilgili araştırmayı yapacak olan İstanbuldaki hocalar
raporu bitirmeden tatile gitmişler.
Beyefendilerin tatilden dönmelerini bekliyoruz.
Döner dönmez raporu imzalayacaklarmış.
Sonra
Sonrası yok.
Bana sorarsanız köprü açılacak, Bir tehlike yok diyecekler.
Peki, bu kadar zamandır çile çeken vatandaşın, para kaybeden
esnafın zararını kim karşılayacak? Salla başı, al maaşı.
Ne bereketli toprakmış bu,
her yerinden şehit fışkırıyor!
Ne bereketli topraklar üstünde yaşıyoruz. Doğusundan batısına
şehit fışkırıyor her ilinden. Kanla, gözyaşlarıyla sulanıyor vatanımız.
Çanakkalede on binler
Doğu cephesinden on binler. Güney
cephesinde on binler. Ege de on binler
Bir Türk dünyaya bedeldir diye boşuna dememişler.
Bir gidiyor, bin geliyoruz biz.
İki şehidimiz var.
Gazipaşada 50 kişi yürüyüp teröre lanet okuyor.
Karadonda 30 madenci yitip gidiyor.
Madenci Anıtında 50 kişi yürüyor, tepki gösteriyor.
Üniversitemizin adı değişiyor, hiç kimsenin sesi çıkmıyor.
Ne kadar duyarsız bir toplum olduk biz?
Ne zaman yürüdüydük en son biz? Büyük Madenci Yürüyüşünde
Ankaraya diye yola çıkıp, Mengenden döndüydük.
Ama o hükümet gittiydi
100 bin kişinin yürüdüğü Zonguldaktan 50 kişinin yürüdüğü
Zonguldaka döndük biz.
O zaman niye yürüdük? Yürürsek; işçinin cebine para, kentin
esnafına para gelecekti.
Yani doğrudan bir çıkarımız var.
Bakın şimdi kim ağlıyor? Şehidin anası, babası, karısı, kardeşi
Yani en yakınları
Çünkü asıl onların yüreği yanıyor. Toplum olarak biz seyrediyoruz.
Kanla, gözyaşıyla sulanan bu topraklarda barışı yeşertmek
istiyoruz.
Bu vatanın toprağını değiştiremeyeceğimize göre, önce kanı ve
gözyaşını bitirmemiz gerekiyor.
O zaman bu topraklarda barış ve özgürlük yeşerecektir.
Kıssadan hisse: Sevilmeye bırakın!
Eflatun´a iki soru sormuşlar:
İnsanoğlunun sizi en çok şaşırtan iki davranışı nedir?
Eflatun tek tek sıralamış:
Çocukluktan sıkılırlar ve büyümek için acele ederler. Ne var ki,
çocukluklarını özlerler. Para kazanmak için sağlıklarını yitirirler. Ama
sağlıklarını geri almak için de para öderler. Yarınlarından endişe ederken,
bugünü unuturlar. Sonuçta, ne bugünü, ne de yarını yaşarlar. Hiç ölmeyecek gibi
yaparlar. Ancak hiç yaşamamış gibi ölürler.
Sıra gelmiş ikinci soruya:
"Peki, sen ne öneriyorsun?"
Bilge, yine sıralamış:
Kimseye kendinizi sevdirmeye kalkmayın! Yapılması gereken tek
şey, sadece kendinizi sevilmeye bırakmaktır. Önemli olan; hayatta, en çok
şeye sahip olmak değil, en az şeye ihtiyaç duymaktır.
Günün Fıkrası: Belediyeye şoför alınacakmış!
Belediyeye şoför almışlar, ama hiç Karadenizli almamışlar.
Sebebi sorulunca:
Bizim otobüsler kalabalık olur, sıkışın diye bağırmak gerekir. Doğru söyleyebilen bir
Karadenizli bulamadık!
Günün Sözü:
Bir insanı küçümsemek; akılsızlık, çok
büyük görmek de; korkaklıktır.
Kızılderili Atasözü