İzzet Altınmeşe'nin derlediği bu Diyarbakır türküsü, tam da bugünleri anlatıyor.
"Kar yağar kar üstüne...
Derdim var dert üstüne...
Cellat boynumu vursa...
Yar sevmem yar üstüne..."
Yoğun kar yağışı, kent merkezlerinde bile hayat akışını zorlaştırdı.
Elektrik kesintileriyle, su kesintileriyle, ulaşım kesintileriyle hayat felce uğradı.
Kışın çok daha uzun ve sert geçtiği ülkeler bu işi nasıl başarıyorlar?
Biz daha kar lastiği takmayı, karda araç kullanmayı ya da kullanmamayı öğrenemedik!
Belediyemizin; tuzu az, nazı fazla olunca, halkı otobüs yerine dolmuşa bindiriyor!
Ama dolmuş canı isterse kalkıyor!
Şu rahmeti nasıl eziyete dönüştürmeyi başarıyoruz, değil mi?
Nüfus kağıdı cebinde olmayanlar!
Bu şehrin en büyük sorunu, nüfus kağıdı cebinde olmayan "adam"lardır!
"Adamım" diye gezerler ama ceplerinde başkalarının nüfus kağıtları vardır!
Bunlarda "kafa" vardır! Ama içi "boş"tur! O boşluğu başkaları doldurur!
Kumbara gibi düşünün! Samanlık gibi düşünün! Teneke gibi düşünün!
Yağ koyarsan yağ, yal koyarsan yal olur!
Siyasette, ticarette, bürokraside, sivil toplum kuruluşlarında, sendikalarda, medya örgütlerinde durum böyle...
Kerameti kendinden menkul insanların, önemli insan pozlarına büründüğü Zonguldak'ta, kimse oturduğu koltuğa vermiyor!
Aksine, büyük çoğunluk "almak" için koltuğa oturuyor.
"Almak" deyimini sadece para olarak düşünmeyin.
Bu koltukların en önemli özelliği kişilere "kimlik" kazandırması...
Kimliği olmayan birisi, böyle bir göreve geldiğinde kimlik kazanıyor.
Koltuktan gidince, kimliğini kaybedeceği için elinden gelenin fazlasını yapıyor.
İşte sorun burada başlıyor.
Kişide kimlik olsa, hiç sorun olmayacak.
Liyakatli olan koltuğa oturacak.
Zonguldak'ın bugün bu durumda olmasının en önemli nedeni, kendi kimliğiyle gezemeyen insanların, kent yönetiminde söz sahibi olmalarıdır.
Zonguldak tribünleri...
Zonguldak Dernekleri Federasyonu (ZONDEF) Genel Başkanı Ziya Öncan, İstanbul Yenikapı Fuar Alanı'nda düzenlenen "Zonguldak Tanıtım Günleri"nin ardından Zonguldak'a gelip çeşitli ziyaretlerde bulunmuş!
Almanya'daki Zonguldaklılar Derneği de böyleydi!
Orada gece yapıyor, gelip burada hava atıyordu!
400 bin kişinin ziyaret ettiğini söylediği Zonguldak Tanıtım Günleri'ni 35 bin kişinin ziyaret ettiği ortaya çıktı!
İlk düğme yanlış iliklenince, sonu böyle "büzük" duruyor işte!
İlki yapılan Zonguldak Tanıtım Günleri'ni, 35 bini 400 bin yapacak bir skandalla taçlandırmak yanlış oldu.
İnşallah bir sonrakinde bu kadar çok hata yapılmaz.
Paris'ten bildireceğim!
Avrupa'da yaşayan bir arkadaşım davet ediyor... "Seni Paris'e götüreceğim" diyor!
"Ne var Paris'te?" diyorum!
"Gel, tam senlik bir iş var" diyor.
Fransa'da, Paris'te tam benlik bir iş ne ola ki?
Benim tarzımı biliyorsunuz!
Siyaseti, magazini severim.
Acaba böyle bir iş mi?
Paris'le bağlantısı olan arkadaşlar ipucu versin!
Günün Fıkrası: Teşanüş yaparız!
Osmanlının son dönemlerinde, zampara adam, sevgilisine kapıdan uğrayarak, "Benim hanım memlekete gidiyor, bu hafta sonu sendeyim" der.
Kadın, "Tühhh! Ay halim var, keşke bir hafta sonra olsaydı" der.
Adam da, "Olsun, teşanüş yaparız" der.
Ama kadın "teşanüş"ü anlamaz. Mahallenin emekli hayat kadınlarından birine gidip durumu anlatarak,
"Abla, sen görmüş-geçirmiş karısın, bu 'teşanüş' ne ola ki?" diye sorar.
Emekli hayat kadını cevap verir:
"Kızım, vallahi ben de anlamadım ama tecrübelerime dayanarak söylüyorum, sen her ihtimale karşı hazırlan."