Kimilerinin ekonomik gücü ile iş gücü ancak kaldırım yapmaya yeter.
Kimilerinin gücü otoban yapar.
Kaldırımda yürümek bedavadır.
Her hangi bir şekilde kullandığınız yaya yolu için ücret ödemezsiniz.
Otobanlara ücret ödemek zorundasınız.
Bir de oraları kullanmak için araç edinmeniz gerekir.
Araç edinmekte bir şey değil!
Aracınızın deposunu dünyanın en pahalı yakıt cinsleri ile doldurmak zorundasınızdır.
Toplu taşıma araçlarını kullanmıyorsanız, otobanlara ödeyeceğiniz miktar bütçenizi sarsacaktır.
&[#]8220;Olsun varsın, ben paramı ödeyecek durumdayım&[#]8221; derseniz sizi kimse kınamaz.
Hatta, &[#]8220;Bravo. Her şeye karşın ülkemizin ekonomisine katkıda bulunuyor&[#]8221; şeklinde övgüye layık görülebilirsiniz.
Sonuçta her kuruşla özel tüketim vergisini, katma değer vergisini ödeyen yurtsever bir kişisinizdir.
Ne mutlu size.
Kaldırımlar yayalar içindir.
Yaşanılan kentlerde, olmaz ise olmaz kıvamında bir yapılaşmadır.
Halkın her türden kişilerine hizmet eder.
Kaldırımları yapmak belediyelerin işidir, otobanları, bölünmüş yolları yapmak, iktidarların.
Her iki erk bu işleri yapmakla yükümlüdür.
Ancak bu işleri yapan ile yapılmasına ön ayak olanların kendilerine övünç payı çıkartmalarını tam anlamak olası değildir.
Kurumların yapmak zorunda oldukları işleri neden kişiler kendine mal ederler ki?
Sanki onlar olmaz ise, bu işler yapılmayacakmış gibi havalara girmenin ne denli çocuksu olduğunun farkına varmazlar mı ?
Nedense belediyeler ile iktidar temsilcilerinin -eskiden olsun, şimdilerde olsun- böylesine çekişmeleri hiç hoş olmuyor.
Hele iktidar milletvekilleri, kendilerinden olmayan belediyelerin çalışmalarına karşı neden olumsuz gözle bakarlar?
Oysa; iktidar milletvekilleri ile belediyelerin ortak projeler üretmeleri, omuz omuza eksik gedik kalan işlerin tamamlanmasına çalışmaları özlemi içindeki vatandaşların sürtüşmelerden ne kadar rahatsız olduğunun farkına varamayacak kadar duyarsız mıdır yönetenler?
İktidar olanların, &[#]8220;Benden olmayana iş yaptırmam&[#]8221; anlayışı içinde olmasını istemiyoruz.
Aslında iktidarların kalıcı ve iyi anılması için kendinden olmayanların da yanında bulunması, karşılaştıkları güçlükleri gidermesi gerekmez mi?
Aynı şehrin insanları değil midir bunlar?
Sürtüşme yaratmanın bu güne kadar kime yararı dokunmuştur?
Yapılan hizmetlerden iktidar yanlıları da yararlanmaz mı?
Belediye başkanlarının -bunca yıllık gözlemime dayanarak aktarıyorum- göreve başladıkları andan itibaren kendi parti kimliklerini bir kenara bıraktıklarını ve kentleri için çalıştıklarını söylemek mümkündür.
Milletvekillerinin de aynı şekilde düşünenlerinin ise birkaç dönem daha koltuklarını koruduklarına şahit olmuşuzdur.
Gelişmenin temelinde ortak sorunların her alanda birlikte çözüm üretmekten geçtiğini bir bilebilsek.