Zor bir yılı geride bıraktık.
Gerçi, bizim için hayat hep zordu.
Zonguldak'ta, Zonguldaklı bir maden işçisinin çocuğu olmak başlı başına zorluktu.
Yaşamın kıyısında kendimize yer tutabilmek için mücadele verdik.
Kavga, daha okul sıralarında başladı!
Ne ön, ne arka sıra bizim oldu!
Bulduğumuz yere oturduk!
"Orası bizim" diyenler oldu!
Biz, oturduğumuz yere hep sahip çıktık!
Kavga, hep bu yüzden büyüdü!
Haksızlığa, hırsızlığa, devlet malına çökmeye daha o günlerden karşı çıktık.
Dedeleri jandarma zoruyla madene indirilmiş, mükellef torunlarıydık biz.
Millet dağları delip kömür çalarken, "Ha o arktan bu arka penumdur" derken, biz devletin sarı zarfından bile korkarak büyüdük.
Bu itiş-kakışın arasında kendimize bir yer tuttuk.
31 yılı aşan bu mücadelenin sonunda Pusula'yı zirveye taşıdık.
Bundan sonra Pusula bizi taşıyacak.
Yalanlara, yılanlara, çıyanlara rağmen, koro halindeki söylem ve eylemlere rağmen dimdik ayaktayız.
Yılmadan, yorulmadan mücadeleye devam edeceğiz.
"Kimsenin işine karışma ışam" diyen annenin çocuğu olarak gazetecilik yapmak elbette zordu.
Çünkü bizim işimiz, herkesin işine karışmaktı!
Hırsızların, soysuzların, nitelikli dolandırıcıların, imar rantçılarının, tefecilerin, kaçakçıların, makamını kişisel çıkarları için kullananların, Zonguldak insanını aldatanların, baskı yapanların işine hep karıştık!
Bundan sonra da karışmaya devam edeceğiz!
En büyük gücümüz, inancımız...
Yıllar içinde edindiğimiz tecrübemizi, zekamızla birleştirdiğimizde tüm zorlukları yenebileceğimizi biliyoruz.
Bir muhabir olarak başladığımız bu meslekte resmi ilan alan iki gazete kurmak, Zonguldak'ın ilk haber televizyonunu yayın hayatına sokmak ve "Pusula" markasını zirveye çıkartıp, yıllardır orada tutmak gibi bir başarımız var ortada.
Bu mücadelemize destek veren herkese teşekkür ediyoruz.
Mücadele azmimizin artarak devam edeceğini hatırlatıyoruz.
Yüreği Zonguldak için atan herkesin yeni yılını en içten dileklerimizle kutluyor; sağlık, mutluluk ve esenlikler diliyoruz.

Size de mutlu yıllar...
Zonguldak'ta 9 yıl Cumhuriyet Başsavcılığı yaptıktan sonra AK Parti'den Zonguldak Milletvekili olan, eşinden ayrılıp kızından küçük bir kadınla evlenen Hüseyin Özbakır, senin de yeni yılın kutlu olsun!
İş Bankası'ndaki işlemler nedeniyle zimmetten 20 yıl, Ereğli'de bir işadamının çekine sahte kaşe imza bastığı için nitelikli dolandırıcılıktan 13 yıl ceza alan Yasin Hamzaçebi, senin de yeni yılın kutlu olsun!
Zonguldak'ta imar kirliliğinin kitabını yazan, devletin, milletin, belediyenin, yargının gözüne soka soka kaçak bina yapan Sami Aydın, senin de yeni yılın kutlu olsun!
Nüfus kağıdı kayınvalidesinin cebinde olduğu halde, önemli adam rolleriyle iş dünyasında rol kapmaya, siyaset dünyasında yer kapmaya çalışan arkadaş, senin de yeni yılın kutlu olsun!
Zonguldak'ta tuvalet derneği seçimi olsa, ekip halinde oraya koşan, başkan olmak ya da yönetime girmen isteyen arkadaşlar, sizin de yeni yılınız kutlu olsun!
Borcunu ödemek için yaptığı havaleyi icra yoluyla geri alan, kendini ticaret erbabı sananların da yeni yılı kutlu olsun!

Günün Fıkrası: Noel Baba...
Postanede çalışan memurlar, yılbaşı günü Noel Baba'ya yazılmış bir mektuba rastlarlar. Tabi "Noel Baba" diye birisi olmadığı için mektubu kendileri açıp okurlar. Mektupta söyle yazıyordur:
"Sevgili Noel Baba... Ben, 10 yaşında bir çocuğum. Hiç kimsem yok. Yetimhanede kalıyorum. Diğer arkadaşlarıma birçok hediye geldi ama bana hiç hediye getiren olmadı. Senden üç şey istiyorum. Bana bir kalem, bir kalem kutusu, bir de ayakkabı gönderirsen, çok sevinirim."
Memurlar, mektubu okuyunca, çocuğa çok acırlar. Kimsesiz çocuğu mutlu etmek ve Noel Baba'ya olan inancını sarsmamak için kendi aralarında para toplayıp hediyeleri kendileri almaya karar verirler. Kalem ve ayakkabıyı alırlar, para yetmediği için kalem kutusunu alamazlar. Aldıkları hediyeleri gönderdikten günler sonra çocuktan teşekkür mektubu gelir. Mektup şöyledir:
"Sevgili Noel Baba, gönderdiğin hediyeleri aldım. Beni çok memnun ettin. Gönderdiğin hediyelerden birisi gelmemiş. Onu da herhalde postanedeki şerefsizler almıştır."