Ereğli’de sıkışan bir kavşak var...
İstanbul yol ayrımındaki kavşak sorunu çözülemedi.
Yeni yapılan Ereğli Devlet Hastanesi’nin oradan Alaplı’ya çıkacak bir karayolu projesi vardı.
O proje hayata geçmiş olsaydı, İstanbul yol ayrımındaki kavşağa ihtiyaç duyulmayacaktı.
Oraya harcanan parayla diğer çevre yolu yapılabilirdi.
Allah’tan Kozlu’ya o üst geçitli köprü yapılmadı!
O proje; Kozlu’yu, denizden, sahilden kopartacaktı!
Kavşaklar önemli...
Şehir içlerindeki kavşaklar daha önemli!
Şehirlerdeki kavşaklar önemli!
Siyasetteki kavşaklar önemli!
Bürokrasideki kavşaklar daha önemli!

Kıssadan Hisse: Neyi, nasıl söylediğin önemli...

Padişah, bir gece rüyasında tüm dişlerinin döküldüğünü, yemek bile yiyemez hale geldiğini görür. Sıkıntı içinde uyanır. Vezirini çağırıp sarayın rüya tabircisinin hemen huzuruna getirilmesini buyurur.
Uyku sersemi tabircibaşı yanına gelince, padişah düşünü anlatıp sorar:
"Tabircibaşı, bu rüya hayır mıdır, şer midir? Neye işarettir, hele... Bir söyle..."
Tabircibaşı; biraz düşünür, sonra utana sıkıla, "Şerdir, Padişahım... Uzun yaşayacaksınız... Ama ne yazık ki, tüm yakınlarınızın gözlerinizin önünde birer birer ölüp sizi yapayalnız bıraktıklarını göreceksiniz" der.
Bir an sessizlik olur, ardından padişah kükrer:
"Tez atın şunu zindana, felaket habercisi olmak neymiş öğrensin!"
Tabircibaşı, yaka-paça götürülüp zindana atılır. Padişah, bir başka tabircinin bulunmasını emreder. Huzura getirilen ikinci tabirciye de rüyasını anlatıp sorar, "Hayır mıdır, şer midir?" der.
İkinci tabirci de önce biraz düşünür ama sonra yüzü aydınlanır...
"Hayırdır, Padişahım... Bu rüya, tüm yakınlarınızdan daha uzun yaşayacağınızı gösterir. Daha nice seneler boyu ülkenizi yönetebileceksiniz."
Padişah, ağzı kulaklarında buyurur:
"Bu tabirciye iki kese altın verin!"
Başından sonuna kadar durumu izleyenler, tabirciye sorar:
"Aslında sen de, tabircibaşı da aynı şeyi söylediniz. Neden onu cezalandırdı da seni ödüllendirdi?"
Tabirci güler:
"Elbette aynı şeyi söyledik ama önemli olan, kimilerine 'ne' söylediğin değil, "nasıl' söylediğindir."

Günün Fıkrası: Berber...

Adam traş oluyor, berber soruyor...
- Ne var, ne yok?
- İtalya'ya tatile gidiyoruz...
- Bu mevsimde İtalya acayip sıcaktır, kalabalık, her yer pistir. Ne ile gideceksiniz?
-TWA Trans World Airlines...
- Ne... TWA filosu eski, hep rötar yapar, hostesler çirkindir. Roma'da nerede kalacaksınız?
- Mariott Hotel'de...
- Çok kötü bir oteldir, oda servisi falan beklemeyin, yerlerde hamam böcekleri gezer. Roma’da ne yapacaksınız?
- Roma’yı gezeceğiz, papayı göreceğiz...
- Koca meydanda pencereden el sallayacak, karınca kadar.....
Bir ay sonra berberde:
- Eeee tatiliniz nasıl geçti?
- Harikaydı... TWA, filoyu yenilemiş. Fazla bilet satmışlar, bizi business classa aldılar, şampanya vs, hostes o kadar güzeldi ki, uçuş bitmesin istedik.
- Otel?
- O da harikaydı... Orada da fazla satış yapmışlar, bizi kral dairesinde ek ücret almadan ağırladılar.
- Papa?
- Meydanda toplandık binlerce kişi, bir asker omzuma dokundu, “Papa hazretleri bazı ziyaretçilerle tanışmak istiyor” dedi. Bizi bir salona aldılar, şerbet ikram ettiler. Papa geldi, diz çöküp elini öptük ve o sırada Papa benimle konuştu.
- Ne dedi? Ne dedi?
- “Ne bu saçının hali? Seni hangi i..ne traş etti?"