Geçtiğimiz hafta gazete ve televizyonlarda bir haber yayımlandı:


&8220;Karaman´da Başyayla İlkokulu Müdürü Ümit İbrahim Öztürk, geçtiğimiz dönem başarılı olan öğrencilerin başından sınıf ortasında para saçtı. Bu görüntülerden hazırlanan ve okulun resmi web sitesinde yayınlanan klip, kaymakamlık ve velilerin tepkisi üzerine yayından kaldırıldı.


Başyayla İlkokulu Müdürü Ümit Öztürk, geçen dönem kitap okuma yarışması ve karnesinde not ortalaması ile sınıfında dereceye giren öğrencilere, diğer öğrencilere teşvik olması için para dağıttı. Birinciye 20, ikinciye 15 ve üçüncüye de 10 lira dağıtan Müdür Öztürk, sınıflara tek tek gidip başarılı öğrencileri tep tek sınıfın ortasına çağırdı. Ardından da öğrencilere paraları, başlarından saçarak verdi. Öztürk´ün paraları, ´Şöyle başına saçalım. Bak bankadan gıcır gıcır getirttim bunları. Hadi hayırlı olsun´ diyerek saçması dikkat çekti. Bu anların görüntülerinden oluşturulan klip ise, okulun resmi web sitesinde yayınlandı.

Klibin okulun web sitesinde yayınlanmasının ardından kaymakamlık ve velilerin tepkisi üzerine yayından kaldırıldığı ve Müdür hakkında soruşturma başlatıldığı öğrenildi.&8221;

Bence adama büyük haksızlık yapmışlar.


Ben olsam; soruşturma açma yerine, takdirname niyetine bir maaş ikramiye, yani &8220;para&8221; verirdim.


Neden mi?


Benim çocukluk ve gençlik yıllarımda, başarılı öğrencilere, ödül olarak; takdirname, teşekkür, iftihar belgeleri, madalya, şilt, kırtasiye malzemeleri, çoğu kez de kitap gibi şeyler verilirdi.


Ben de ilkokulda sınıf birincisi olmam nedeniyle aşağıdaki kitabı almıştım.


Elli beş yıldır onurla saklıyorum.


Bu vesileyle, Başöğretmenim Reşat Hoca ve sınıf öğretmenim Lütfiye Yeşilbaş&8217;ı saygıyla anıyorum.


O zamanlarda, hayalimizdeki hediye, öğretmenlerin kullandığı, gövdesi yeşil, kapağı siyah Pelikan marka dolmakalemdi. Onu almak çok zordu. Çok başarılı bir öğrenci olmak gerekiyordu. Para ise, aklımızın ucundan bile geçmezdi.


O günden bu yana köprülerin altından çok su aktı.


Toplum da, değer yargıları da değişti.


Toplumculuk, yerini bireyciliğe bıraktı.


En kutsal değer; ahlak, erdem, onur ve bölüşme gibi değerlerin yerine para geçti.


Paran kadar şerefli, değerli ve adam sayılma devri geldi.


Şimdi o müdüre soruşturma açmaya hakkınız var mı?


Bakanların kolunda daire fiyatında kol saati, Başbakanın evinde sıfırlandığı halde 50 milyon Dolarlar, banka genel müdürünün evinde ayakkabı kutularına doldurulmuş paralar, bakanların evlerinde para sayma makinaları, her gün gördüğü, şahit olduğu alınan-verilen rüşvetler, &8220;çerez parası&8221; dedikleri 500 bin liralık makam arabaları, parayla işe adam almalar, parayla satılan sınav soruları, parayla dağıtılan adalet vb&8230;


Bunları gören, bunlarla eğitilen biri, başarılı öğrencisine elbette hediye olarak para verecek. Kitap zaten tehlikeli, zararlı&8230; Çok okursan, maazallah dinden de çıkarsın!


Ne yani, o zaman kabak çekirdeği mi versin?



Önümüzdeki seçim, bir gerçeği ortaya koyacak.


Seçim; her gün &8220;ahlak, namus dürüstlük&8221; diyen CHP, MHP, HDP ve benzerleri ile paradan başka laf etmeyen AKP arasında geçecek.


Bakalım, vatandaş kimin ya da neyin yanında yer alacak?


Merakla bekliyorum.


Ben ne tarafta mıyım?


Elbette birinci tarafta!



Bu tavanın tüm balıkları; seçiminiz hayırlı olsun!