Bazen öyle saçmalıklar yaşanıyor ki, öyle üç-beş düzgün kelimeyle anlatamayacağınız kadar bir hal alıyor.

Anlatılmak istenenlerin en masum özeti sanırım;

“Tüküreyim sizin yapacağınız” ise olur.

[*] [*] [*] [*]

Neden mi?

Ailece hayırsever olan Yavuz Ailesi’nin fertlerinden Solmaz Yavuz’un hayır yapmak isterken başına gelenler bundan sonra yapılacak benzer hayır işleri içinde aslında hayati önem kazanıyor.

[*] [*] [*] [*]

Özel Eğitim Uygulama Merkezi yaptırmak isterken 530 bin lirasını batık müteahhit Erol Yaşa’ya kaptıran hayırsever Solmaz Yavuz’un Pusula Gazetesi’nde yer alan açıklamalarının ardından Zonguldak Valiliği’nden açıklama geldi.

Açıklamada deniliyor ki:

“Özel Eğitim Uygulama Merkezi binasının kaba inşaatı hayırseverimiz tarafından yapılmak üzere bir protokol imzalanmıştır.

Bunun üzerine kaba inşaatı yapılacak bina için hayırseverimiz ile müteahhit firma arasında bir anlaşma imzalanmıştır.

Protokol gereğince, anılan uygulama merkezinin kaba inşaatının yapımı sonrasında ikmal inşaatı devlet tarafından yaptırılacaktır.”

[*] [*] [*] [*]

Devam ediyor…

Son bölüme bakalım.

Deniliyor ki:

“Yani hayırseverimiz ile müteahhit arasındaki parasal ilişkide Milli Eğitim Müdürlüğümüzün bir dahli bulunmamaktadır.

Protokol gereği hayırseverimizin uygulama merkezinin kaba inşaatını tamamlaması halinde işin kalan kısmının tarafımızca bitirilmesi mümkün olacaktır. Kamuoyuna saygıyla duyurulur.”

[*] [*] [*] [*]

Yani demek isteniliyor ki:

“Sizin para uçtu. Geri gelirse bir ümit, gelmezse üstüne bir bardak su i煔

[*] [*] [*] [*]

Solmaz Yavuz, geçenlerde Pusula kanalıyla mesaj vermiş ve demişti ki:

“Bu işin içerisinde olan ilgililer ile konuştum.

Kendi kendime de şöyle dedim

Ben Erol'u seviyorum, sevgi başka alışveriş başka.

Ben Erol'a okulun yapımını vermezdim.

Çünkü geçmişini biliyorum.

Ama okulu Erol'a kim verdi?

Bunu bir türlü öğrenemedim.

Hiç kimse bana bunun yanıtını vermedi.”

[*] [*] [*] [*]

Solmaz Yavuz, Vali Ali Kaban’ın sorunun çözüme olan duyarlılığını da hatırlatarak,

“O arada benimle tek ilgilenen ve evime bir heyet yollayarak, ‘Hoca Hanım, sakın üzülmesin, Milli Eğitim olarak bu okulu yaptıracağız ve hoca hanımın ablasının adını o okula vereceğiz’ diye Vali Bey bir heyet yolladı.

Şu anda sizlerin aracılığı ile kendisine sonsuz teşekkür ediyorum, her zaman arkamda durdu ve duracağına da inanıyorum” dedi.

[*] [*] [*] [*]

Milli Eğitim Müdürlüğü’nün açıklamasında ise, kaba inşaat bittikten sonra inşaatın teslim alınacağı yazılıyor.

Yani bu iş uzayıp gider.

Yaşı ilerlemiş olan ve sağlığı da pek iyi olmayan Solmaz öğretmenin de gözleri açık gider.

[*] [*] [*] [*]

Birincisi, Erol Yaşa çıksın ve konuşsun.

İkincisi, böyle işlerde para müteahhide değil, devlete, yani ilgili kuruma teslim edilsin.

Üçüncüsü, hayırsever öğretmenin duygularıyla oynayarak, oradan gelecek para ile zaten batık durumdaki bir müteahhidi kurtarma organizasyonun içinde kimler var.

Siz merak etmiyor musunuz?

Biz ediyoruz.

Dördüncüsü, hadi diyelim ki olmaması gereken bu sorun yaşandı.

Böylesi durumlarda inşaatın devam etmesi neden mümkün değil.

Bu kentin çoooooook çalışkan milletvekilleri orada burada edebiyat yapacaklarına böylesi özel bir durumda neden müdahale etmiyorlar.

