Kendi sorununu, kentin sorunu yaparak sorunu çözemezsin. Önce kendi sorununu çözeceksin ki, kente sorun olmayacaksın.
Biz niye sürekli &[#]8220;Kendini değil, kentini düşünen gazete&[#]8221; diye yazıyoruz.
Şimdi anlıyor musunuz bizi?
Bu şehir bu hale geldiyse, kentin geleceğini değil, kendi geleceğini düşünen milletvekilleri yüzünden geldi&[#]8230;
Kendi geleceğini düşünen il-ilçe başkanları yüzünden geldi&[#]8230;
Kendi geleceğini düşünen belediye başkanları yüzünden geldi&[#]8230;
Kendi geleceğini düşünen bürokratlar yüzünden geldi...
Kendi geleceğini düşünen işadamları yüzünden geldi&[#]8230;
Kendi geleceğini düşünen gazeteciler yüzünden geldi&[#]8230;
Ve kendi geleceğini düşünmeyen vatandaşlar yüzünden geldi&[#]8230;
Toplum önderleri, siyasetçiler, bürokratlar ve işadamları, kendilerini düşündükleri kadar yaşadıkları bu kenti düşünselerdi, bugün boğuştuğumuz sorunların birçoğunu bilmiyor olacaktık. Hepimiz suçluyuz. Karabük&[#]8217;e, Bartın&[#]8217;a kızmanın bir anlamı yok.
&[#]8220;Dünkü çocuk&[#]8221; muamelesi yapacağımıza, &[#]8220;Niye geri kaldık?&[#]8221;ın hesabını yapıp daha çok çalışarak yürümemiz lazım.
Zenginin malı, züğürdün çenesini yorarmış.
Biz de kent olarak, başka kentlerde yapılanları konuşup çenemizi yoruyoruz.
Çalışıp beynimizi ve bileğimizi yorsak, çok daha iyi olmaz mı?
Mithatpaşa Tüneli&[#]8230;
Genel Yayın Yönetmenimiz Atilla Öksüz, dün öğle saatlerinde, &[#]8220;Abi, ben çıkıyorum&[#]8221; deyince, &[#]8220;Hayırdır&[#]8221; diye sordum. Meğer Mithatpaşa Tüneli&[#]8217;ne kepçe vurulmuş, onun haberini yapacak. Beraber gittik. Nasıl mutlu olduk.
İşe başlayınca, bir adım atılınca, sonu geliyor. Kepçe vuruldu. Tünelin ağzı açılıyor.
Ama çıkışta istimlak sorunları olacak. Özellikle 2&[#]8217;nci Makas&[#]8217;ta&[#]8230;
Devletin, yani Valiliğin bu işleri şimdiden çözmesi lazım&[#]8230;
Mithatpaşa Tüneli, Zonguldak şehir trafiğine nefes aldıracak tek alternatiftir.
Bu işte emeği geçen herkesi kutluyorum.
Elbette, başta Genel Yayın Yönetmenimiz Atilla Öksüz&[#]8217;ü&[#]8230;
Kıssadan Hisse: Durun ve düşünün!
Adam, yeni aldığı otomobiline bakmak için evinden çıktığında, üç yaşındaki oğlunun gayet mutlu bir biçimde elindeki çekiçle, otomobilin kaportasını mahvettiğini görmüş. Hemen yanına koşmuş ve çocuğun eline çekiçle vurmaya başlamış. Biraz sakinleşince oğlunu bir hastaneye götürmüş. Doktor çocuğun kırılan kemiklerini kurtarmaya çalıştıysa da, elinden bir şey gelmemiş ve çocuğun iki elinin parmaklarını kesmek zorunda kalmış. Çocuk ameliyattan çıkıp, gözlerini açtığında, bandajlı elini fark etmiş ve gayet masum bir ifadeyle, "Babacığım, arabana zarar verdiğim için çok üzgünüm" demiş ve sonra babasına şu soruyu sormuş:
" Parmaklarım ne zaman yeniden çıkacak?"
Babası evine dönmüş ve intihar etmiş...
Çok sevdiğiniz birine karşı sabrınızı yitirdiğinizi anladığınızda, önce biraz düşünün. Otomobiller onarılabilir, ama kırılan kemikler ve incinen duygular hiç bir zaman onarılamaz. İnsan hata yapar. Hepimiz hata yaparız. Fakat öfkeyle ve düşünmeden yapılan şeyler, insanı sonsuza kadar rahatsız eder. Durun ve düşünün. Harekete geçmeden önce düşünün. Sabırlı olun. Anlayış gösterin ve sevin! (Alıntıdır)
Günün Fıkrası: İmkansız mı?..
Bir gün, bir baba, oğluna timsahla kaplumbağanın öyküsünü anlatır.
Der ki:
"Bir timsah, kaplumbağayı yutmak ister; kovalamaya başlar. Tam yakalayıp yutacağı sırada kaplumbağa kenara sıçrar ve bir ağaca tırmanır."
Öykünün burasında çocuk hayretle:
"Baba, hiç kaplumbağa ağaca çıkar mı?"
Babası şu cevabı verir:
"Çıkması lazımdı oğlum. Çıkması lazımdı. Kurtulması için çıkması lazımdı..."
Günün Sözü:
Düşünceleriniz ne ise, hayatınız da odur... Hayatınızın gidişini değiştirmek istiyorsanız, düşüncelerinizi değiştiriniz...
Marcus Aurelius