İrem Yağcı mantar zehirlenmesi şüphesiyle hastaneye kaldırılmış sonrasında bir dizi ihmal ve hatalar zinciri sonrası Ankara´ya sevk edilirken yolda yaşamını yitirmişti.
Olay Kurban Bayramı´nın sonuna denk gelmiş, ajanslar konuyu haber yapmış, bizler de yer vermiştik.
Aradan günler geçti ses seda çıkmadı.
Olayın perde arkasında yaşananlarla ilgili bizlere ulaşan bilgiler ışığında İrem´in ölümünün nedenlerini sorguladık.
"İrem neden öldü´ diye manşet attık.
Yaptığımız görüşmeler ve gelen bilgiler bize peş peşe yapılan hataların İrem´in ölümüne neden olduğunu gösteriyordu.
En azından tedavi aşamasında yapılan ihmal ve savsaklamalara aklımız ermemişti.
Bu süreçte, sürece dahil olan bazı sağlık çalışanlarının İrem´in ailesini geç haber vermekle suçlamaları da tartışılmalıydı.
Ancak en önemlisi Ankara´ya sevk kararı çıkmış bir çocuğu götürecek ambulansın neden saatlerce hazırlanamamasındaydı.
Diğer büyük bir ihmal ise ´tam teşekküllü´ denilmesine rağmen ambulansta doktorun olmaması, tıp teknisyeninin ise şoförün yanında oturmayı tercih etmesindeydi.
Tıp teknisyenin 7 aylık hamile olması ise haber içinde haberdi.
Pusula konunun peşini bırakmadı ve sorulara yanıt aradı. Kimse de bu konuda bizleri yalanlayamadı. İrem´in bir yakını Pusula´nın haberini Hürriyet´e gönderdi. Geçtiğimiz Cumartesi günü Hürriyet İrem´in ölümünü manşet attı.
Aynı gün Pusula´nın yan manşetindeki haberde İrem´in başında olması gereken teknisyenin şoförün yanında oturduğu ve ailesine "Sorun olduğunda cama vurmaları" yönündeki tavsiyeleri yer alıyordu.
CHP Milletvekili Ali Koçal haberler üzerine aradı ve bir süre görüştük.
Olayın görünen ve görünmeyen kısımlarını anlattım.
Önceki sayılarda çıkan haberimizin yer aldığı gazeteyi de kendisine ulaştırdık.
İrem´i geri getirmek mümkün değildi.
Ancak sağlık sistemindeki gün yüzüne çıkan laçkalığın tekrarının yaşanmaması gerekiyordu.
Koçal dün meclis kürsüsünden İrem´in neden öldüğünü sordu.
Gazetelerde yer alan iddiaları hatırlattı.
Sonra Sağlık Bakanı ile görüşüp Zonguldak´ın sağlık sistemindeki sorunların doğru araştırılıp araç ve doktor ve hemşire sayılarının arttırılmasını istedi.
Ali Koçal bunu normal şartlarda anlatsa kimse pek tınlamazdı.
İrem´in dramı mecliste dinleyen milletvekillerinin yüreğini de burktu.
İrem´in ölümüyle ilgili müfettiş soruşturmasının ardından sanırım Sağlık Bakanı Zonguldak´la daha yakından ilgilenecektir.
Ali Koçal´a teşekkür ediyor ve kutluyorum.


Yatırımcı yalnız


Bölgede iş yapmak isteyen insanların karşısına çıkan en büyük engel bürokrasi.
Bu hep böyleydi.Hala böyle.
Özel çabalar olmadan bürokratik aşamalar bitmek bilmiyor.
Kalkınma Ajansı´nın bu sorunu ne kadar çözeceği konusunda henüz bir değerlendirme yapamıyoruz.Ancak kömür dışındaki alanlarda yatırım yapmak isteyenlerin birçoğu bu bürokratik engellerden bahsediyor. Vali de yardımcı olsa, Milletvekili de yardımcı olsa engeller kolay aşılamıyor.
İşte OSB´lerin durumu. Gelen arazi bakıyor, giden arazi bakıyor. Kimi yol ve ulaşımı gerekçe gösteriyor, kimi gerekli desteği bulamıyor.
Öyle; "Yatırımcı gelsin" demekle yatırımcı gelmiyor. Nedenler çok.
Ancak en önemlisi girişimci ve yatırımcı kendini yalnız hissediyor.


Siyaset ahlakı!


Bir şeyler söyleyip, söyleyip sonunda; "Ne olacak onları siyaseten söyledim" diyenlerin sayısı çoğalıyor. Olur mu hiç öyle?
Siyasetçi inanmadığı şeyi söyler mi hiç. Her ne olursa olsun asla söylememeli.
Halk da siyasetçiden bunu istememeli. Ne demek siyaseten söylemek? Siyasette yalanları ´siyaseten´ masum kılmak kimseye yakışmaz. Kimse kimseye siyaseten falan bir şey söylemesin. Derdi olan derdini, sorunu olan sorununu çıkıp adam gibi açıklasın.
Sonra kimse siyaseten kıvranıp durmasın.


Yüzleşme şart


Zonguldak´ta sorunların neden kolay kolay çözülemediği ile ilgili farklı tespitler yapılır.
Bana göre en temel sorun tarafların yüzleşmeden kaçması. Yani kentte yaşayan herkesin esasında çözüm ortağı olduğu düşünülürse önemli olan bu düşünceleri bir potada eritebilmektir. Siyaset ve bürokrasi bir araya gelip yüzleşemiyor. Herkes kendi yolunda giderken patikalarda ilerlemeye çalışıyor. Birbirini öteleme, birbirini iteleme hatsallığı sarmış her yanımızı. Oysa sık sık yüzleşme olsa, fikirler samimi bir şekilde beyan edilse bu darboğazdan çıkmak daha kolay olacak. Bakın çevrenize. Kendileri gibi düşünenlerle yol almaya çalışanlar bir yere mutlaka tosluyor. Farklı görüş ve düşüncelere tahammülsüzlük Zonguldak´ı yiyip bitiriyor.
Ağabeyler böyle günler için var ama bizde ağabey yok.