Kayıp paranın takibiyle ilgili süreç devam ederken diğer yandan iş yürüyemez mi?

Hadi bürokrasi hantal…

Bu sorundan bihaber yaşayan, kulak tıkayan iktidar siyasetçileri nerede?

[*] [*] [*] [*]

Onca konu varken, bunu yazdık.

Çünkü bunun içinde kentteki manzarayı tarif edecek her şey var.

Ne arasanız var.

Bu ülkede her şeyi kağıt üzerinde halletmeye çalışırsanız yandınız.

[*] [*] [*] [*]

Sayın Vali Ali Kaban, Sayın Milletvekilleri, Sayın Başsavcı.

Ortada kamu vicdanını rahatsız eden ve çok önemli değerlerimizin ticari kurnazlıklara yem edildiği bir durum var.

Bu ayıbı kısa sürede çözmek hepimizin görevi olsa gerek.

Bu iş olacak…

Üniversite okuyan öğrencilere burs sağlanması için yaptığımız çağrıya katkılar geliyor.

Zonguldak Belediyesi öncülüğünde şeffaf ve kamu denetimine açık bir oluşum sağlanarak katkıda bulunmak isteyenlerle ihtiyaç sahibi öğrencilerin buluşturulacağı düşüncesine gelen destekler önemli.

Hoş, hala uzayda yaşayan söz ve yetki sahipleri de var, ama olsun.

Önemli olan bu düşünceye dört kolla sarılmaya hazır olan insanlar da var.

Bu konuyu unutmadık.

Ve sürekli olarak buradan hatırlatacağız.

Katkıları paylaşacağız.

Bu düşünce olgunlaşacak ve meyve vermeye başlayacak.

Katkınız olacaksa lütfen yorumlayın.

Nail Baba’yı uğurladık…

Hayatımızda çok anlamlı bir yeri olan gazeteciliğin duayen ve saygın ismi Nail Baba’yı (Nail Güreli), İstanbul Zincirlikuyu’da uğurladık.

Kendi ellerimizle koyduk toprağın kalbine…

Yaşamında yeterince değeri anlaşılamayan Güreli için yazılanlar, Türkiye’nin onun gazetecilik anlayışına ne kadar muhtaç olduğunu bir kez daha ortaya koydu.

Biz de elimizden geldiğince onu yaşatmak ve verdiği mücadeleyi aşılamak için mücadele edeceğiz.

Mekanın cennet olsun Nail Baba…

Ahmet Tokyay…

İstanbul’da çalışan kardeşlerimizden, dostlarımızdan birisi Ahmet Tokyay…

Uzun yıllar Zonguldak’ta birlikte koşturduğumuz Tokyay, uzun süredir Basketbol Federasyonu’nun ve milli takımların tek fotoğrafçısı…

Milli Takım nerede, Tokyay orada…

Tek başına mücadele ediyor ve çok başarılı işler çıkarıyor.

Çok daha başarılı işler çıkararak adından söz ettirecektir.

Ama şunu bir kez daha gördük ki, Zonguldak’ın böylesi başarılı isimlerinin bürokraside ve siyasette yeterince sahibi yok.

Cumhuriyet düşmanları!

Cumhuriyete yönelik gizli tehditler her geçen gün çok daha açık hale geldi.

Cumhuriyet, cumhuriyetin değerleri ve cumhuriyetin mimarlarına yönelik bu tehditlerin, baskılamaya, küçümsemeye çalışanların, algı operasyonu peşinde koşanların hangi hesaplar içinde olduğunu görüyoruz. Bunlar yeni değildi zaten. Gerek siyasi sistem içinde kendilerine daha fazla yer buldukları için gerekse ifade özgürlükleri kıstas alındığında seslerini daha duyuyoruz.

Bir bakıma iyi de oluyor.

Her şeyin yolunda gittiğini düşünerek, cumhuriyet sahip çıkma noktasında pasif duranlar kenetleniyor.

Daha fazla kenetleniyor.

Cumhuriyeti kimse yıkamaz.

Yeter ki, lafta değil, özde sahip çıkalım.

Sadece söylemle, gösteri ile değil, o değerlere özde sahip çıkalım.

Yeter ki, “Cumhuriyete sahip çıkıyoruz” diyerek başka toplumsal değerleri yok etmeden, değerleri çiğnemeden, kimseyi ötekileştirmeden.

Bu yolda yapılan tüm hatalar cumhuriyet düşmanlarının elini güçlendirir.