MHP İl Başkanı Mustafa Korkutan dün mektup yazmış.


GMİS Başkanı Ramis Muslu ve TSO Başkanı Salih Demir&[#]8217;e göndermiş.


Geçtiğimiz günlerde bende bu sütunlarda Ak Parti Milletvekili Polat Türkmen&[#]8217;e bir mektup yazmıştım.


Onu hatırladım.


&[#]8216;Polat ağabeye mektup&[#]8217;un son bölümünde şöyle yazıyordu;


&[#]8216;Sevgili Polat Ağabey.


Herkes seni sever, sayar.


Sen de seversin, sayarsın.


Bu sevgi nasıl bir sevgiyse ben pek bir şey anlamadım.


İki dönemdir milletvekilisin. Allah gönlüne göre versin. İki dönem daha seçil.


Ama Zonguldak´a olan sevgini görelim artık. Lafla değil, icraatlarınla daha çok sev memleketini.


ÇATES´ten başla mesela.


ÇATES´in, TTK´nın, kömürcülerin, Zonguldak´ın derdini en iyi bilen sensin.


Yani bu güne kadar hep öyle söyledin.


Zonguldak da öyle inandı.


Şimdi o sevgini göstermenin zamanı.


Saygılar Polat Ağabey


Henüz bir yanıt gelmedi.


Polat Türkmen komisyon ve parti teşkilatı gereği il il geziyor.


Bizim postacılar da Polat Türkmen&[#]8217;in peşinde.


Muhtemelen mektup bu yüzden Türkmen&[#]8217;in eline geçmedi.


Çocukken mektupların sonuna &[#]8216;Kestane kebap, acele cevap&[#]8217; yazardık.


Keşke yine yazsaydım!


Dünkü yazımda asıl sorunun milletvekillerinde değil, yerel idareciler ile seçilmişler, atanmışlar, sivil toplum kuruluşlarında olduğunu anlatmaya çalıştım.


Mustafa Korkutan&[#]8217;ın dünkü mektubu da bu anlamda önemli.


Korkutan da mektup yazmış.


Ama Polat Türkmen&[#]8217;e değil.


İki önemli kuruma.


Sendika ve TSO&[#]8217;nun başkanlarına.


&[#]8216;Zonguldak kurultayı yapsanız nasıl olur?&[#]8217; diyor.


Bence çok önemli.


Görüşler, fikirler darmadağın.


Bunlar ancak böyle toplantılarla tek ses haline getirilebilir.


Ortak tavır gelişmez ise herkes yalnız kalır.


Biz de birbirini satan çok olur ama olsun.


Yine de doğru olanı savunmak onun için mücadele etmek gerekiyor.


Kime gitseniz bir yakınma dinliyoruz.


O zaman neden bir araya gelip daha yüksek sesle haykırmıyoruz.


Kurumlar, odalar, sendikalar, siyasiler kendileri gibi düşünmeyenleri ötekileştirirken aslında kendilerini yalnızlaştırıyorlar.


Dünde söyledim.


Kimseye kızmadan önce kendinize bir kızın.


İnsan hiç aynaya bakıp; &[#]8220;Ben bu salaklığı nasıl yaptım. Hay eşek kafam&[#]8221; demez mi?


Ben derim. Herkes demeli, diyebilmeli.


İstanbul&[#]8217;dan, Ankara&[#]8217;dan, Almanya&[#]8217;dan dostlarımız, okurlarımız Zonguldak&[#]8217;taki gelişmelerin seyrini izlerken şaşkınlıklarını gizlemiyorlar.


Komedi dükkanına döndük haberimiz yok!


Çünkü Zonguldaklılar şaşırılacak işler yapıyor.


Birbirlerini ötekileştirme, küçümseme, iteleme peşindeler.


Bu devam ettiği sürece ne iş birliği çıkar, ne tek seslilik. Önce şeffaf olacağız.


Bir kere seçmek yetmiyor.


Kurumların başında olanlar birinci derece sorumlu.


Milletvekilleri ikinci derece sorumlu.


Zonguldak&[#]8217;ın önünün her alanda bu kadar tıkanmasının en büyük nedenleri bizleriz.


Bu bağlamda Mustafa Korkutan&[#]8217;ın mektubuna nasıl bir yanıt alacağını bilemiyorum. Ancak bazı konuları siyaset üstü bir yaklaşımla çözebiliriz.


Bizler bu sürece aynı kararlılıkla katkı vermeye çalışacağız.


Hormonlu büfeler!


Zonguldak Kent Merkezi&[#]8217;nin çeşitli yerlerinde büfe ve benzeri yerlerde kafasına göre takılanların sayısı artmış durumda.


Gözlemlerimiz bizi yanıltmıyorsa mekânlar, büfeler &[#]8216;Çingen çadırı&[#]8217; gibi büyüyor.


Bir yerinden başlayan kafasına göre çıkıyor.


Çatı çekiyor, tabela asıyor.


Adamlar yolun ortasına kadar çıkıyor.


Kaldırımlar işgal ediliyor.


Hem görsel estetik hem işgal anlamında gözleri rahatsız eden bu durumlarda Zonguldak Belediyesi&[#]8217;nin, meclis üyelerinin fikirleri de bir biriyle çelişiyor.


Herkes işine, Belediye ile Esnaf Odası camdan bakıyor!


Yazık çok yazık!