Bu köşede şöyle bir yazı yazdık:
“Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem, Cuma günü yardımcısı Hatice Alın’ı makamına çağırıyor!
“Hatice Hanım! Temizlik İşleri Müdürü Ahmet Tatar ile konuş! İstifasını versin.” diyor!
Hatice Hanım, Ahmet Tatar’a Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem’in talebini iletiyor!
Ahmet Tatar, “Ben istifa etmiyorum! Alabiliyorsa alsın” diyor!
Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem, oğlu ile birlikte Cumartesi günü Harun Yücel’i Soğuksu’daki işyerinde ziyaret ediyor!
Ahmet Tatar’ı müdür yapan Harun Yücel idi!
Tahsin Erdem, Ahmet Tatar’ı alamayınca Harun Yücel’in ayağına gitti!
Durumu izah etti!
Neler olacağını önümüzdeki günlerde göreceğiz!
Ama Zonguldak’ta çöpler toplanmıyor!
Sokaklar çöpten geçilmiyor!
Caddeler yıkanmıyor!
Bir gazetecinin gündüz, bir gazetecinin gece yönettiği, çocuklarını yönetemeyen bir belediye başkanından belediyeyi ve kenti yönetmesini bekliyoruz!
Biz, bir delege ağasının atadığı müdürü görevden alamayan belediye başkanından belediyeyi ve kenti yönetmesini bekliyoruz!
Kendini yönetemeyen birinden kenti yönetmesini bekliyoruz!”
Zonguldak Belediyesi güne operasyon ile uyandı!
Zonguldak Belediyesi’nin üçüncü katında olanların basına nasıl sızdığı araştırıldı!
Köşe/bucak muhbir aradılar!
Sonra, “Bu iş Harun Yücel’den çıkmış olabilir” diye düşündüler!
Sonra Zonguldak Belediyesi Temizlik İşleri Müdürü Ahmet Tatar’ı görevden aldılar!
1.5 yıldır Zonguldak’ı temizleyemeyen Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem, faturayı Temizlik İşleri Müdürü’ne kesti!
Temizlik İşleri Müdürlüğü’ne vekaleten Zonguldak Belediyesi Personel Şirketi Müdürü Erinç Kuru’yu getirdi!
Tahsin Erdem, Erinç Kuru’yu Temizlik İşleri Müdürlüğü’nün başına Zonguldak’ı temizlesin diye getirmedi!
Onu şirketin başından almak istiyordu!
Bir türlü alamıyordu!
Tahsin Erdem, belediye içinde iktidar değildi!
Aslında kimi görevden alırsa alsın, kimi göreve getirirse getirsin başarılı olma şansı yok!
Zonguldak Cumhuriyet tarihinin en başarısız, en vizyonsuz, en korkak belediye başkanı ile karşı karşıyayız.
Kendini temizleyemeyen bir belediye başkanı, kentini temizleyebilir mi?
Tahsin Erdem, arkasını kime dayadı?
Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem, makamındaki Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın fotoğrafını kaldırdı!
Yerine Mustafa Kemal Atatürk’ün fotoğrafını koydu!
Bu değişimi soran gazetecilere ise “Benim yapmacık işlerle işim olmaz. Ben sırtımı sadece Mustafa Kemal Atatürk’e dayarım, başka hiç kimseye değil. Bu kararın Genel Başkanımız Özgür Özel’in gelişiyle hiçbir ilgisi yok. Bu konuda daha ne söylemem gerekiyor” dedi.
Haberin ardından CHP eski Belediye Meclis Üyesi Sema Sazak Koç, "Göreve başladığınız gün kime dayamıştınız ki?" diye sordu!
Bir başkası, “Şimdiye kadar aklın neredeydi?” dedi.
Göreve geldiğin günden bu yana, bir buçuk yıldır arkasını Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a dayayan Tahsin Erdem, ne oldu da arkasını Mustafa Kemal Atatürk’e dayamak zorunda kaldı?
Bence Tahsin Erdem doğruyu söylemiyor!
Tahsin Erdem, önseçimde arkasını Mustafa Özdemir ile Halil Furat’a dayadı!
Halik Furat, belediyeye oğlunu, kızını, yeğenini dayadı!
Tahsin Erdem, delege seçimlerinde arkasını Halil Furat ile Harun Yücel’e dayadı!
Harun Yücel belediyeye kızını, partiye damadını dayadı!
Gündüzleri arkasını Mustafa Özdemir’e dayadı!
Mustafa Özdemir de Romanları belediyeye dayadı!
Akşamları arkasını Akın Kavi’ye dayadı!
Akın Kavi’de annesinin bahçesini belediyeye dayadı!
Size çok samimi bir şey söylüyorum!
Tahsin Erdem, arkasını Atatürk’e dayadığını söylüyor ya!
Atatürk bugün Samsun yerine Zonguldak’a çıksa!
“Tahsin bu ne hal! 26 Ağustos 1931’de Zonguldak’a geldim! O tarihte bile Zonguldak daha temizdi” demez miydi?
Hele belediyeye eş, dost, akraba, partili doldurduğunu görse!
“Tek parti döneminde bile bunu yapmadık! Cumhuriyeti bu şekilde mi ilelebet payidar kılacaksınız?” demez miydi?
Kıssadan Hisse: Fark yaratmak
Columbia Üniversitesi’nde bir öğrenci, matematik dersinde uyuyakaldı.
Uyandığında, diğer öğrenciler sınıftan çıkarken tahtada yazılı iki problem gördü. Bunların ödev olduğunu sanarak defterine not aldı ve eve gidince çözmeye karar verdi.
Evine vardığında, bu problemlerin son derece zor olduğunu fark etti. Ancak yılmadı. Durmaksızın çalıştı, araştırmalar yaptı, kütüphanede kitaplar inceledi… ve sonunda, dört sayfalık uzun hesaplamalarla bu problemlerden birini çözmeyi başardı.
Bir sonraki derste, profesörün bu sözde ödevden hiç söz etmediğini görünce şaşırdı. Elini kaldırarak sordu:
- Hocam, geçen derste verdiğiniz ödev hakkında neden hiç konuşmadınız?
Profesör şaşkınlıkla cevap verdi:
- Ödev mi? Onlar ödev değildi… Şimdiye kadar kimsenin çözmeyi başaramadığı matematik problemlerinden örneklerdi sadece!
Öğrenci afallamış halde yanıtladı:
- Ama… Ben ikisinden birini çözdüm!
Çözümü incelendi, doğruluğu onaylandı ve Columbia Üniversitesi kayıtlarına, artık onun adıyla birlikte geçti. Bu hikâye hâlâ üniversite koridorlarında anlatılır.
Farkı yaratan neydi?
Profesörün bu problemlerin “imkânsız” olduğunu söylediğini duymamıştı.
Sadece, çözülmeleri gereken problemler olduğunu düşünmüştü.
Zorluğa boyun eğmedi. Azim, kararlılık ve cesaretle hareket etti.
Ders:
Sana “yapamazsın” diyenleri dinleme.
Bu mesaj sınıfta uyumayı teşvik etmiyor; ne olursa olsun kendi potansiyeline inanmanı söylüyor.
Fiziksel olarak bir yerde bulunmak yetmez.
Farkı yaratan senin kararlılığın olacak.
Başarı seninle olsun.