Dün bu köşede, “Size ‘İnan’mıyoruz” diyerek, TTK Genel Müdürü Burhan İnan’a istifa çağrısı yapmıştık.

GMİS Genel Başkanı Eyüp Alabaş da, Genel Müdür Burhan İnan imzasıyla yayınlanan, icralık işçilerin iş akitlerinin feshedileceği şeklindeki genelgeyle ilgili açıklamasında, “TTK bu kafayla yönetilemez” diyerek sert bir tepki koydu.

Alabaş, “TTK Kozlu Müessesesi’nde yaşanan böyle bir kazadan sonra bu kaza, arkadaşlarımızın özel yaşamına dikkat etmediği, dolayısıyla moral ve motivasyon eksikliğinden bu kazanın yaşandığı algılaması oluşturabilecek, zamanlaması tam bir vurdumduymazlık, tam bir aymazlık içerisinde yayınlanmış bir genelgedir” dedi.

Burhan İnan, bu genelgeyle şöyle mi demek istiyor:

“Bakın, TTK’da ölümlü kazalar olmuyor. Biz önlem alıyoruz. Ama çalışanlar dikkatsiz. Bu kazalar ve ölümler, çalışanlar yüzünden oluyor. Özellikle icralık olan işçiler ölüyor.”

Bilindiği gibi AK Parti yönetimi de, TTK Genel Müdürü Burhan İnan’ı istemiyor.

Bir MHP tutuyordu, TTK Genel Müdürü Burhan İnan’ı.

Onun de nedeni ortaya çıktı. Meğer, Kozlu ve Üzülmez’de iş yapar Star adlı şirketin sahibi, MHP milletvekilinin eşiymiş. “Enişteye ayıp olmasın” diye ses çıkartmıyorlar. Bir de TTK Genel Müdürlüğü’ne, “Zonguldaklı bir isim gelir” diye rahatsız oluyorlar.

Mesele bu. Gelinen noktada TTK Genel Müdürü Burhan İnan, başarısız olmuştur. İşçi alımına rağmen TTK’da üretim düşmüş, zarar azalmamıştır. Zarar yerine moraller azalmıştır. Burhan İnan’a olan siyasi destek bitmiştir. Sendikanın da Burhan Bey’e “İnan”cı kalmamıştır. Burhan İnan’ın kendisine “İnan”cı var mı, onu merak ediyorum.

Kaygan zemin!

Bilim insanlarımızdan biri, zemin hareketleriyle ilgili raporun ardından yaptığımız yorumlardan rahatsız olmuş. Zaten biz de, “biraz rahatsız olsunlar, hiç olmazsa bundan sonra dikkat ederler” diye yazıyoruz bu yazıları. Ama galiba yine istedikleri yerden anlamışlar. Elbette… Arkadaşların tuzu kuru. Kendilerinde bir sıkıntı olmadığı için, vatandaşın halini düşünmüyorlar. Biz ise, Zonguldak insanını da, Zonguldak müteahhidini de düşünmek zorundayız hocam. Sizin gibi sadece cebimizi düşünemeyiz. Bilginiz olsun…

Kıssadan Hisse: Bir parmak fark!

Günün birinde Vezir, Padişah ile samimiyetine güvenerek; Padişahın neşeli bir zamanında sorar:

“Hünkârım, bildiğiniz üzere sürekli yanınızdayım ve her konuda size yardımda bulunuyorum. Akıllıca düşünmek ve sorunlara çözüm bulma konusunda da sizden aşağı kalır yanım yok! Lakin siz Padişahsınız, ben ise Vezirinizim. Aramızda ne fark var?”

Bu soru üzerine Padişah, işaret parmağını uzatmasını ister; kendi de işaret parmağını Vezire uzatır. Vezire, "Isır!" der, kendisi de Vezirin parmağını ısırmaya başlar. Bir müddet cebelleşmeden sonra Vezir; dayanamayarak bağırır. Bunun üzerine Padişah, Vezire dönüp, “Eğer sen feryat etmesen, ben de takatimin sonunda idim. Ama sen feryat ettiğine göre, ben demek ki senden daha dayanıklıyım” demiş ve eklemiş:

“Bırak da aramızda bir parmak fark olsun!”

Günün Fıkrası: Boynuz!

Adamın biri, evlendikten bir müddet sonra yurtdışına gider ve çocuğunun doğumuna yetişemez. Geldiğinde, çocuğunun zenci olduğunu görür ve karısına sorar:

“Bu çocuk niye zenci?”

Karısı:

“Sütüm kesilmişti, zenci bir sütannesi bulduk. Onun sütünü emince böyle oldu!”

Adamın içinde şüphe kalmış ve annesine gidip durumu anlatmış. Annesi:

“Benim de zamanında sütüm kesilmişti, seni inek sütüyle besledim. O yüzden şimdi boynuzların çıkıyor!..”

Günün Sözü:

İnsanın kırk yaşına kadar geçen yılları bir kitap, geri kalan yılları da o kitabın eleştirisidir.

Arthur Schoppenhauer