31 Mart 2019 Pazar akşamını iple çekiyorum.
Seçim sonuçları geldiğinde neler yazacağımı, hangi aday kazanırsa, hangi başlığı atacağımı bile tasarlamış durumdayım.
Adayların açıklanmasında gösterdiğimiz performansı, sonuçların açıklanmasında da göstereceğiz.
İlçe ilçe, belde belde en sıcak gelişmeleri her zaman olduğu gibi en hızlı biçimde sizlere ulaştıracağız.
Seçim takviminin son günlerinde insanların artık bu işten sıkıldığını görüyorum.
Seçim haberlerinin okunma oranları giderek düşüyor.
Seçim dönemlerinde kimseyle kötü olmamaya azami gayret gösteririm.
Adaylarla bile kötü olmamaya çalışırım.
Şunun şurasında tek caddeli bir şehirde yaşıyoruz.
Kazanan ve kaybeden ile karşılayacağız.
Aynı havayı soluyacak, aynı acıya ağlayacak, aynı olaya güleceğiz.
AK Parti adayı ile CHP adayı, CHP Adayı ile MHP Adayı, MHP ile AK Parti adayı birbirini görünce, askerlik arkadaşlarını görmüş gibi sevinip birbirlerine sarılıyorlar.
Ki onlar, rakiplerini yenebilmek için para, zaman ve güç harcıyorlar.
Bize ne oluyor ki!
Halk kimi istiyorsa, o kazansın!
"Bazıları rahat etsin" diye söylüyorum.
Kimi istiyorsanız, o kazansın!
Günün Fıkrası: Bu sefer boğa kazandı!
Adamın biri, Madrid'in en şık lokantalarından birine oturmuş, yemek yiyecek, menüyü inceliyor.
Tam bu esnada, yandaki masalardan birine muhteşem bir yemek gelmiş.
Böyle çeşit çeşit garnitürün içine oturtulmuş, nefis bir sosla bezenmiş iki koskoca lop et parçası, mis gibi de kokuyor.
Garsonu çağırmış adam, "Gözüm kaldı şu beyin yediğinde, bir porsiyon da bana getirin lütfen!" demiş.
"Ahhh, görüyorum ki Senyör, Madridli değil. Bu lokantamızın dünya çapında bir spesyalitesidir. Ancak haftalarca önceden sipariş vermek gerekir..." diye cevap vermiş İspanyol garson...
"Yapmayın ya! Peki, nedir bu, ayıptır sorması?" diye sormuş adam.
Garson, "Bu, Senyör, boğa yumurtasıdır. Hemen karşımız arena biliyorsunuz, boğa güreşinde öldürülen boğanın yumurtalarıdır bu! Ama haklısınız, nefis bir yemektir..." demiş.
"Tamam tamam, önümüzdeki ay iş icabı tekrar Madrid'e geleceğim. Şimdiden yerimi ayırtın ve 'boğa yumurtası' spesyaliteniz için bana bir rezervasyon yapın!" demiş müşteri...
Burnunda o nefis koku, bir ayı zor geçirmiş adam.
Koşa koşa Madrid'in merkezindeki o meşhur lokantaya atmış kendini akşam...
Garsona kim olduğunu hatırlatmış, peçeteyi yakasına sıkıştırmış, başlamış beklemeye...
Beş dakika, on dakika...
Önce yine o mis gibi koku, derken garson elinde kocaman tabakla gelmiş, yine nefis garnitür, mis gibi bir sos ve ortada iki küçücük lop et parçası...
"Bu ne? O müşteriye getirdiğiniz tabakta koskoca iki et parçası vardı..." diye isyan etmiş adam.
"Ahh Senyör, Madridli olmadığınız nasıl da belli... Bu bir kısmet meselesi, bu sefer maalesef boğa kazandı!" demiş garson...
Kısmetinize efendiler, 31 Mart'ta bakalım kime, ne servis edilecek?