Çaycuma'da bir polis merkezinde yaşanan olayları dün gazetemizde paylaştık.

Bir polis memuru, genç bir kızla beraberlik yaşıyor.

Polis memurunun nöbetçi olduğu akşamlar, genç kız da karakolda oluyor!

Beraber nöbet tutuyorlar!

Evli ve çocuk sahibi polis memuru, sevgilisine şapkasını giydirip fotoğraf çektiriyor!

Fotoğraf, sosyal medyadan paylaşılıyor.

İnsan düşünmeden edemiyor:

"Bu karakolun bir sorumlusu yok mu?"

Kız, karakola gidip şikayet ediyor!

Ama Karakuşi Kadı'nın hikayesine dönüyor iş!

Ananı öpen kadı ise; kimi, kime şikayet edeceksin?

Neyse ki, kız olayı BİMER'e yazıyor! Polis memuru tutuklanıyor.

Biz haberi yayınladıktan sonra, haberi kaldırmamız için dört bir yandan baskı geldi.

Sanki haber kalkınca, polis memuru ile genç kızın yaşadığı rezalet ortadan kalkacakmış gibi!

Olayın duyulmaması için yeterince tedbir alınmış!

Gazeteciler tembihlenmiş!

Bu olay, dünyanın her yanında haberdir.

Bu olayı haber yapmayan, gazeteci değildir.

Şimdi bu haberi yaptığımız için; bize bilenen, kumpas hazırlığında olan, kendi kendine hesap yapan, tuzak kuranlar olacaktır.

Ama Allah'ın da bir hesabı var!

Öyle bir hesap yapar, öyle bir tuzak kurar ki, nereden geldiğini şaşırır insan!

Onun için herkes elini vicdanına koysun, işini yapsın!

Madenciler mesaiden kaçmış!

27 yıl yeraltında çalışıp, meslek hastalığından hayatını kaybetmiş bir madencinin çocuğuyum ben.

Hafta sonunda, iş çıkışı "otobüsün koltukları kirlenmesin" diye oturmayan maden işçilerinin haberini ilk yapan kişiyim.

Fotoğrafı sosyal medyadan buldum, gece siteye attım.

Sağ olsun, bir ajans hiç sormadan haberi aldı, kullandı.

Sonra diğer ajanslar...

Madencinin ne kadar güzel insanlar olduğu haberleri yapıldı.

Herkes gibi biz de mutlu olduk.

Sonra eleştiriler geldi.

Madenciler için "Tiyatro oynadılar" denildi.

Madenciler, bu söze çok kızdı.

Olayları izliyorsunuz.

Ama bu işçiler gerçekten ocaktan erken çıkmışlar!

Yani mesaiden kaçmışlar.

Türkiye çapında güzel bir algı oluşunca, yevmiye cezası yemekten kurtuldular.

Şimdi "Zonguldak'ın, madencinin adını güzel duyurdular" diye bu madenci arkadaşları hoş görüyoruz.

Kurum yöneticileri ve sendika da durumu idare etti.

Ama lütfen alışkanlık yapmasın!

Biri sizi çeker, rezil olursunuz!

Kıssadan Hisse: Armağan...

Bir delikanlıyla bir genç kız, birbirlerine çılgıncasına aşık olmuşlardı. Ve nişanlanmaya karar verdiler. Nişanlılar, her zaman birbirlerine armağan sunarlar. Ama delikanlı, yoksuldu, sahip olduğu tek zenginlik ona dedesinden kalan saatti. Sevgilisinin güzel saçlarını düşünerek, ona çok güzel bir gümüş tarak alabilmek için, dedesinden kalan saati satmaya karar verdi. Genç kızın da sevdiği erkeğe nişanlılık armağanı alacak parası yoktu. O da, yaşadığı yerin en büyük tüccarına giderek saçlarını sattı. Eline geçen parayla da, sevdiği adamın saatine altın bir köstek satın aldı. Ve nişanlanacakları gün yeniden buluştuklarında, genç kız ona, sattığı saat için bir köstek armağan etti; delikanlıysa genç kıza, kestirdiği saçlarını taraması için gümüş bir tarak.

Bu kıssanın hissesi size kalsın!

Günün Sözü:

"Bir memlekette insanlar namuslu olduklarıyla ayrıca övünüyorlarsa, o memleketin hali dumandır."

Yol Ayrımı / Kemal Tahir